Irak’ta Amerikan askerî varlığının geleceğine ilişkin tartışmalar sürerken Sadr Hareketi lideri Mükteda es-Sadr’dan Washington’a açık bir çekilme çağrısı geldi. Sadr, ABD ve uluslararası koalisyon güçlerinin Irak’taki askerî misyonunun sona ermesi için belirlenen 30 Eylül tarihinin eksiksiz uygulanmasını beklediğini açıkladı.
Sosyal medya hesabından değerlendirmelerde bulunan Sadr, Washington yönetiminin Irak’ın ulusal iradesine saygı göstermesi gerektiğini belirtti. Amerikan askerlerinin ülkeden ayrılmasının yalnızca Irak’ın egemenliği açısından değil, bölgesel gerilimin azaltılması bakımından da önemli olduğunu savundu.
“Askerî çekilme, yeni müdahalelerin perdesi olmamalı”
Sadr, yabancı güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Irak siyasetini, güvenlik kurumlarını ve dış ilişkilerini yönlendirmeye yönelik dolaylı müdahalelerin gündeme gelmemesi gerektiği uyarısında bulundu.
Irak’ın egemenliğini ve bağımsız karar alma hakkını hedef alan müdahaleleri reddedeceğini belirten Sadr; komşu ülkeler dâhil olmak üzere hiçbir dış gücün Irak’ın iç siyasal düzenini belirleme hakkına sahip olmadığını vurguladı.
Bu açıklama, ABD’nin bölgedeki askerî varlığını farklı anlaşmalar, üs düzenlemeleri, güvenlik ortaklıkları ve siyasi baskı mekanizmaları üzerinden sürdürdüğü yönündeki tartışmaların devam ettiği bir dönemde yapıldı. Irak kamuoyunda da koalisyon misyonunun resmen sona ermesinin, Amerikan nüfuzunun bütünüyle ortadan kalkacağı anlamına gelip gelmeyeceği sorgulanıyor.
Iraklı siyasetçilere Amerikan müdahalesi uyarısı
Sadr, açıklamasında Iraklı siyasi aktörlere de seslendi. Ülkenin iç sorunlarının çözümü için yeniden ABD müdahalesine başvurulmaması gerektiğini belirten Sadr, geçmişte yapılan bu yöndeki çağrıların ağır sonuçlar doğurduğunu ifade etti.
Irak’ın mezhepsel, etnik ya da siyasi çatışmalar üzerinden yeniden parçalanma sürecine sürüklenmemesi gerektiğinin altını çizen Sadr, ülke güvenliğinin merkezi hükümete bağlı kurumlar tarafından sağlanmasını istedi. Özellikle sınır güvenliği ile hava savunmasının güçlendirilmesine dikkat çekerek Irak’ın kendi güvenlik kapasitesine sahip olduğunu kaydetti.
Sadr’a göre ülkenin savunması, yabancı orduların kalıcı varlığına değil; Irak Silahlı Kuvvetlerinin merkezi komuta altında güçlendirilmesine dayanmalı. Irak halkının bütün toplumsal ve siyasal bileşenleriyle dış müdahalelere karşı ortak tutum geliştireceğini de savundu.
İşgalin ardından yolsuzluk ve bölünme düzeni
ABD’nin 2003’te başlattığı Irak işgali, ülkenin devlet kurumlarının dağıtılması, yüz binlerce insanın yaşamını yitirmesi, mezhepsel gerilimlerin derinleşmesi ve silahlı örgütlerin güç kazanmasıyla sonuçlanan ağır bir yıkım yarattı. İşgalin ardından kurulan siyasal düzen ise Irak halkına istikrar ve refah getirmek yerine yolsuzluk, parçalanma ve dışa bağımlılık tartışmalarının merkezine yerleşti.
Washington yönetimi, Irak’taki askerî varlığını yıllar boyunca “terörle mücadele” ve “güvenlik desteği” söylemleriyle gerekçelendirdi. Ancak bu varlık, ülkenin egemenliği üzerinde kurulan askerî ve siyasi denetimin başlıca araçlarından biri olarak değerlendirildi. Irak topraklarının ABD ile bölgesel müttefiklerinin hesaplaşma sahasına çevrilmesi de dış askerî varlığa yönelik toplumsal tepkiyi büyüttü.
Sadr’ın “işgal, terörizm ve yolsuzluk” şeklinde tanımladığı üçlüye karşı mücadele vurgusu, Irak’ın son yirmi yılına damga vuran bu yapısal sorunlara işaret ediyor. Açıklamada 30 Eylül’ün yalnızca askerî bir takvimin son günü değil, ülkenin bağımsızlığı ve yeniden yapılanması bakımından yeni bir dönemin başlangıcı olması gerektiği savunuldu.
Koalisyon misyonu sona ererken soru işaretleri sürüyor
ABD Savunma Bakanlığı daha önce, Irak ile varılan takvim doğrultusunda uluslararası koalisyonun ülkedeki mevcut askerî misyonunun eylül ayı sonunda sona erdirileceğini duyurmuştu. Bununla birlikte koalisyon ülkeleriyle kurulacak yeni güvenlik ilişkilerinin kapsamı ve ülkede farklı statüler altında yabancı asker bulunup bulunmayacağı belirsizliğini koruyor.
Irak yönetimi ise 30 Eylül sonrasındaki ilişkilerin “eşitlik, bütünleşme ve işbirliği” temelinde yeniden düzenleneceğini açıklamıştı. Bu çerçevenin nasıl uygulanacağı, Amerikan askerlerinin tamamının çekilip çekilmeyeceği ve ABD’nin Irak üzerindeki askerî-siyasi nüfuzunun hangi araçlarla sürdürüleceği önümüzdeki dönemin temel tartışma başlıkları olacak.
Sadr’ın açıklaması, Irak halkının egemenlik talebinin sembolik bir misyon değişikliğiyle geçiştirilemeyeceğini ortaya koyuyor. Gerçek bir çekilme; yalnızca askerî birliklerin yer değiştirmesini değil, Irak’ın iç siyasetine, güvenlik kurumlarına ve doğal kaynaklarına yönelik emperyalist müdahalelerin de sona ermesini gerektiriyor.
Kaynak:Yakın Doğu Haber
