Pusula Bülten
TKP'den üç büyük kentte 29 Ekim yürüyüşü: “Çalınan Cumhuriyet'i geri alacağız”
GÜNCEL

TKP'den üç büyük kentte 29 Ekim yürüyüşü: “Çalınan Cumhuriyet'i geri alacağız”

Türkiye Komünist Partisi'nin (TKP) çağrısıyla Ankara, İstanbul ve İzmir'de düzenlenen 29 Ekim yürüyüşlerinde binlerce yurttaş bir araya geldi. “Çalınan Cumhuriyeti Geri Alacağız” sloganıyla gerçekleştirilen eylemlerde sermaye düzenine, sömürüye ve eşitsizliğe tepki gösterilirken emekçi iktidarı ve sosyalist cumhuriyet vurgusu öne çıktı.

Google'da haber kaynağınız olarak seçmek için tıklayın
Yasin YETER Yasin YETER Editör
30-10-2026 08:55 4 dk okuma

Türkiye Komünist Partisi (TKP), Cumhuriyet'in ilanının 103'üncü yıl dönümünde Ankara, İstanbul ve İzmir'de kitlesel yürüyüşler düzenledi. “Çalınan Cumhuriyeti Geri Alacağız” sloganıyla gerçekleştirilen eylemlerde binlerce yurttaş bir araya gelirken, sermaye düzenine ve sömürüye karşı eşitlik, bağımsızlık ve emekçi iktidarı vurgusu yapıldı.

Yoksullaşma ve sömürü düzenine dikkat çeken TKP, Cumhuriyet'in sermaye sınıfı ve siyasi temsilcileri tarafından halktan koparıldığını belirterek yurttaşları 29 Ekim'de sokağa çıkmaya çağırmıştı. Emekçilerin alın terinin karşılığını alabildiği, çocukların ve yaşlıların güven içinde yaşadığı, herkesin insanca yaşam koşullarına kavuştuğu bir Cumhuriyet için mücadele çağrısı yapan parti, üç büyük kentte yürüyüşler gerçekleştirdi.

Ankara: “Bugün eşitlik, laiklik ve bağımsızlık için mücadele günüdür”

Ankara'daki yürüyüş saat 17.30'da Kolej'den başladı. Ziya Gökalp Caddesi boyunca ilerleyen yurttaşlar, “Sermaye defol, bu memleket bizim!”, “Boyun eğme, memlekete sahip çık!” ve “Emperyalizmin askeri olmayacağız!” sloganları attı.

Yürüyüşün Sakarya Caddesi'nde sona ermesinin ardından TKP Ankara İl Başkanı Banu Ünver bir konuşma yaptı. Cumhuriyet'in temel kazanımlarının ortadan kaldırıldığını belirten Ünver, yaşanan yıkımın sorumlusu olarak sermaye sınıfını gösterdi.

Cumhuriyet'in bağımsızlık, egemenlik, halkçılık, kamuculuk ve laiklik değerlerinin tasfiye edildiğini söyleyen Ünver, ülkenin kaynaklarına el koyan ve emekçilerin yoksulluğu üzerinden kendi çıkarlarını büyüten sermaye sınıfını eleştirdi.

Sermaye sınıfının bağımsızlık yerine emperyalist merkezlerle işbirliğini tercih ettiğini, gericiliği ve Yeni Osmanlıcılığı desteklediğini ifade eden Ünver, Cumhuriyet'in tasfiye sürecinin yalnızca mevcut iktidar dönemiyle sınırlı olmadığını vurguladı. Ünver, 12 Eylül darbesiyle başlayan karşı devrimci sürecin Amerikancılık, gericilik, işçi düşmanlığı ve özelleştirmecilik üzerine kurulduğunu belirtti.

Düzen partilerinin ülkenin geleceğini belirlemesine izin vermeyeceklerini söyleyen Ünver, konuşmasını emekçilerin mücadelesine vurgu yaparak tamamladı:

“Bu ülkenin emekçileri bu mücadeleye omuz verecek ve emekçilerin cumhuriyeti yine alın teriyle inşa edilecektir. (...) Bugün 29 Ekim ve ortada salt bir kutlamadan ziyade büyütülmesi gereken bir mücadele gerçeği var. Bugün eşitlik, laiklik ve bağımsızlık için mücadele günüdür. İnsanca bir yaşam, bağımsız ve egemen bir ülke, aydınlık bir gelecek ve çocukların yüzünün gülebilmesi için tek yol bu mücadeleyi yükseltmektir. Yaşasın Cumhuriyet!”

İzmir: “Cumhuriyet'i patrona ve yobaza bırakmayız”

TKP'nin İzmir'de düzenlediği yürüyüş saat 19.00'da Karşıyaka'da başladı. İZBAN İstasyonu önünde toplanan yurttaşlar, pankartlar ve sloganlar eşliğinde Karşıyaka Çarşısı boyunca yürüyerek çarşı girişine kadar ilerledi.

Yürüyüşün ardından düzenlenen basın açıklamasında konuşan TKP Merkez Komite Üyesi Berkay Kemal Önoğlu, Cumhuriyet'in emekçilerin mücadelesiyle yeniden ayağa kaldırılabileceğini söyledi.

1923'te Cumhuriyet'in ilanıyla emekçi halkın önemli kazanımlar elde ettiğini belirten Önoğlu, burjuvazinin zaman içinde devrimin kazanımları üzerinde güç kazandığını ve bugün sermaye sınıfının Cumhuriyet'in varlığını tehdit ettiğini ifade etti.

Büyük holdinglerin 29 Ekim mesajlarını da eleştiren Önoğlu, emekçilerin yoksullukla mücadele ettiği, çocukların okullarda temel ihtiyaçlara erişemediği bir ortamda yüksek kârlar elde eden sermaye gruplarının Cumhuriyet'i sahiplenmesini eleştirdi.

Önoğlu, Cumhuriyet'in patronların insafına bırakılamayacağını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Cumhuriyet bizim için eşitlik, egemenlik ve özgürlük demektir. Cumhuriyet bizim, patrona, yobaza bırakmayız! Mücadelemiz verildikten sonra sırtımızdan bu sömürücüleri attıktan sonra geriye adını koymak kalacak: Yeniden Cumhuriyet, emekçilerin cumhuriyeti olacak, ille de sosyalizm olacak!”

İstanbul: “29 Ekim bizim için artık bir mücadele günüdür”

İstanbul'daki yürüyüş saat 19.30'da Kadıköy Söğütlüçeşme Metrobüs Durağı'ndan başladı. Binlerce yurttaş, halkın emeğini sömüren ve Cumhuriyet'i halktan koparan düzene karşı yürüdü.

Hakları için mücadele eden Şua İnşaat ve Panista işçileri de Patronların Ensesindeyiz Dayanışma Ağı ile birlikte yürüyüşe katıldı. İşçiler, “Alın terimizi patronlara gasp ettirmeyiz” diyerek mücadelelerini sürdürdüklerini vurguladı.

Yürüyüşün ardından Rıhtım Meydanı'nda toplanan yurttaşlara seslenen TKP Merkez Komite Üyesi Alpaslan Savaş, Cumhuriyet'in Anadolu'nun yoksul halkı ve Mustafa Kemal önderliğindeki kadrolar tarafından gerçekleştirilen bir devrim olduğunu söyledi.

Cumhuriyet'in karşı devrim süreciyle geriletildiğini belirten Savaş, bağımsızlığın yerini işbirlikçiliğin, laikliğin yerini gericiliğin, kamuculuğun yerini piyasacılığın aldığını ifade etti. Bu koşullarda 29 Ekim'in kendileri için artık yalnızca bir bayram değil, mücadele günü olduğunu dile getirdi.

Savaş, Cumhuriyet'i halktan koparanların kimler olduğunun anlaşılması gerektiğini belirterek fon vurgunu skandalına da değindi. Siyasetçiler, milletvekilleri, eski bakanlar ve bürokratların da adının geçtiği fon skandalını eleştiren Savaş, yurttaşların birikimlerinin hortumlandığını ve bundan sorumlu olanların halkın karşısına hesap vermesi gerektiğini söyledi.

Emeklilerin düşük maaşlarla yaşam mücadelesi verdiğine, çocuk işçiliğinin MESEM uygulamasıyla meşrulaştırıldığına dikkat çeken Savaş, Meclis gündemindeki Mekke Anlaşması'na da tepki gösterdi.

Türk ve Kürt emekçilerin aynı sermaye düzeni tarafından sömürüldüğünü vurgulayan Savaş, gerçek kardeşliğin etnik, dini veya mezhepsel ayrımlar üzerinden değil, ortak sınıf mücadelesiyle kurulabileceğini ifade etti.

Cumhuriyet'in tasfiyesinden yalnızca AKP iktidarının sorumlu tutulamayacağını söyleyen Savaş, 12 Eylül darbesine, sermaye sınıfına, holdinglere ve farklı siyasi odaklara da işaret etti. Eşitlikçi ve sosyalist bir Cumhuriyet'in ancak işçi sınıfının ortak mücadelesiyle kurulabileceğini belirten Savaş, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“İşçilerin haklarını güvence altına alan; barınma, eğitim ve sağlık gibi temel yaşam ihtiyaçlarının dert edilmediği; sermayenin el koyduğu zenginlikleri geri alıp eşitçe paylaştığımız yeni bir düzen kurmak zorundayız. Bunun adı sosyalizmdir ve bizim asıl ihtiyacımız olan sosyalist bir cumhuriyettir.”

Savaş, emekçi halkın geleceğe güvenle bakabileceği bir düzenin kurulabileceğini belirterek konuşmasını “Gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan bir cumhuriyet mümkündür ve onu mutlaka kuracağız” sözleriyle bitirdi.

Kaynak: Sol Haber 

Bu haber Pusula Bülten tarafından yayımlanmıştır. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

GÜNCEL Haberleri