Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), 1 Ekim tarihli basın açıklamasında, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etmesine tepki gösterdi. Platform, kararın kadınların boşanma sonrasında karşı karşıya kaldığı yoksulluğu ve bu yoksulluğun temelindeki toplumsal cinsiyet eşitsizliğini dikkate almadığını savundu.
AYM’nin iptal hükmünün Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi öngörülüyor. Türkiye Barolar Birliği de karara ilişkin değerlendirmesinde, nafaka meselesinin kadınların ekonomik ve sosyal koşullarından bağımsız ele alınamayacağını belirtti.
EŞİK’in açıklamasında, gerekçeli kararın 30 Eylül 2026’da yayımlandığı ve iptal hükmünün 30 Haziran 2027’de yürürlüğe gireceği aktarıldı. Platform, AYM’nin 2012 yılında aynı ibareye yönelik iptal talebini reddederken sosyal devlet ilkesini esas aldığını hatırlatarak, aradan geçen sürede kadınların yaşam koşullarında bu yaklaşım değişikliğini haklı kılacak bir iyileşme yaşanmadığını ifade etti.
“Kadınların koşulları değişmeden içtihat değişti”
Platform, kadınların ekonomik bağımsızlığını güçlendirecek güvenceli istihdamın, sosyal güvenliğin ve kamusal bakım hizmetlerinin yeterince sağlanmadığına dikkat çekti. Ev içi ücretsiz emeğin ağırlıklı olarak kadınların omuzlarında kaldığını belirten EŞİK, eğitimden çalışma hayatına kadar devam eden eşitsizlikler ortadan kaldırılmadan nafaka güvencesinin zayıflatılmasını eleştirdi.
Açıklamada, önceki karardan ayrılmayı gerekli kılan yeni anayasal, hukuksal veya toplumsal nedenlerin çoğunluk gerekçesinde yeterince ortaya konulmadığı yönündeki karşı oy değerlendirmesine de yer verildi.
EŞİK’e göre mahkeme, nafaka borçlusunun yükümlülüğüne ilişkin belirliliği öne çıkarırken, boşanma sonrasında yoksulluğa düşen kadınların yaşamlarını sürdürebilmek için ihtiyaç duyduğu hukuki güvenceyi geri plana itti.
Ücretsiz bakım emeği boşanmayla ortadan kalkmıyor
Açıklamada, evliliğin ekonomik sonuçlarının eşler açısından aynı olmadığı vurgulandı. Çocukların ve diğer aile bireylerinin bakımını üstlenen, ev işlerini karşılıksız yapan kadınların eğitim, meslek ve kariyer olanaklarından uzaklaşabildiği; bu kayıpların boşanmanın ardından da devam ettiği belirtildi.
Platform, karşı oy gerekçesinde bu eşitsizliğin ele alındığını aktararak, yoksulluk nafakasının evlilik içinde oluşan ekonomik kırılganlık karşısında insan onuruna uygun bir yaşamı korumayı amaçladığını ifade etti.
EŞİK, “Kadınların kaderi evlilikte fedakârlık, boşanmada yoksulluk olamaz!” sözleriyle, kadınların aile hayatı boyunca üstlendiği emeğin boşanma sonrasında yok sayılmasına karşı çıktı.
Nafakanın ölçütü evlilik süresi değil, ihtiyaç
Platform, “süresiz” ifadesinin kamuoyunda her koşulda yaşam boyu ödeme yapılacağı biçiminde sunulmasını da eleştirdi. Açıklamada, nafaka tartışmasının merkezinde evliliğin kaç yıl sürdüğünün değil, boşanma nedeniyle ortaya çıkan yoksulluğun bulunması gerektiği belirtildi.
EŞİK, nafakaya otomatik bir üst sınır getirilmesinin veya ödeme süresinin doğrudan evlilik süresine bağlanmasının kadınların somut yaşam koşullarını göz ardı edeceğini savundu. Yaş, sağlık durumu, eğitim, çalışma olanağı ve bakım sorumlulukları gibi etkenlerin ekonomik bağımsızlığa ulaşmayı belirlediğine dikkat çekildi.
Platformun aktardığına göre AYM çoğunluğu da bazı koşullarda nafakanın yaşam boyunca sürmesinin gerekli olabileceğini kabul ediyor. EŞİK, buna rağmen mevcut ibarenin iptal edilmesinin kadınlar açısından güvenceleri zayıflattığını ve yeni düzenlemeye ilişkin belirsizlik yarattığını ifade etti.
Anayasal eşitlik ve uluslararası yükümlülükler hatırlatıldı
EŞİK, kararın Anayasa’nın eşitliği düzenleyen 10. maddesi ve ailede eşitliği güvence altına alan 41. maddesi bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Platform, çoğunluğun bu hükümleri inceleme dışında bırakmasını kadınların anayasal haklarının göz ardı edilmesi olarak nitelendirdi.
Açıklamada, Türkiye’nin taraf olduğu Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ne (CEDAW) de dikkat çekildi. Evlilik ve boşanmanın ekonomik sonuçlarının kadınlar ile erkekler üzerinde farklı etkiler yarattığı belirtilerek, nafaka düzenlemelerinin bu eşitsizliği dikkate alması gerektiği vurgulandı.
“Ekonomik kaygılar kadınları şiddet içeren evliliklere mahkûm ediyor”
Platform, nafaka hakkının hedef alınmasının boşanmak isteyen kadınların ekonomik kaygılarını büyüttüğünü belirtti. Gelir ve barınma güvencesinden yoksun bırakılan kadınların, şiddet gördükleri evliliklerden ayrılmasının daha da zorlaşabileceği uyarısında bulundu.
EŞİK, nafakanın kadınların yaşam tercihlerini baskılamak için kullanılmasına karşı çıkarak, ekonomik şiddetin ve kadın yoksulluğunun derinleştiği koşullarda hakkın sınırlandırılmasının eşitsizliği artıracağını savundu.
Fiili eşitlik sağlanmadan nafaka hakkına dokunulamaz
Açıklamanın sonunda kadınların işgücüne eşit katılımı, eşit işe eşit ücret, ücretsiz bakım emeğinin kamusal hizmetlerle paylaşılması ve kadınlara yönelik şiddetin ortadan kaldırılması talepleri sıralandı.
Nafaka tartışmasının bu koşullardan bağımsız yürütülemeyeceğini belirten EŞİK, kadınların ekonomik bağımsızlığı ve fiili eşitliği sağlanmadan nafaka hakkına dokunulamayacağını vurguladı. Platform, kadınların yaşam güvencesini zayıflatan düzenlemelere karşı mücadelesini sürdüreceğini duyurdu.
Haber Merkezi
