63.Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin sektör etkinliklerinde düşük bütçeyle film üretimi, dayanışma ve yapay zekânın senaristlik üzerindeki etkileri gündeme geldi.
Uğur İçbak ve Gizem İbak’ın katıldığı atölyede ekonomik güçlükleri aşmanın yolları konuşulurken “Geleceğin Senaryosu” panelinde Dr. Ebru Yarkın ile senarist Eylem Canpolat, teknolojinin sunduğu olanakları ve yaratıcı emek açısından taşıdığı riskleri ele aldı.
“İşimizi yapay zekâyı yönetenler alacak”
Dr. Ebru Yarkın, yapay zekâ tartışmasının yalnızca teknolojinin üretim kapasitesine indirgenmemesi gerektiğini söyledi. İnsan emeğinin, etik sorumlulukların ve nasıl bir gelecek kurulmak istendiğinin de değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Yarkın, “Birileri işimizi elimizden alacak ama bu, yapay zekâ değil, yapay zekâyı yönetenler olacak” diyerek teknolojiyi kontrol edenlerin tercihlerine dikkat çekti. Yaratıcı emeğin korunması için eleştirel düşüncenin ve insanların karar süreçlerindeki rolünün önemini dile getirdi.
Canpolat: İş yükünü hafifletebilir, mesleği de tehdit edebilir
Senarist Eylem Canpolat, yapay zekânın mesleğine etkilerini anlamak için bu teknolojiyi araştırmaya başladığını anlattı. Özgünlük ve anlam üretme kapasitesinin, yapay zekâ ile yaratıcılık arasındaki tartışmanın merkezinde bulunduğunu belirtti.
Televizyon dizilerinde haftada yaklaşık 120 sayfa senaryo yazdıklarını ve bu temponun 30–35 hafta sürdüğünü söyleyen Canpolat, yapay zekânın yoğun iş yükünü hafifletebileceğini ifade etti. Bununla birlikte, teknolojinin yardımcı araç olarak kullanılması ile yaratıcı kararları üstlenmesi arasındaki farkın belirleyici olduğunu vurguladı.
Panelde, senaryoların yapay zekâ sistemlerinin eğitiminde kullanılması ve eser sahiplerinin hakları da tartışıldı. Canpolat, ABD’de senaristlerin yapay zekâ kullanımına karşı sözleşme güvenceleri elde etmek için yürüttüğü mücadeleyi hatırlattı.
Genç sinemacılara dayanışma çağrısı
“Yönetmen-Görüntü Yönetmeni İlişkisi ve Sinemada Yeni Teknolojiler” atölyesinde Uğur İçbak ve Gizem İbak, birlikte çalıştıkları Eudaimonia adlı kısa filmin yapım sürecini anlattı.
Gizem İbak, teknik açıdan güç bir sahnenin çekimi için yaklaşık 2–3 milyon liralık bütçe gerektiğini, stüdyo kullanımının günlük maliyetinin ise o dönemde 400 bin liraya ulaştığını söyledi. Hazırladığı çizimler ve çekim planlarıyla şirketlere başvurarak teknik destek bulduğunu aktardı.
İçbak, ön hazırlığın ve yönetmenin kararlılığının önemine dikkat çekerek genç sinemacılara “Parasızlıktan korkmayın” diye seslendi. Kısa filmlerden ücret talep etmediğini belirten İçbak, mevcut bütçenin ekip için kullanılmasını önerdi.
İbak da ekonomik engeller karşısında projeyi defalarca bırakabileceklerini ancak destek arayışını sürdürerek filmi tamamladıklarını anlattı.
Kaynak: BirGün / Tuğçe Çelik