Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş) Merkez Yönetim Kurulu, Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) Ortak Yazılı Sınav Sistemi’ne ilişkin yazılı açıklama yaptı. Sendika, birinci dönem yazılı sınavlarına günler kala duyurulduğunu belirttiği uygulamanın, öğretmenlerin görüşleri alınmadan hayata geçirilmesini eleştirdi.

Bakanlığın öğretmenlerin çalışma ve yaşam koşullarına ilişkin sorunlara çözüm üretmek yerine eğitim süreçlerini merkezileştirdiğini savunan Eğitim-İş, kararların önce alındığını, ardından duyurulduğunu ve öğretmenlerden bu kararlara uymalarının beklendiğini ifade etti.

“Öğretmenler kendilerini ilgilendiren değişikliği haberlerden öğrendi”

Sendikanın açıklamasına göre ortaokul ve liselerde 16 branşı kapsayan sistemde, yazılı sınav soruları merkezi bir dijital havuz üzerinden oluşturulacak. Sınavın yalnızca iki sorusu zümre öğretmenleri tarafından hazırlanacak, diğer sorular Bakanlığın soru havuzundan otomatik olarak seçilecek.

Eğitim-İş, öğretmenin dersini planlama ve öğrencisinin öğrenme düzeyini değerlendirme sorumluluğu ile sınav hazırlama yetkisinin birbirinden ayrılamayacağını vurguladı. Öğretmenlerin doğrudan kendi çalışma alanlarını ilgilendiren değişiklikleri haberlerden öğrenmesini de karar süreçlerinden dışlanmalarının bir göstergesi olarak değerlendirdi.

Açıklamada, müfredattan ders kitaplarına kadar birçok alanda söz hakkı sınırlandırılan öğretmenlerin, öğrencilerine yöneltecekleri soruları hazırlama yetkisinin de daraltıldığı belirtildi.

“Öğretme ve ölçme süreci teknik bir işleme indirgenemez”

Öğretmenin yalnızca merkezi talimatları uygulayan bir görevli olarak görülemeyeceğini belirten sendika; öğrencisini tanıyan, gelişimini izleyen ve öğrenme sürecini ihtiyaçlara göre düzenleyen öğretmenin, ölçme ve değerlendirmede belirleyici olması gerektiğini savundu.

Eğitim-İş’e göre sınavların öğrencilerin ihtiyaçlarından ve sınıfın koşullarından bağımsız biçimde hazırlanması, eğitimin pedagojik niteliğini zayıflatma riski taşıyor. Sendika, ölçme ve değerlendirmenin öğretim sürecinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayarak bu alanın teknik bir işleme indirgenmesine karşı çıktı.

Okulların koşulları farklı, sınav yaklaşımı merkezi

Açıklamada, okullar arasındaki fiziki olanak, sınıf mevcudu, öğretmen kadrosu ve öğrencilerin sosyoekonomik koşulları bakımından yaşanan farklılıklara dikkat çekildi.

Özel okullar ile devlet okullarının, büyükşehirlerdeki okullar ile taşımalı eğitim kapsamındaki ilçe okullarının aynı olanaklara sahip olmadığı belirtildi. Kadrolu öğretmeni bulunan sınıflarla eğitim yılını ücretli öğretmenlerle sürdürmeye çalışan sınıflar arasındaki farklılıkların da değerlendirme süreçlerinde dikkate alınması gerektiği ifade edildi.

Öğretmenlerin sınav hazırlarken bu koşulları gözettiğini belirten Eğitim-İş, eşitsizlikleri giderecek adımlar atılmadan ölçme ve değerlendirmenin merkezileştirilmesinin mevcut sorunları derinleştireceğini savundu.

“Eksiklikleri biliyoruz, giderecek olanaklar sağlanmıyor”

Bakanlığın uygulamayı öğrencilerin eksikliklerini belirleme gerekçesiyle sunduğunu aktaran sendika, öğretmenlerin öğrencilerinin öğrenme durumunu zaten takip ettiğini vurguladı.

Açıklamada, temel sorunun öğrencilerin ihtiyaçlarının bilinmemesi değil, bu ihtiyaçları karşılayacak destek mekanizmalarının ve kamusal olanakların yetersizliği olduğu belirtildi. Eğitim-İş, eksikliklerin tespit edilmesinin tek başına çözüm oluşturmayacağını; bunların giderilmesi için okulların güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Sınav odaklı eğitime karşı yeni sınav düzeni eleştirisi

Eğitim-İş, sistemin tanıtım programında Bakan Yardımcısının eğitimdeki başlıca sorunlardan biri olarak sınav odaklı yapıyı göstermesine de dikkat çekti. Sendika, buna rağmen dönem içindeki yazılıların merkezi bir yapıya bağlanmasını çelişkili bulduğunu açıkladı.

Merkezi sınav uygulamalarının yaygınlaştırılmasının öğrenciler ve veliler üzerindeki sınav baskısını artıracağını savunan sendika, bu yaklaşımın özel etüt merkezlerine ve kurslara yönelimi güçlendirebileceği uyarısında bulundu. Açıklamada, kamusal eğitimin güçlendirilmesi yerine eğitim piyasasına bağımlılığı artıracak uygulamalara karşı çıkıldı.

Öğretmenin iş yükü artacak uyarısı

Sendika, yeni sistemin öğretmenlere ek veri girişi ve puanlama yükü getireceğini de belirtti. Açıklamada verilen örneğe göre ortalama dokuz şubede derse giren bir branş öğretmeni, 300’ü aşkın öğrencinin yanıtlarını tek tek puanlayıp sisteme aktarmakla yükümlü olacak.

Eğitim-İş, öğretmenlerin mevcut iş yükünün dikkate alınmadığını savunarak uygulamanın sınıftaki eğitim çalışmalarına ayrılabilecek zamanı da olumsuz etkileyebileceğine işaret etti.

Yapay zekâ ve öğrenci verileri için denetim soruları

Açıklamada, soru hazırlanması ve açık uçlu yanıtların puanlanmasında yapay zekâ ile algoritmaların kullanılmasına ilişkin bilimsel ve pedagojik denetim ihtiyacı da gündeme getirildi.

Sendika; soruların hangi denetimlerden geçirileceğinin, yapay zekâ destekli puanlamanın nasıl kontrol edileceğinin ve öğrenci, sınıf ve şube düzeyinde toplanacak verilerin nasıl korunacağının açıklanmasını istedi. Oluşturulacak veri havuzunun ileride öğretmenler üzerinde baskı ve denetim amacıyla kullanılmayacağına ilişkin güvencelerin de ortaya konulması gerektiğini belirtti.

Eğitim-İş Merkez Yönetim Kurulu, öğretmenleri karar süreçlerinden dışlayan ve eğitimde eşitsizlikleri artıran uygulamalara karşı mücadeleyi sürdüreceğini açıkladı. Sendika, bütün çocukların laik, bilimsel, çağdaş, kamusal, parasız, karma ve nitelikli eğitim hakkını savunmaya devam edeceğini vurguladı.

Haber Merkezi