Eğitim-İş Merkez Yönetim Kurulu, Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) kuruluş yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı açıklamada, 12 Eylül darbesinin ardından üniversiteler üzerinde kurulan merkezi denetimin bugün de sürdüğünü belirtti. Sendika, üniversite yönetimlerinin seçimle belirlenmesi ve yükseköğretimin demokratik, bilimsel ve özerk bir yapıya kavuşturulması çağrısında bulundu.
“İlk üç yılda bini aşkın öğretim üyesi üniversitelerden uzaklaştırıldı”
YÖK’ün 6 Kasım 1981’de kurulduğunu hatırlatan Eğitim-İş, Kenan Evren’in darbe bildirisinde üniversiteleri, öğretim üyelerini ve öğrencileri hedef aldığını kaydetti. Sendika, YÖK’ün kuruluşunu üniversitelerdeki bilimsel faaliyetleri ve öğrenci hareketini denetim altına alma politikasının bir parçası olarak değerlendirdi.
Açıklamada, YÖK’ün kuruluşunu izleyen ilk üç yılda bini aşkın öğretim üyesinin üniversitelerden uzaklaştırıldığı belirtildi. Eğitim-İş, üniversitelerin tek merkezden yönetilmesinin bilimsel çalışmaların yanı sıra kampüslerdeki düşünce ve örgütlenme özgürlüğünü de baskı altına aldığını ifade etti.
Rektör atamalarına ve kampüslerdeki baskılara tepki
Eğitim-İş, 2002’de YÖK’ü kaldırma vaadiyle iktidara gelen AKP’nin, 24 yıl içinde kurumu üniversiteler üzerindeki siyasi denetimi güçlendirmek için kullandığını savundu. Sendika, rektörlerin üniversite bileşenlerinin iradesi dışında atanmasını “kayyum rektör rejimi” olarak nitelendirdi. Üniversitelerde piyasacı politikaların ve siyasi sadakate dayalı kadrolaşmanın YÖK eliyle yürütüldüğünü ileri sürdü.
Sendika, akademisyenlerin soruşturma ve görev yeri değişikliği tehdidiyle karşı karşıya kaldığını belirtti. Öğrencilerin ise barınma sorunu ve yemekhane zamlarının yanı sıra kampüslerdeki saldırılar, polis baskısı ve tarikatların faaliyetleri nedeniyle eğitim hakkını kullanmakta güçlük çektiğini kaydetti.
Sendika akademik özgürlük verilerine dikkat çekti
Eğitim-İş, açıklamasında 2025 Akademik Özgürlükler Endeksi’ne atıf yaparak Türkiye’nin 0,12 puanla Avrupa Konseyi üyeleri arasında son sırada yer aldığını belirtti. Sendika ayrıca URAP’ın 2025–2026 dünya sıralamasında Türkiye’den hiçbir üniversitenin ilk 500’e giremediğini kaydetti.
“Bilim özgür, üniversiteler özerk olmalıdır”
Eğitim-İş, YÖK’ün kaldırılmasını ve üniversitelerin siyasi iktidardan bağımsız biçimde yeniden yapılandırılmasını istedi. Sendika, akademik ve idari özerkliğin anayasal güvenceye alınmasını, üniversite yönetimlerinin üniversite bileşenlerinin seçtiği temsilcilerden oluşmasını talep etti.
Kanun hükmünde kararnamelerin akademisyenler üzerinde baskı aracı olarak kullanılmasına son verilmesini isteyen sendika, akademisyenlere iş güvencesi sağlanması ve öğrencilerin barınma ile beslenme haklarının kamusal güvenceye alınması çağrısında bulundu.
Haber Merkezi