6 Şubat 2023 depremlerinde Hatay’ın Antakya ilçesinde yıkılan ve 269 kişinin yaşamını yitirdiği Rönesans Rezidans’a ilişkin davanın 13’üncü duruşması bugün Hatay 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek. Dosyaya sunulan altı bilirkişi raporunun ardından yargılama sürerken, yakınlarını kaybeden aileler yapım ve denetim süreçlerindeki bütün sorumlulukların açığa çıkarılmasını talep ediyor.
Gazete Oksijen’den İlkim Emirler’in haberine göre davada, teknik raporlardaki kusur değerlendirmeleri, kamu görevlilerinin sorumluluğu ve sanıklara yöneltilen suçlamanın niteliği tartışılıyor.
Sekiz sanık hakkında dava açıldı
“Cennetten bir köşe” sloganıyla pazarlanan Rönesans Rezidans, depremde temel seviyesine yakın bir noktadan koparak yana devrildi. Binada 269 kişi hayatını kaybetti, 13 kişi yaralandı. Haberde, 55 kişinin hâlâ kayıp sayıldığı belirtildi.
Müteahhit Mehmet Yaşar Coşkun, depremden dört gün sonra Karadağ’a gitmek üzere bulunduğu İstanbul Havalimanı’nda yakalanarak tutuklandı. Coşkun, yargılama sırasında yurt dışına kaçma niyeti bulunmadığını savundu.
Şubat 2024’te kabul edilen iddianamede, müteahhitlerin ve yapı denetiminde görev alanların da bulunduğu sekiz sanığın, “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçundan ayrı ayrı 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması istendi.
Altı raporda proje, beton ve denetim incelendi
Bilirkişi incelemelerinde binanın taşıyıcı sistemi, beton dayanımı, donatı uygulamaları, zemin özellikleri ve denetim süreçleri ele alındı. Raporlarda çeşitli eksiklikler sıralanırken sorumluların kusur dereceleri konusunda farklı değerlendirmeler yapıldı.
Temmuz 2025 tarihli raporda bazı sanıkların tali kusurlu veya kusursuz bulunmasına müşteki avukatları itiraz etti. Ocak 2026’da hazırlanan raporda ise sanıkların tamamı asli kusurlu değerlendirildi.
Eylül 2026’da dosyaya giren altıncı raporda statik projedeki aykırılıklara, yetersiz beton dayanımına ve donatı sorunlarına dikkat çekildi. Bilirkişiler, yıkımın yalnızca zemin koşullarıyla açıklanamayacağını; proje ve uygulama hatalarının da etkili olduğunu belirtti.
Bu raporda yapım ve denetim süreçlerindeki sorumlulara asli, belediyenin ilgili görevlilerine tali kusur atfedildi. Proje müdürü İbrahim Dahıroğlu’na ise görev ve faaliyetlerine ilişkin yeterli belge bulunmadığı gerekçesiyle kusur yüklenmedi.
Ailelerin avukatları yargılamanın uzamasına tepkili
Oksijen’e konuşan müşteki avukatları Yeşim Toplu ve Ece Gün, hâkim değişikliklerinin, belgelerin dosyaya geç ulaşmasının ve yeni bilirkişi incelemesi taleplerinin yargılamayı uzattığını savundu.
Depremde annesini, babasını ve kız kardeşini kaybeden Toplu, hayatta kalan ailelerin bir bölümünün barınma ve geçim sorunları nedeniyle duruşmaları takip etmekte zorlandığını anlattı. Avukatlar, yapı denetim şirketinin yetki belgesinin iptaline ilişkin belgelerin de zamanında araştırılmadığını ileri sürdü.
Suçlamanın niteliği tartışılıyor
Müşteki avukatları, sanıkların eylemlerinin “bilinçli taksir” yerine “olası kast” kapsamında değerlendirilmesini istiyor. Avukatlar, olumsuz beton testlerine ve projedeki eksikliklere rağmen inşaatın sürdürülmesini bu taleplerine gerekçe gösteriyor.
Sanıklar ise suçlamaları reddediyor. Müteahhit Mehmet Yaşar Coşkun, yapının yıkılmasında depremin şiddeti ve zemin koşullarının belirleyici olduğunu savunuyor.
25 Eylül’deki son duruşmada mahkeme, sanıklardan olası kast kapsamında ek savunma alınması talebini reddetti. Mehmet Yaşar Coşkun, Mehmet Haşim Eraslan ve Bülent Seküçoğlu’nun tutukluluklarının devamına karar verilerek duruşma 26 Ekim’e ertelendi.
Yakınlarını kaybeden aileler, davanın yalnızca geçmişte yaşanan kayıplar için değil, benzer yıkımların önlenmesi açısından da önem taşıdığını vurguluyor.
Kaynak: Gazete Oksijen / İlkim Emirler