Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD merkezli Newsweek dergisinin sorularını yanıtladı. Erdoğan; Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Suudi Arabistan’a yönelik Husi tehdidi, İran–ABD gerilimi, İsrail’le ilişkiler, Suriye, PKK ve Rusya–Ukrayna Savaşı hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Röportajın en dikkat çekici başlığı, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında verilebilecek askerî destek oldu.

“İleri askerî destek gündeme gelebilir”

Erdoğan, anlaşmanın İran, İsrail veya başka bir ülkeye karşı kurulmuş bir ittifak olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Düzenlemenin bölgesel güvenliği, caydırıcılığı ve istikrarı güçlendirmeyi amaçladığını belirten Erdoğan, anlaşmanın Birleşmiş Milletler Şartı’nın meşru müdafaa hakkını düzenleyen 51’inci maddesine dayandığını ifade etti.

Anlaşmaya göre üç ülkeden birine yönelik silahlı saldırının bütün taraflara yapılmış sayılacağını hatırlatan Erdoğan, verilecek karşılığın saldırıya uğrayan ülkenin çağrısı ve ihtiyaçları doğrultusunda belirleneceğini kaydetti.

Erdoğan, sağlanabilecek desteğe ilişkin, “İstihbarat, lojistik veya mühimmat desteği olabilir; tehdidin boyutuna göre daha ileri askerî destek de gündeme gelebilir” dedi.

Bunun otomatik bir müdahale anlamına gelmediğini vurgulayan Erdoğan, Irak, Yemen veya başka bir bölgede yaşanabilecek her gelişme için şimdiden askerî senaryo yazılmasının doğru olmayacağını söyledi. Atılacak adımların ilgili siyasi ve askerî mekanizmalar tarafından kararlaştırılacağını belirtti.

İran–ABD geriliminde diplomasi çağrısı

İran ile ABD ve İsrail arasındaki gerilime de değinen Erdoğan, Türkiye’nin önceliğinin çatışmaların yayılmasını önlemek ve tarafları yeniden müzakere masasına döndürmek olduğunu söyledi.

ABD’nin NATO müttefiki, İran’ın ise Türkiye’nin komşusu olduğunu hatırlatan Erdoğan, her iki tarafla da temas kanallarının açık tutulduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Donald Trump’la yaptığı görüşmede diplomatik imkânların sonuna kadar kullanılması gerektiğini dile getirdiğini aktardı.

Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin enerji arzını ve küresel ticareti doğrudan etkilediğine dikkat çeken Erdoğan, ticaret yollarının güvenliğinin korunmasının yalnızca bölge ülkeleri açısından değil, dünya ekonomisi bakımından da önem taşıdığını ifade etti.

“Türkiye–ABD ilişkilerini üçüncü bir ülke üzerinden tarif etmiyorum”

Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump’la doğrudan ve açık biçimde konuşabildiklerini belirterek bu iletişimin Türkiye–ABD ilişkileri açısından önemli bir imkân olduğunu söyledi.

Son görüşmelerinde İran, Gazze, bölgesel güvenlik ve ikili ilişkilerin ele alındığını aktaran Erdoğan; savunma sanayisi, ticaret ve güvenlik alanlarında iki ülke arasında uzun yıllara dayanan bir iş birliği bulunduğunu kaydetti.

İsrail’in ABD yönetimi üzerindeki etkisine ilişkin soruya ise Türkiye–ABD ilişkilerini üçüncü bir ülke üzerinden tanımlamadığını söyleyerek yanıt verdi.

İsrail’in Türkiye söylemine tepki

Bazı İsrailli yetkililerin Türkiye’yi “yeni tehdit” olarak göstermeye çalıştığını belirten Erdoğan, bu söylemin İsrail’deki iç siyaset ve seçim atmosferiyle bağlantılı olduğunu savundu.

Türkiye’nin İsrail halkıyla veya herhangi bir toplumla düşmanlığı olmadığını ifade eden Erdoğan, itirazlarının uluslararası hukuka aykırı politikalara ve bölgesel istikrarsızlığı derinleştiren adımlara yönelik olduğunu söyledi.

İsrail’in Suriye’ye düzenlediği saldırıların ülkenin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne zarar verdiğini belirten Erdoğan, Türkiye’nin dış politikasını kaçınılmaz savaş senaryoları üzerinden kurmadığını vurguladı.

PKK’nın silah bırakması için “sahada uygulama” vurgusu

“Terörsüz Türkiye” hedefinin takvime bağlı geçici bir politika olmadığını söyleyen Erdoğan, PKK’nın fesih ve silah bırakma yönündeki kararlarını önemli bir eşik olarak değerlendirdiklerini belirtti.

Erdoğan, asıl meselenin bu kararların sahada eksiksiz uygulanması olduğunu ifade etti. Örgütün bütün unsurlarının silah bırakması, yasa dışı yapının tasfiye edilmesi ve sürecin devlet kurumları tarafından tespit edilmesi gerektiğini söyledi.

Suriye’deki silahlı yapıların merkezi devlet çatısı altında bütünleşmesini savunan Erdoğan, sürecin Kürtler dâhil bütün Suriye halkının eşit vatandaşlık temelinde yaşayabileceği bir düzenle ilerlemesi gerektiğini kaydetti.

Rusya–Ukrayna savaşında müzakere mesajı

Rusya–Ukrayna Savaşı’nın daha geniş bir coğrafyaya yayılma riskinin göz ardı edilmediğini belirten Erdoğan, Türkiye’nin önceliğinin yeni ülkelerin çatışmaya sürüklenmesini engellemek olduğunu söyledi.

İstanbul görüşmeleri, Karadeniz Tahıl Girişimi ve esir takaslarını Türkiye’nin iki tarafla da konuşabilmesinin somut sonuçları olarak gösteren Erdoğan, gerekli siyasi iradenin ortaya çıkması halinde Türkiye’nin yeniden müzakere masasının kurulmasına katkı sunmaya hazır olduğunu belirtti.

Karadeniz’de sivil deniz taşımacılığının, ticaret yollarının ve enerji altyapısının savaşın dışında tutulması gerektiğini ifade eden Erdoğan, kalıcı bir deniz güvenliği mekanizmasına ihtiyaç olduğunu dile getirdi.

“Türkiye’ye Batı mı, Doğu mu tercihi dayatılamaz”

Dünyanın çok kutuplu bir yapıya doğru ilerlediğini belirten Erdoğan, Türkiye’ye “Batı mı, Doğu mu?” şeklinde bir tercih dayatılmasını doğru bulmadıklarını söyledi.

Türkiye’nin NATO’daki konumunu korurken Türk Devletleri Teşkilatı, İslam İşbirliği Teşkilatı, Şanghay İşbirliği Örgütü, G20 ve D-8 gibi platformlarda da ilişkilerini geliştirdiğini belirten Erdoğan, çok yönlü dış politikanın Türkiye’nin coğrafi ve stratejik konumunun sonucu olduğunu ifade etti.

Erdoğan, Türkiye’nin hedefini; kendi iradesiyle hareket eden, bölgesel istikrarı güçlendiren ve küresel meselelerde sorumluluk üstlenen bir ülke olmak şeklinde tanımladı.

Kaynak: Newsweek röportajı