Beynin yaşlanma sürecini anlamaya çalışan bilim insanları, manyetik rezonans (MR) görüntülerini yapay zekâyla inceleyerek kişilerin beyinlerindeki değişimleri izliyor. Amaç, yalnızca hastalık belirtilerini tespit etmek değil; bilişsel gerilemeyle ilişkili değişimleri daha erken fark etmek ve gelecekte uygulanabilecek müdahalelerin etkisini ölçebilmek.
BBC’nin Lara Lewington imzalı haberinde, Kaliforniya’daki araştırmalar ile uzun ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla tanınan Loma Linda topluluğunun deneyimleri ele alındı. Haber, ileri teknolojilerin sunduğu olanakların yanında günlük yaşam koşullarının da beyin sağlığında önemli bir yer tuttuğunu ortaya koydu.
Uzun yaşamak kadar sağlıklı geçirilen yıllar da önemli
Los Angeles’ın doğusunda bulunan Loma Linda, uzun yaşamla ilişkilendirilen “Mavi Bölgeler” arasında gösteriliyor. Bölgedeki araştırmaların odağında ise Yedinci Gün Adventistleri topluluğu bulunuyor.
Topluluğun birçok üyesi bitkisel ağırlıklı besleniyor, alkol ve tütünden uzak duruyor, fiziksel etkinliklere ve sosyal buluşmalara katılıyor. BBC’ye konuşan Loma Linda Üniversitesi’nden Dr. Gary Fraser, topluluğun yaşam süresinin yanı sıra sağlıklı geçirilen yıllar bakımından da dikkat çektiğini belirtti.
Ancak bu gözlemler, uzun yaşamın tek bir besine ya da alışkanlığa bağlanabileceği anlamına gelmiyor. Beslenme, hareket, sosyal destek ve diğer yaşam koşulları birlikte değerlendiriliyor.
Haberde görüşlerine yer verilen ileri yaştaki katılımcılar, sohbetlerin, ortak etkinliklerin ve bir topluluğa ait olmanın günlük yaşamlarındaki önemini anlattı. Müzik buluşmaları, egzersiz dersleri ve düzenli görüşmeler, sosyal bağların korunmasına katkı sağlayan etkinlikler arasında aktarıldı.
Yapay zekâ, beyin görüntülerinde örüntüler arıyor
Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde çalışan Andrei Irimia, binlerce beyne ait MR verilerinden yararlanarak yaşlanmayla ilişkili değişimleri inceleyen bilgisayar modellerini anlattı.
Haberde yaklaşık 15 bin beyne ait verinin kullanıldığı belirtilen modeller, görüntülerde insan gözünün kolaylıkla ayırt edemeyeceği örüntüleri saptamayı hedefliyor. Araştırmacılar, bu yolla sağlıklı yaşlanmayla hastalık süreçleri arasındaki farklılıkları daha iyi anlamaya çalışıyor.
Bu çalışmaların ürettiği göstergelerden biri de “beyin yaşı” tahmini. Sistem, kişinin beyin görüntülerini farklı yaş gruplarından elde edilen verilerle karşılaştırarak bir yaş hesaplıyor. Ancak ortaya çıkan sayı, beynin gerçek yaşını kesin olarak belirleyen bir ölçüm ya da tek başına demans teşhisi olarak değerlendirilmemeli.
Aynı kişi için farklı yaş tahminleri
BBC muhabiri Lewington’ın deneyimi, ölçümlerin sınırlarını da gösterdi. Irimia’nın analizinde muhabirin beyin yaşı, takvim yaşından sekiz ay daha yüksek hesaplandı. Irimia, sonucun yaklaşık iki yıllık hata payı içinde olduğunu belirtti.
Aynı görüntüleri değerlendiren ticari bir hizmet ise beyin yaşını takvim yaşından yaklaşık bir yıl daha düşük tahmin etti.
Bu fark, sonuçların kullanılan modele ve karşılaştırma verilerine göre değişebildiğini gösteriyor. Aylarla ifade edilen bir farkı doğrudan “erken yaşlanma” ya da “gençleşme” olarak yorumlamak, ölçümün taşıdığı belirsizliği gözden kaçırabilir.
Araştırmacıların hedefi, bu yöntemleri zaman içinde geliştirerek beyin sağlığındaki değişimleri daha güvenilir biçimde izleyebilmek.
Uyku ile beyin sağlığı arasındaki ilişki araştırılıyor
Haberde görüşlerine başvurulan Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley’den sinirbilim ve psikoloji profesörü Matthew Walker, uykunun öğrenme, hafıza ve genel beyin işlevleri açısından önemine dikkat çekti.
Walker, uyku sırasında beyindeki atık uzaklaştırma süreçleriyle Alzheimer hastalığıyla ilişkili beta-amiloid ve tau proteinleri arasındaki bağlantıyı anlattı. Bununla birlikte, bu karmaşık ilişkiyi “uyku Alzheimer’ı önler” şeklinde kesin bir sonuca indirgemek doğru değil.
ABD Ulusal Yaşlanma Enstitüsü de yetersiz veya kalitesiz uykuyu Alzheimer riskiyle ilişkisi araştırılan etkenler arasında sayıyor. Kurum, yaşam tarzındaki olumlu değişikliklerin genel sağlığa yararlı olduğunu, ancak demansı kesin olarak önleyip önleyemediğinin henüz söylenemeyeceğini belirtiyor.
Yaşlanmak, mutlaka demans gelişeceği anlamına gelmiyor
Yaş, demans açısından önemli bir risk etkeni olsa da demans normal yaşlanmanın kaçınılmaz sonucu olarak görülmüyor. Hastalık; hafıza, düşünme ve günlük yaşam becerilerini etkileyen farklı bozuklukları kapsıyor. Alzheimer ise demansın en yaygın nedeni olarak tanımlanıyor.
Beyin görüntüleme ve yapay zekâ çalışmaları erken değerlendirme için yeni olanaklar sunarken, mevcut bulgular tek bir testin gelecekte kimin demans geliştireceğini kesin biçimde söyleyebileceği anlamına gelmiyor.
Araştırmaların odağında, daha uzun yaşamın yanında insanların hafızalarını, bağımsızlıklarını ve yaşam kalitelerini daha uzun süre koruyabilmesi bulunuyor.
Kaynak:BBC