Aşırı sıcakların sağlık üzerindeki etkileri, gebelik ve doğum süreçleri açısından da araştırılıyor. Reuters’ın Meksika’daki doğum kayıtlarını tarihsel sıcaklık verileriyle karşılaştırdığı çalışma, sıcak hava dalgalarına maruz kalma ile gebeliğin 37’nci haftası tamamlanmadan gerçekleşen erken doğumlar arasında istatistiksel bir ilişki ortaya koydu.
Maurice Tamman imzasıyla yayımlanan analizin temelini, Meksika Sağlık Bakanlığının 2008–2025 dönemine ait 34 milyondan fazla doğum kaydı oluşturdu. Kayıtlarda bebeğin doğum tarihi, doğumun gebeliğin kaçıncı haftasında gerçekleştiği, annenin yaşı ve yaşadığı belediye gibi bilgiler yer aldı.
Reuters, bu kayıtları kullanarak annelerin yaşadıkları bölgelerde doğum öncesinde ne kadar süreyle ve hangi yoğunlukta aşırı sıcak yaşandığını hesapladı. Çalışma, bireysel gebelikleri takip eden bir klinik araştırma yerine, geniş bir nüfusa ait kayıtlarla iklim verilerini bir araya getiren gözlemsel bir analiz olarak yürütüldü.
İnceleme, en sıcak aylardaki 8,3 milyon doğuma odaklandı
Meksika’nın farklı bölgelerinde yılın en sıcak dönemi aynı aylara denk gelmediği için bütün ülkeye tek bir yaz takvimi uygulanmadı. Her belediyenin en sıcak üç ayı, 1961–1990 dönemindeki sıcaklık kayıtları esas alınarak ayrı ayrı belirlendi.
Bu dönem, ülkenin büyük bölümünde mart–mayıs veya nisan–haziran aylarını kapsarken, bazı bölgelerde haziran–ağustos ya da temmuz–eylül olarak saptandı.
Ardından 2008–2025 yıllarında bu aylarda gerçekleşen doğumlar incelemeye alındı. Böylece ayrıntılı karşılaştırmalar, toplam 8,3 milyon doğum üzerinden yapıldı.
Bu yöntemle, farklı iklimlere sahip bölgelerde sıcaklığın yıl içindeki değişimi dikkate alınarak değerlendirme yapılması amaçlandı.
Sıcak hava dalgaları nasıl belirlendi?
Reuters, sıcak hava olaylarını saptamak için Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezinin ERA5 sıcaklık verilerinden yararlandı.
Bir yerde sıcaklığın, ilgili konum ve tarih için tarihsel sıcaklık dağılımının en sıcak yüzde 10’luk bölümünde en az beş gün boyunca kalması, sıcak hava dalgası olarak değerlendirildi. Böylece bütün bölgeler için aynı sıcaklık sınırını kullanmak yerine, her yerin kendi geçmiş iklim koşulları esas alındı.
Araştırmada kullanılan “ısı fırtınası” kavramı ise çok geniş bir alana yayılan sıcak hava dalgalarını tanımladı. Reuters, etkisinin en geniş olduğu anda Dünya yüzeyinin en az yüzde 1’ini kaplayan sıcak hava dalgalarını bu kapsamda ele aldı. Bu büyüklük, yaklaşık olarak Kanada’nın yüzölçümünün yarısına karşılık geliyor.
Buradaki “fırtına” ifadesi yağışlı ya da kuvvetli rüzgârlı bir hava olayını değil, geniş bir coğrafyada etkili olan aşırı sıcakları anlatıyor.
Doğumdan önceki dört haftalık dönem karşılaştırıldı
Analizin bir sonraki aşamasında belediye sınırlarını gösteren dijital haritalar kullanıldı. Her annenin yaşadığı belediyenin, doğumdan önceki dört hafta içinde kaç gün sıcak hava dalgası veya ısı fırtınasının etkisinde kaldığı hesaplandı.
Yalnızca sıcak günlerin sayısına bakılmadı. Sıcaklıkların tarihsel normların ne kadar üzerine çıktığı da ölçüldü. Süre ve yoğunluk birlikte değerlendirilerek, maruziyet bulunmayan gruptan en yüksek maruziyet grubuna uzanan altı kategori oluşturuldu.
Bu yaklaşım, daha kısa ve daha düşük yoğunluktaki sıcak hava olayları ile uzun süren ve daha şiddetli olayların ayrı değerlendirilmesini sağladı.
En yüksek maruziyet grubunda erken doğum oranı yüzde 8,5 oldu
Doğumdan önceki dört haftada sıcak hava dalgası veya ısı fırtınasına maruz kalmayan grupta erken doğum oranı yüzde 7,2 olarak hesaplandı. En yüksek maruziyet grubunda ise bu oran yüzde 8,5’e yükseldi.
Bu fark, 1,3 yüzde puanlık artış anlamına geliyor. Başlangıçtaki yüzde 7,2’lik oranla karşılaştırıldığında ise yaklaşık yüzde 18’lik göreli artışa karşılık geliyor.
Başka bir ifadeyle, gözlenen oranlar her bin doğum üzerinden anlatıldığında, maruziyet bulunmayan grupta yaklaşık 72, en yüksek maruziyet grubunda ise 85 erken doğum görülmüş oluyor. Bu karşılaştırma, gruplar arasındaki farkı açıklıyor; tek bir gebenin kişisel riskini hesaplamıyor.
Reuters, erken doğum oranının daha düşük maruziyet kategorilerinden daha yüksek kategorilere doğru arttığını da bildirdi.
Anne yaşı dikkate alındığında da ilişki görüldü
Araştırmada, gözlenen ilişkinin annenin yaşı veya doğum yılı gibi değişkenler hesaba katıldığında sürüp sürmediği de incelendi.
Annenin yaşına göre yapılan istatistiksel düzeltmede, sıcak hava dalgası veya ısı fırtınasına maruz kalma, maruziyet bulunmayan gruba göre erken doğum oranında yüzde 6,3’lük göreli artışla ilişkili bulundu.
Doğum yılının dikkate alındığı ayrı değerlendirmede ise göreli artış yüzde 4,6 olarak hesaplandı.
Bu iki değer, en yüksek maruziyet grubuyla maruziyet bulunmayan grup arasındaki yüzde 18’lik karşılaştırmadan farklı hesaplamalara dayanıyor. Dolayısıyla aynı bulgunun birbirinin yerine kullanılabilecek ifadeleri olarak değerlendirilmemeleri gerekiyor.
Salgınlar ve ekonomik krizler analizi güçleştiriyor
Reuters, erken doğum oranlarının yıllar içinde pek çok farklı etkene bağlı olarak değişebileceğine dikkat çekti. COVID-19 salgınının yoğunlaştığı 2020 ve 2021 yılları ile 2008–2009 ekonomik krizi, dönemsel koşullara örnek olarak gösterildi.
Ancak doğum yılını hesaba katmak da bütün belirsizlikleri ortadan kaldırmadı. Sıcak hava dalgaları zaman içinde artarken, aynı yıllarda sağlık ve yaşam koşulları da değişti. Bu nedenle sıcaklık artışının etkisini, yıllara göre değişen diğer etkenlerden tamamen ayırmanın güç olduğu belirtildi.
Buna rağmen doğum yılına göre yapılan değerlendirmede de aşırı sıcaklara maruziyet ile daha yüksek erken doğum oranları arasındaki ilişki korundu.
Ilıman dağlık bölgeler ayrıca incelendi
Çalışmanın bir bölümünde Chiapas eyaletinin yüksek rakımlı, yıl boyunca ılıman koşullara sahip belediyelerine odaklanıldı.
Belediyelerin yükseltisini belirlemek için her birinde rastgele seçilen 25 noktadan ölçüm alındı. Bu noktaların ortanca yükseltisi bin metrenin üzerindeyse belediye yüksek rakımlı olarak sınıflandırıldı.
Ilıman iklim değerlendirmesinde ise 1961–1990 dönemindeki aylık ortalama en yüksek sıcaklıklar kullanıldı. Yıl boyunca belirlenen sıcaklık aralığında kalan ya da mevsimler arasındaki sıcaklık farkı sınırlı olan belediyeler seçildi.
Hem yükselti hem de iklim koşullarını karşılayan belediyelerde, sıcak hava dalgalarına maruz kalan gebelerde erken doğum oranı, maruziyet bulunmayan gruba göre yüzde 9,6 daha yüksek bulundu.
İstatistiksel ilişki, tek başına neden–sonuç kanıtı değil
Reuters, aktardığı bulguların istatistiksel olarak anlamlı olduğunu bildirdi. Ancak istatistiksel anlamlılık, araştırmanın bütün olası etkenleri dışladığı veya aşırı sıcakların tek başına erken doğuma neden olduğunu kanıtladığı anlamına gelmiyor.
Analizde sıcaklığa maruziyet, annenin yaşadığı belediyenin hava koşullarından hareketle hesaplandı. Her gebenin gün içinde nerede bulunduğu, kapalı alanlarda ne kadar zaman geçirdiği veya serinleme olanaklarından ne ölçüde yararlandığı doğrudan ölçülmedi.
Bu sınırlar içinde çalışma, milyonlarca doğum kaydında benzer bir örüntü ortaya koydu: Doğumdan önceki dört haftada aşırı sıcaklara maruziyet arttıkça erken doğum oranları da yükseldi.
Kaynak: Reuters, Maurice Tamman, 30 Ekim 2026. Doğum kayıtları: Meksika Sağlık Bilgi Genel Müdürlüğü; coğrafi veriler: INEGI; sıcaklık verileri: Copernicus ERA5.