Bir evin anahtarı, bir öğrencinin sınıftaki sandalyesi, ay sonunu getirmeye çalışan bir çalışanın ücret bordrosu… Avrupa’da son haftalarda meydanlara taşınan talepler, gündelik hayatın bu temel ihtiyaçlarında buluşuyor.
İspanya ve Portekiz’de barınma hakkı etrafında büyüyen eylemlere, Fransa’da eğitim koşullarına ilişkin protestolar ve İtalya’da genel grev hazırlığı eşlik ediyor. Belçika’da ise eğitim kesintileri ve satın alma gücüne ilişkin kaygılar öğrencileri ve çalışanları harekete geçiriyor. Her ülkenin siyasi koşulları ve örgütlenmeleri farklı; hareketler tek bir merkezden yönetilmiyor. Buna rağmen meydanlarda benzer bir soru duyuluyor: Çalışarak, okuyarak ve emek vererek güvenceli bir yaşam kurmak neden giderek zorlaşıyor?
Rakamların arkasındaki hayat
Avrupa İstatistik Ofisi Eurostat’ın 1 Ekim’de yayımladığı verilere göre, Avrupa Birliği’nde konut fiyatları 2026’nın ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4,7, kiralar ise yüzde 3 arttı. Bunlar AB ortalamaları; kentler, mahalleler ve yeni kiralanan konutlar arasındaki farklılıkları tek başına anlatmıyor. Ancak barınma maliyetlerindeki yükselişin sürdüğünü gösteriyor.
Bir kiracı açısından mesele yalnızca kiranın ne kadar arttığı değil. Gelirinin ne kadarının barınmaya gittiği, taşınmak zorunda kalırsa başka bir ev bulup bulamayacağı ve yaşadığı kentte kalmaya devam edip edemeyeceği de bu hesabın parçası.
İspanya: Bir tahliyeden genel grev çağrısına
İspanya’daki konut hareketinin simgelerinden biri, 87 yaşındaki Maricarmen Abascal oldu. Madrid’in Retiro semtinde 70 yılı aşkın süredir yaşadığı evden 23 Eylül’de tahliye edilen Abascal’ın durumu, kiracıların korunmasına ilişkin tartışmaları büyüttü.
Avrupa Sivil Forumu’nun izleme platformu Civic Space Watch’ın aktardığına göre, kamuoyu baskısının ardından mülk sahibi yatırım şirketi Abascal’ın eve dönmesine izin vermeyi kabul etti. Ancak Abascal, dönüş gerçekleşmeden hastanede yaşamını yitirdi. Madrid’deki Puerta del Sol Meydanı’nda başlayan çadır eylemleri başka kentlere yayıldı.

Konut krizinin siyasi etkisi de büyüdü. Başbakan Pedro Sánchez, konut düzenlemelerinin parlamentoda reddedilmesinin ardından 29 Kasım için erken seçim kararı aldı.
Sendikalar ve kiracı örgütlerinin 11 Kasım için yaptığı 24 saatlik genel grev çağrısı, barınma sorununu ücret mücadelesiyle birleştiriyor. Catalan News’in haberine göre çağrının odağında konut hakkı ve insanca yaşamaya yetecek ücretler bulunuyor.
Hükümetin ekim başında yeniden kabul ettiği konut kararnamelerinin parlamento onay süreci ise devam ediyor. Bu nedenle meydanlardaki mücadelenin yanında, düzenlemelerin nasıl yasalaşacağı da önümüzdeki haftaların önemli başlıklarından biri.
Portekiz: Çadırlar kaldırıldı, barınma talebi sürüyor
Portekiz’de yükselen konut fiyatları ve kiralar, özellikle gençlerin bağımsız bir hayat kurmasını güçleştiriyor. Reuters’ın aktardığına göre ülkede konut fiyatları 2017’den bu yana iki katından fazla arttı; yeni sözleşmelerdeki kiralar da yaklaşık iki katına çıktı.
Lizbon ve Porto’da kurulan protesto kampları, bu sıkışmanın görünür adreslerine dönüştü. Eylemciler, tahliyeleri hızlandıracak ve yeni kira sözleşmelerindeki artış sınırlamalarını kaldıracak düzenlemeye karşı çıkıyor.
27 Ekim’de binlerce kişi bu kez Lizbon’da parlamento önünde toplandı. Milletvekilleri 2027 bütçe taslağını görüşürken göstericiler uygun fiyatlı konut ve protesto hakkının korunmasını istedi.
Kamplara yapılan polis müdahaleleri hakkında iç denetim kurumu ve savcılık ayrı incelemeler başlattı. Başbakan Luís Montenegro ise polisin gereklilik ve orantılılık ilkelerine uygun davrandığını savundu.
Portekiz’deki tartışma, konut politikasına ilişkin iki yaklaşımı karşı karşıya getiriyor: Kiralama piyasasını serbestleştirerek arzı artırma beklentisi ile kiracıların mevcut güvencelerinin zayıflayacağı endişesi. Hükümet, düzenlemenin daha fazla konutun kiraya verilmesini teşvik etmesini bekliyor; kiracı örgütleri ise krizi derinleştireceğini söylüyor.
Fransa: Öğrencilerin itirazı hükümeti adım atmaya zorladı
Fransa’da protestoların başlangıcında öğretmen eksikliği, kalabalık sınıflar ve bakımsız okul binaları vardı. Öğrencilerin talepleri zamanla kamu hizmetlerinin durumu ve yaşam maliyetlerine ilişkin daha geniş bir tepkiyle buluştu.
Hükümet, haftalar süren eylemlerin ardından eğitim alanında yeni taahhütler açıkladı. Üniversiteye geçişte kullanılan Parcoursup sisteminin 2027’de değiştirilmesi, 2028’de yerini yeni bir sisteme bırakması; yükseköğretimde 15 bin ek kontenjan oluşturulması ve öğrenci desteklerinin artırılması planlanıyor.
Okul binalarının yenilenmesi için 4 milyar avroluk kredi imkânı ve bazı lise sınıflarında öğrenci sayısının 28 ile sınırlandırılması da açıklanan önlemler arasında. Ancak öğrenci temsilcileri, paketin ihtiyaçları karşılamadığını belirterek eylemleri sürdürme çağrısı yaptı.
Öğretmen sendikası temsilcileri de daha fazla sınıfın kapsama alınması ve personel eksiklerinin giderilmesi gerektiğini vurguluyor. Reuters’ın 27 Ekim tarihli haberine göre, öğrenci temsilcileri yeni gösteriler için çağrılarını sürdürüyor.
Bu gelişmeler, protestoların hükümeti yanıt vermeye zorladığını gösteriyor. Açıklanan vaatlerin ne ölçüde uygulanacağı ve okulların gündelik koşullarını nasıl değiştireceği ise henüz açık.

İtalya: Ücret, sağlık, eğitim ve barınma aynı grev gündeminde
İtalya’da Genel İşçi Konfederasyonu CGIL, 20 Kasım’da kamu ve özel sektörleri kapsayan 24 saatlik genel grevilan etti.
Sendikanın açıklamasında ücretler, emekli aylıkları, vergi adaleti, sağlık, eğitim ve barınma hakkı birlikte ele alınıyor. CGIL, artan yaşam maliyetleri karşısında hükümetin önlemlerini yetersiz buluyor; kamu kaynaklarının silahlanma yerine toplumsal ihtiyaçlara yönlendirilmesini istiyor.
Gençlerin güvencesiz çalışması, konuta erişimi ve ailelerinin ekonomik koşullarına bağımlı kalması da grev gerekçeleri arasında.
Buradaki itiraz, bütçenin nasıl paylaştırıldığına uzanıyor. Sağlık ve eğitim hizmetlerine ayrılan kaynaklarla askeri harcamalar arasındaki tercih, sendikanın doğrudan siyasi tartışmaya açtığı başlıklardan biri.
Belçika: Eğitim kesintileri ve alım gücü kaygısı
Belçika’da öğrencilerin eğitim bütçesindeki kesintilere ve artan öğrenim maliyetlerine tepkisi, sendikaların satın alma gücünü koruma talepleriyle kesişiyor.
9 Ekim’de Brüksel’de düzenlenen sendikal gösteriye polis tahminine göre yaklaşık 30 bin kişi katıldı. Ücretlerin enflasyona göre ayarlanması, vergiler ve kamu harcamalarına ilişkin kaygılar eylemin gündemindeydi. Öğrenciler de eğitime erişimin zorlaşacağı endişesiyle yürüyüşe katıldı.
17 Ekim’deki gösterilerin ardından Brüksel’de 150 kişinin gözaltına alındığı açıklandı. Polis verilerinde bunların 118’i idari, 32’si adli gözaltı olarak kaydedildi. Bu ayrım, toplam sayının tüm kişiler hakkında aynı adli işlemin yapıldığı anlamına gelmediğini gösteriyor.
Önümüzdeki haftalarda hangi başlıklar izlenecek?
| Ülke | İzlenecek gelişme |
|---|---|
| İspanya | 11 Kasım genel grevi, konut düzenlemelerinin onay süreci ve 29 Kasım seçimi |
| Portekiz | Konut yasası, bütçe görüşmeleri ve polis müdahalelerine ilişkin incelemeler |
| Fransa | Eğitim vaatlerinin uygulanması ve öğrenci örgütlerinin yeni eylemleri |
| İtalya | CGIL’in 20 Kasım genel grevi ve bütçeye ilişkin talepleri |
Meydanlardan yükselen ortak soru
Bu gelişmeler birlikte okunduğunda, Avrupa’daki hoşnutsuzluğun yalnızca fiyat etiketleriyle açıklanamayacağı görülüyor. Barınma, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim; insanların geleceklerini planlayabilme imkânını da belirliyor.
Kirayı ödeyebilmek için başka ihtiyaçlarından vazgeçen bir çalışanla, yeterli öğretmeni olmayan bir okulda eğitim gören öğrencinin sorunları farklı. Ancak her ikisinin yaşamında da kamu politikalarının ve kaynak dağılımının somut sonuçları var.
Dosyanın ortaya koyduğu tablo, bu taleplerin giderek daha fazla yan yana geldiğine işaret ediyor. Kiracı örgütleri sendikalarla buluşuyor; öğrencilerin okul koşullarına ilişkin itirazları ailelerin ve çalışanların desteğini alıyor. Bu yakınlaşmanın kalıcı bir siyasi güce dönüşüp dönüşmeyeceğini ise örgütlenmelerin sürekliliği, hükümetlerin yanıtları ve elde edilecek somut kazanımlar belirleyecek.
Avrupa meydanlarında bugün savunulan, gündelik hayatın en temel güvenceleri: Ödenebilir bir kira, geçinmeye yetecek bir ücret, nitelikli eğitim ve erişilebilir sağlık hizmeti.

Kaynak: Deniz Tapkan’ın Muzır’da yayımlanan yazısından hareketle; Reuters, AP, The Guardian, Euronews, Catalan News, The Brussels Times, Eurostat, Civic Space Watch ve CGIL açıklamalarıyla güncellenmiştir.
Kapak görseli: Yapay zekâyla oluşturulmuş temsili editoryal illüstrasyon.