Televizyon kanallarında reklam gelirlerinin azalması, dizi sektöründe yayın takvimlerini ve yapım bütçelerini etkiliyor. Gazeteci Birsen Altuntaş'ın haberine göre ekim ayı, özel televizyon kanallarının son 30 yılda en düşük reklam gelirini elde ettiği ay oldu. Saat başına ayrılan 12 dakikalık reklam kuşaklarının yalnızca yüzde 60'ı dolarken, yüzde 40'ı boş kaldı.
Reklam gelirlerindeki daralma nedeniyle kanallar yeni bölümlerin yayın takviminde değişikliğe giderken yapımcılardan da maliyet indirimi talep ediyor. Bu gelişmeler, ekonomik sıkıntıların dizi sektöründe çalışan emekçilere nasıl yansıyacağı sorusunu da beraberinde getiriyor.
GALATASARAY-STUTTGART MAÇI NEDENİYLE ÜÇ DİZİYE ARA
3 Kasım Salı akşamı oynanacak Galatasaray-Stuttgart karşılaşması TRT 1 ekranlarından yayınlanacak. Bu nedenle kanalın salı akşamları izleyiciyle buluşan Mehmed: Fetihler Sultanı dizisinin yeni bölümü ekrana gelmeyecek.
Özel televizyon kanalları da maçın izlenme oranlarını ve reklam gelirlerini etkileyeceği gerekçesiyle bazı dizilerin yeni bölümlerini yayınlamama kararı aldı. Kanal D'de Haysiyet, NOW'da Anne Yarısı ve Star TV'de Tuzlu Kahve dizileri bu akşam izleyiciyle buluşmayacak.
Futbol karşılaşmalarının olduğu akşamlarda yeni bölüm yayınlanmaması uygulamasının önümüzdeki dönemde daha da yaygınlaşabileceği belirtiliyor.
CUMHURİYET BAYRAMI HAFTASINDA ALTI DİZİ EKRANA GELMEDİ
Yayın takvimindeki değişiklikler bu haftayla sınırlı kalmadı. 29-31 Ekim tarihleri arasında altı dizinin yeni bölümü yayınlanmadı.
29 Ekim Perşembe: Muhtemel Aşk (Show TV), Halef: Köklerin Çağrısı (NOW), Sevdiğim Sensin (Star TV)
30 Ekim Cuma: Kızılcık Şerbeti (Show TV)
31 Ekim Cumartesi: Başkalarının Hayatı (Star TV), Güller ve Günahlar (Kanal D)
Kamu yayıncısı TRT 1 ise cuma günü Taşacak Bu Deniz, cumartesi günü de Gönül Dağı dizilerinin yeni bölümlerini yayınlamayı sürdürdü.
REKLAM BÜTÇELERİ DİJİTAL PLATFORMLARA KAYDI
Odatv'ye konuşan sektör yöneticilerine göre reklam gelirlerindeki düşüşün temel nedenleri arasında ekonomik koşullar, daralan reklam bütçeleri ve yatırımların dijital platformlara yönelmesi bulunuyor.
Çok izlenen bir kanalın yöneticisi, reklam piyasasındaki daralmayı, "Reklam bütçeleri çok daraldı. Reklamveren yok, talep yok, reklam yok" sözleriyle anlattı. Yönetici, tüketimdeki gerilemenin reklam harcamalarını da etkilediğini belirtti.
Bir başka sektör yöneticisi ise reklam piyasasında geçmiş yıllarda ocak ve şubat aylarında görülen durgunluğun bu yıl ekim ayında başladığını söyledi. Şirketlerin ekonomik sıkıntı yaşadıklarında ilk olarak reklam bütçelerini kıstığını, ardından personel azaltma gibi tasarruf önlemlerine yöneldiğini ifade etti.
Kamudaki tasarruf uygulamalarının kamu reklamlarını da azalttığı belirtilirken, bankacılık, otomotiv ve finans sektörlerinde reklam harcamalarının gerilemesi de televizyon gelirlerini etkileyen gelişmeler arasında gösterildi.
KANALLAR YAPIMCILARDAN MALİYET İNDİRİMİ İSTEDİ
Reklam gelirlerindeki düşüşün ardından televizyon kanalları, geçen hafta yapımcıların meslek birliğiyle bir kanalın binasında bir araya gelerek dizi maliyetlerinde indirim talep etti.
Sektör temsilcilerinden birinin verdiği bilgiye göre, 7-8 reyting alan bir dizi bile 20 milyon liranın üzerinde reklam geliri elde etmekte zorlanıyor.
Önümüzdeki hafta dizilerin yeni bölümlerinin yayınlanıp yayınlanmayacağı ise henüz netleşmedi. Sektör yöneticileri, reklam piyasasındaki koşulların günlük olarak değiştiğini, bazı kampanyaların başladığını bazılarının ise ertelendiğini belirtiyor.
DİZİ SEKTÖRÜNDE KRİZİN FATURASINI KİM ÖDEYECEK?
Reklam gelirlerindeki daralma ve yapım maliyetlerinin düşürülmesi talebi, televizyon sektöründe çalışan binlerce emekçinin geleceğine ilişkin soru işaretlerini artırıyor.
Dizi sektöründe ekonomik sıkıntıların ilk olarak set çalışanlarının ücretlerine, çalışma koşullarına ve iş güvencesine yansıması ihtimali dikkat çekiyor. Güller ve Günahlar dizisinin setinde çalışan işçilerin 2025 yılında 65 gün boyunca ücret alamadıkları ve haklarını aradıkları için işten çıkarıldıkları iddiası, sektördeki çalışma koşullarına ilişkin tartışmaların yakın geçmişteki örneklerinden biri oldu.
Kanallar yapımcılardan maliyet indirimi isterken, bu indirimin hangi kalemlerden karşılanacağı da önem taşıyor. Bölüm bütçelerinin düşürülmesi, set emekçilerinin ücretleri ve çalışma koşulları üzerinden mi gerçekleştirilecek?
DİZİLER SANAT ÜRETİMİ Mİ, REKLAM TİCARETİ Mİ?
Ana akım televizyon sektöründe dizilerin üretim ve yayın süreçleri büyük ölçüde reyting ve reklam gelirleri üzerinden şekilleniyor. Kanallar, izlenme oranı yüksek olduğu düşünülen temalara yönelirken yapımcılar da ticari riski azaltmak için benzer hikâyeleri tercih ediyor.
Yayınlanan ilk bölümlerin reyting sonuçlarına göre senaryoların değiştirilmesi, hikâyelerin uzatılması ve izleyiciyi ekranda tutmaya yönelik kurgular sektörün üretim anlayışını belirleyen unsurlar arasında yer alıyor.
Reklam kuşaklarını artırmak amacıyla dizilerin bölüm sürelerinin 120-150 dakikaya kadar uzaması da hem anlatı kalitesini hem de çalışma koşullarını tartışmalı hale getiriyor. Uzun çekim süreleri, haftada altı gün ve günde 12 saate varan çalışma temposu, set emekçilerinin karşı karşıya kaldığı sorunlar arasında bulunuyor.
Televizyon sektöründeki kriz, yalnızca hangi dizinin hangi gün yayınlanacağıyla sınırlı değil. Asıl mesele, reklam gelirlerine bağımlı bir üretim düzeninde ekonomik daralmanın yükünü kimin taşıdığı. Kanallar ve yapım şirketleri maliyetleri azaltmaya çalışırken, bu sürecin bedelinin güvencesiz koşullarda çalışan emekçilere ödetilmemesi gerekiyor.
Kaynak: Sol Haber