İsrail gazetesi Haaretz’in muhabirleri Hagar Shezaf ve Nir Hasson tarafından hazırlanan araştırma, İsrail hapishaneleri ve gözaltı merkezlerinde Filistinli tutsaklara yönelik sistematik işkence ve kötü muamele iddialarını ortaya koydu. Araştırmada, serbest bırakılan Filistinlilerin tanıklıkları üzerinden aç bırakma, fiziksel şiddet, aşağılayıcı aramalar, hijyen malzemelerine erişimin engellenmesi ve tıbbi ihmal uygulamaları aktarıldı.

Gazetenin araştırması, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in sorumluluk alanındaki cezaevlerinde yaşananların münferit olaylarla açıklanamayacağını; tutsakların sağlığını ve yaşamını tehdit eden bir uygulamalar bütünü bulunduğunu savundu.

Binlerce kişi suçlama yöneltilmeden tutuluyor

Araştırmada aktarılan verilere göre, eylül ayı itibarıyla “güvenlik tutuklusu” kategorisinde tutulan 9 bin 329 Filistinlinin yalnızca yüzde 16’sı hakkında iddianame hazırlanmıştı. Tutsakların yüzde 34’ünün suçlama yöneltilmeden idari tutukluluk kapsamında, yüzde 34’ünün ise soruşturma sürecinde tutulduğu belirtildi. Bazı Filistinlilerin de “yasa dışı savaşçı” sınıflandırmasıyla alıkonulduğu aktarıldı.

Haaretz, tutukluluk süreleri sona eren yüzlerce Filistinlinin her ay haklarında iddianame hazırlanmadan serbest bırakıldığına dikkat çekti. Araştırmada, 2024 yılında yaklaşık 5 bin kişinin bu şekilde salıverildiği bilgisine yer verilerek, bu durumun alıkonulan kişilerin tehlikeli olduğu yönündeki resmî söylemin sorgulanmasını gerektirdiği ifade edildi.

Gazeteci Ali Samudi: Bir yılda 60 kilogram kaybettim

Ceninli gazeteci Ali Samudi, herhangi bir suçlama yöneltilmeden bir yıl idari tutukluluk altında tutulduğunu anlattı. Tutuklanmadan önce 120 kilogram olduğunu belirten Samudi, cezaevinde 60 kilogram kaybettiğini söyledi.

Samudi, yetersiz beslenme, bozuk veya son kullanma tarihi geçmiş yiyecekler ve tedaviye erişimin engellenmesi nedeniyle sağlığının ağır biçimde bozulduğunu, çok sayıda kronik hastalık geliştirdiğini aktardı.

Gardiyanların tutsakları dövdüğünü, zorla soyduğunu ve aşağılayıcı aramalara maruz bıraktığını söyleyen Samudi, cezaevi tuvaletlerinde plastik mermi kullanıldığını da belirtti. Samudi’nin anlatımına göre tutuklu Luey Türkman, sağlık müdahalesinin geciktirilmesinin ardından diğer tutsakların gözü önünde yaşamını yitirdi.

Kadın tutsaktan şiddet ve temel ihtiyaçların engellendiği tanıklığı

Halil’in Zahiriyye beldesinden Hibe Allavi, Deymun Hapishanesi’nde yaklaşık beş ay tutulduğunu ve bu sürede 36 kilogram kaybettiğini söyledi.

Allavi, baskınlar sırasında darbedildiğini, elektrik şokuna ve gaza maruz bırakıldığını, taciz ve fiziksel saldırılar yaşadığını anlattı. Saldırılar sonucunda tırnaklarının söküldüğünü, dişlerinin kırıldığını ve şiddetli rahim kanaması geçirdiğini belirtti.

Kadın tutsaklara hijyenik ped ve temel tıbbi malzemelerin verilmediğini söyleyen Allavi, bu koşulların sağlık sorunlarını daha da ağırlaştırdığını aktardı.

Kırık kaburgalara rağmen tedavi sağlanmadığı iddiası

Nabluslu gazeteci Samer Huveyre, dokuz ay idari tutukluluk altında kaldığını ve bu sürede 22 kilogram kaybettiğini anlattı. Alıkonulmasını gazetecilik faaliyetleriyle ilişkilendiren Huveyre, tutsakların kelepçeli biçimde art arda yürütüldüğünü ve gardiyanların diz darbeleriyle saldırdığını söyledi.

Huveyre, bu saldırılarda iki kaburgasının kırıldığını ancak tedavi edilmediğini belirtti. Cezaevinde uyuz hastalığının yayıldığını, tutsakların bedenlerinde kanayan ve iltihaplanan yaralar oluşmasına rağmen ilaç verilmediğini aktardı.

Huveyre ayrıca tutsakların tehdit edilerek her gün gardiyanları selamlamaya zorlandığını söyledi.

“Bir öğün için ekmek dilimlerini takas ediyorduk”

Ramallah’ın Muğayyir beldesinden aktivist Rabie Ebu Naim, yerleşimci saldırılarına karşı yürüttüğü barışçıl faaliyetler nedeniyle dokuz ay idari tutukluluk altında tutulduğunu anlattı.

Yetersiz beslenme nedeniyle 15 kilogram kaybettiğini belirten Ebu Naim, tutsakların doyurucu bir öğün oluşturabilmek için ekmek dilimlerini birbirleriyle takas etmek zorunda kaldığını söyledi.

Ebu Naim; elektrik şokuna, diz ve silah darbelerine maruz kaldığını, tutsakların üzerine polis köpeklerinin salındığını ve koğuşlarda plastik mermi kullanıldığını aktardı. Kırıkları ve şiddetli ağrıları bulunmasına rağmen tedaviye erişemediğini belirtti.

Yargı denetimine yönelik eleştiriler

Haaretz’in araştırmasında, İsrail Yüksek Mahkemesi’nin cezaevlerindeki koşullara ilişkin başvurular karşısındaki tutumu da eleştirildi. Gazete, yargı denetiminin ihlalleri durdurmakta etkisiz kaldığını ve idari tutukluluk sürelerinin düzenli biçimde uzatıldığını belirtti.

Araştırmaya göre mahkeme, Eylül 2025’te İsrail Cezaevi Servisi’ne tutsaklara yeterli gıda sağlanması talimatı verdi. Ancak gazete, yapılan sınırlı değişikliklerin aç bırakma uygulamasını sona erdirmediğini aktardı.

Haberde, Haziran 2026’da Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin hapishane ziyaretlerinin yeniden başlamasına yönelik bir karar verildiği, buna rağmen İsrail makamlarının ziyaretleri engellemeyi sürdürdüğü belirtildi. Araştırma, mahkemenin kararın uygulanmasını sağlayacak etkili tedbirler almadığını savundu.

Uyuz hastalığına yakalanan tutsakların acil tedavisi ile cezaevlerindeki işkence ve ölümlerin soruşturulmasına ilişkin başvuruların da etkili biçimde ele alınmadığı ifade edildi.

İsrail Cezaevi Servisi iddiaları reddetti

İsrail Cezaevi Servisi, araştırmaya verdiği yanıtta işkence ve kötü muamele iddialarını reddetti. Kurum, iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunarak bu yöndeki haberleri İsrail’e karşı yürütülen bir karalama kampanyası olarak nitelendirdi.

Servis, yasalara uygun çalıştığını, sürekli yargı denetimine tabi olduğunu ve tutsakların hakları ile bakım ihtiyaçlarının karşılandığını ileri sürdü. Haaretz’in yayımladığı eski tutsak tanıklıkları ise kurumun bu açıklamasıyla çelişen ağır ihlal iddialarını gündeme taşıdı.

Kaynak:Yakın Doğu Haber