Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bulunan İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınında, öğrencilerin okullarına gittiği sabah saatlerinde silahlı saldırı düzenlendi.
Resmî makamların son açıklamalarına göre saldırıda 11 öğrenci yaralandı; yaralılardan ikisinin sağlık durumunun ağır olduğu bildirildi. Silahla ateş açtığı değerlendirilen şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Şüphelinin anne, baba ve dedesinin de soruşturma kapsamında gözaltına alındığı, olayda kullanılan silaha nasıl ulaşıldığı ve saldırının arkasında akran zorbalığı bulunup bulunmadığı yönündeki iddiaların araştırıldığı açıklandı.
Olayın ardından bazı kaynaklarda bir öğrencinin yaşamını yitirdiği ileri sürüldü. Ancak bu iddia, haberin hazırlandığı saat itibarıyla yetkili makamlarca doğrulanmadı. Bu nedenle saldırıya ilişkin can kaybı bilgisi kesinleşmiş bir veri olarak aktarılamıyor.
Saldırı, okullardaki şiddet ve güvenlik tartışmasını yeniden gündeme getirirken Eğitim-İş, Milli Eğitim Bakanlığını sert sözlerle eleştirdi. Sendika, eğitim kurumlarında yaşanan şiddetin artık tek tek “münferit olaylar” olarak açıklanamayacağını vurgulayarak Bakanlığın sorumluluğunu hatırlattı.
“Uyardık, duymadınız; çözüm istedik, sorumluluktan kaçtınız”
Eğitim-İş açıklamasında, güvenli okul talebiyle aylar boyunca raporlar hazırlandığı, alanlara çıkıldığı ve on binlerce yurttaşın imzasının Milli Eğitim Bakanlığına teslim edildiği belirtildi.
Öğretmenlerin görev başında, öğrencilerin ise eğitim ortamlarında şiddetin hedefi haline geldiğine dikkat çekilen açıklamada şu ifadeler öne çıktı:
“Uyardık, duymadınız. Anlattık, görmezden geldiniz. Çözüm istedik, sorumluluktan kaçtınız. Bugün yine bir okulun önünden silah sesleri yükseliyor.”
Sendika, saldırıların ardından yayımlanan kısa kınama ve başsağlığı mesajlarının sorumluluğu ortadan kaldırmadığını belirterek Türkiye’de çocukların okula giderken, öğretmenlerin ise görevlerini yerine getirirken can güvenliğinden emin olamadığını kaydetti.
MEB’e tepki: “Göreviniz yalnızca müfredat değiştirmek değildir”
Açıklamada Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e de seslenilerek Bakanlığın sorumluluğunun yalnızca müfredat ve yönetmeliklerle sınırlı olmadığı vurgulandı:
“Göreviniz yalnızca müfredat değiştirmek, yönetmelik yayımlamak, çocukların nasıl giyineceğiyle veya hangi etkinliğe katılacağıyla uğraşmak değildir. O çocukları sağ salim okula ulaştırmak, öğretmenleri görevlerinin başında yaşatmak da sizin sorumluluğunuzdur.”
Eğitim-İş, okul güvenliğinin yalnızca kapılara güvenlik görevlisi yerleştirilerek sağlanamayacağını belirtti. Çocukların yeterli psikososyal destekten mahrum bırakıldığı, rehberlik hizmetlerinin yetersiz kaldığı, toplumsal şiddetin sıradanlaştırıldığı ve silaha erişimin kolaylaştığı koşullarda okul duvarlarının tek başına koruma sağlayamayacağı ifade edildi.
Güvenli okul için kamucu ve bütüncül politika çağrısı
Sendika, okulların hapishaneye dönüştürülmeden de güvenli hale getirilebileceğine dikkat çekerek bilimsel, kamucu ve bütüncül bir eğitim ve sosyal politika uygulanmasını istedi.
Açıklamada, çocukların yaşam hakkını koruyacak politikaların şu temel başlıklar altında hazırlanması gerektiği vurgulandı:
- Okullardaki şiddete karşı kapsamlı ve uygulanabilir bir eylem planının oluşturulması,
- Her okulda yeterli sayıda rehber öğretmen ve psikolojik danışman görevlendirilmesi,
- Okul çevrelerinde geçici değil, kalıcı güvenlik önlemlerinin alınması,
- Çocukların silaha erişimini engelleyecek etkili düzenleme ve denetimlerin hayata geçirilmesi,
- Akran zorbalığına karşı önleyici ve bilimsel programların uygulanması,
- Yoksulluk, dışlanma ve toplumsal şiddeti besleyen koşullara karşı güçlü sosyal politikalar geliştirilmesi.
“Çocuklar vurulduktan sonra fail aramak önlem değildir”
Eğitim-İş, saldırıların ardından soruşturma açılmasının tek başına bir eğitim ve güvenlik politikası sayılamayacağını belirtti:
“Her olaydan sonra üzülmek sorumluluk değildir. Başsağlığı dilemek önlem değildir. Soruşturma açmak eğitim politikası değildir. Devletin görevi çocuklar vurulduktan sonra fail aramak değil, çocukların vurulmasını önlemektir.”
Açıklamada Milli Eğitim Bakanlığına, aylardır talep edilen kapsamlı şiddet eylem planının neden hazırlanmadığı; okullarda yeterli rehber öğretmenlerin, okul çevrelerinde kalıcı güvenlik önlemlerinin ve çocukları şiddetten koruyacak sosyal politikaların neden hayata geçirilmediği soruldu.
“Artık ‘bilmiyorduk’ diyemezsiniz”
Turgutlu’daki saldırının önceden yapılan uyarıları bir kez daha doğruladığı belirtilen açıklamada, Bakanlığın yaşananları “öngörülemeyen” veya “münferit” bir olay olarak değerlendiremeyeceği vurgulandı:
“Artık ‘bilmiyorduk’ diyemezsiniz. ‘Öngöremedik’ diyemezsiniz. ‘Münferit olay’ diyemezsiniz. Çünkü biliyordunuz, uyarıldınız; buna rağmen gerekli önlemleri almadınız.”
Yaralanan öğrencilere acil şifa dilenen açıklamada, olayın bütün yönleriyle aydınlatılması, saldırıda kullanılan silaha erişimin nasıl gerçekleştiğinin belirlenmesi ve ihmali bulunanların ortaya çıkarılması istendi.
Eğitim-İş, saldırıya ilişkin sürecin takipçisi olacağını açıklayarak çağrısını şu sözlerle tamamladı:
“Okullarımızda silah sesi duymak istemiyoruz! Çocuklarımızın cenazesini değil, geleceğini konuşmak istiyoruz! Çocuklarımızın yaşam hakkı sizin ihmalinize bırakılamaz. Artık yeter!”
Kaynak:Haber Merkezi
