Türkiye İşçi Partisi (TİP) Sözcüsü Sera Kadıgil, İstanbul Milletvekili Ahmet Şık ve Parti Meclisi ve Bilim Kurulu Üyesi Nazır Kapusuz, fon krizine ilişkin İstanbul İl Başkanlığında açıklama yaptı. Kadıgil, TBMM’de araştırma komisyonu kurulmasını ve milletvekilleri ile bakanların mal varlıklarının araştırılmasını talep etti. Şık ise krizin Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen bir “kontrollü patlatma” olduğunu ileri sürdü.
Şık, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in kriz ortaya çıkmadan 11 ay önce piyasalarda manipülasyon yapıldığı yönünde açıklamada bulunduğunu söyledi. Bu açıklamadan birkaç ay sonra Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) Tera Portföy’e 8,8 milyon lira idari para cezası verdiğini belirten Şık, bunu denetleyici kurumların usulsüzlüklerden önceden haberdar olduğu yönündeki değerlendirmesine dayanak gösterdi.
Şık, SPK’nın ceza kararını kendi sözleriyle yorumlayarak kurumun şirkete manipülasyonların farkında olduğu mesajını verdiğini savundu. Bu ifadeler, SPK kararından doğrudan alıntı niteliğinde değil.
Fon soruşturmasına ilişkin ayrı bir paylaşımında da AKP kulislerinden bilgiler aktaran Şık; Erdoğan’a yapılan sunumlar, Fatma Betül Sayan Kaya’ya yönelik tutum, Mustafa Yazıcı’nın mal varlığı üzerindeki tedbirin kaldırılması ve bazı yargı mensuplarının fonlardan kazanç sağladığı iddialarını gündeme getirdi.
Erdoğan’a sunum yapıldığı iddiası
Şık’ın aktardığına göre, soruşturmanın gündeme gelmesinin ardından ekonomi kurmayları Erdoğan’a fon sisteminin işleyişini anlatan sunumlar yaptı. Adalet Bakanlığının üst düzey bürokratlarının hazırladığı sunumda ise Fatma Betül Sayan Kaya’nın sisteme nasıl dahil olduğunun belgelerle anlatıldığı öne sürüldü.
Şık, Erdoğan’ın Kaya’nın adının dosyada geçmesine tepki gösterdiğini ve görüşme taleplerini reddettiğini iddia etti. Kaya’ya ilişkin belgelerin kamuoyuna sızmasında Adalet Bakanlığı bürokrasisinin rol oynadığı yönünde AKP kulislerinde bir kanaat bulunduğunu da ileri sürdü.
Zeybekci ve Mustafa Yazıcı hakkında iddialar
Şık, Nihat Zeybekci’nin adının ilk sunumlarda şüpheli olarak gündeme getirildiğini, ancak daha sonra yapılan incelemeler ve görüşmeler sonucunda dolandırılan kişiler arasında olduğunun anlaşıldığını iddia etti.
Paylaşımda, Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın mal varlığına ilişkin işlemler de gündeme getirildi. Şık, Mustafa Yazıcı hakkında tedbir uygulanmadan önce Akın Gürlek’in onayının alındığını, ancak tedbirin birkaç saat içinde kaldırılması sırasında kendisine danışılmadığını öne sürdü.
Şık’a göre bu gelişmeler ve dosyadan kamuoyuna yansıyan bilgiler, AKP içindeki bazı çevrelerde parti içi güç ilişkileri üzerinden değerlendiriliyor.
Bazı Yargıtay üyelerinin kazanç sağladığı öne sürüldü
Şık’ın paylaşımındaki bir diğer iddia, bazı Yargıtay üyelerinin fon sisteminden kazanç elde ettiği yönünde oldu. Şık, bu kişilerin 400 bin lira ile 160 milyon lira arasında kâr sağladığını öne sürdü; ancak isimlerini açıklamadı.
Şık ayrıca, üst düzey bir AKP’linin sisteme kendi adıyla değil, bir yakını üzerinden dahil olduğunun para transferleri aracılığıyla tespit edildiğini iddia etti. Bazı kişilerin elde ettikleri paraları yurt dışına aktardığını veya başta Almanya olmak üzere çeşitli ülkelerde yatırıma dönüştürdüğünü de ileri sürdü.
Bu iddialara ilişkin işlem kayıtları, isim listeleri veya doğrulanabilir belgeler, aktarılan açıklamada yer almıyor.
Batuhan Mumcu ve Erdin Özel hakkında iddialar
Şık, Bulls Yatırım ve şirketin ortaklık ilişkileri üzerinden Batuhan Mumcu’nun da AKP kulislerinde konuşulan isimlerden biri olduğunu belirtti. Mumcu hakkında yürütülecek incelemelerin başka üst düzey isimlere uzanabileceği kaygısının bulunduğunu iddia etti.
Erdin Özel’in ise siyaset ve bürokrasiden kişilerin fon sistemine dahil edilmesinde rol oynadığını ileri sürdü. Şık, Özel’in önce adli kontrolle serbest bırakılmasını, ardından tutuklanmasını sorgulayarak ilk aşamada kendisine koruma sağlanıp sağlanmadığının açıklığa kavuşturulmasını istedi.
Özel’in ifadelerinin kamuoyuna yansımadığını belirten Şık, dosyadaki bilgilerin kimler tarafından ve hangi amaçlarla paylaşıldığına ilişkin sorular da yöneltti.
Gürlek’e otel görüşmeleri sorusu
Şık, Akın Gürlek’e daha önce yönelttiğini belirttiği soruları yeniden gündeme getirdi. Emre Tezmen, Muhammed Yarız ve Erdin Özel ile 2024, 2025 ve 2026 yıllarında İstanbul’daki otellerde görüşmeler yapılıp yapılmadığını soran Şık, görüşme gerçekleştiyse tarih, yer, amaç ve içeriklerinin açıklanmasını istedi.
Bu kez Shangri-La İstanbul ve Hilton Bomonti otellerinin adlarını da paylaşan Şık, sorularına yanıt verilmediğini belirtti. Otel isimleri soru biçiminde gündeme getirildi; görüşmelerin gerçekleştiğine ilişkin doğrulanmış bir bilgi sunulmadı.
Şık, Bilal Çalışkan ile Gürlek’in birlikte göründüğü fotoğrafa ilişkin açıklamayı da hatırlattı. Aktarılan açıklamada, Adalet Bakanlığı kaynaklarının Gürlek’in Çalışkan’ı şahsen tanımadığını ve fotoğrafın bir program sırasında anlık olarak çekildiğini belirttiği ifade edildi.
Şık, soruşturmada adı geçen kişilerin iletişim kayıtlarının incelenmesiyle Gürlek’le herhangi bir görüşme trafiği bulunup bulunmadığının araştırılabileceğini söyledi.
Meclis araştırması ve siyasi sorumluluk tartışması
Şık, fon soruşturmasının iktidar açısından siyasi sonuçlar doğurabileceğini savunarak dosyada üst düzey isimlerin kamuoyuna yansımasının engellenmeye çalışıldığını iddia etti. Erken seçim tartışmalarını da bu çerçevede değerlendiren Şık, iktidarın soruşturmanın yaratabileceği siyasi kaybı sınırlamak amacıyla gündemi değiştirecek adımlar atabileceğini öne sürdü.
Kadıgil’in araştırma komisyonu ve mal varlığı incelemesi çağrısı ise fon krizinin mali boyutuyla birlikte siyasetle bağlantılarının da açıklığa kavuşturulması talebini gündeme taşıdı.
Şık’ın aktardığı kulis bilgileri ve kişilere yönelik suçlamalar bağımsız olarak doğrulanmış bulgular niteliğinde değil. Paylaşılan metinlerde, adı geçen kişilerin yeni iddialara ilişkin yanıtları bulunmuyor.

Kaynak:Birgün Gazetesi
