Hayat pahalılığı ve alım gücündeki kayıp, temel gıdaya erişimi giderek borçlanmaya bağımlı hale getiriyor. Banka ve kredi kartı borçlarıyla geçinmeye çalışan yurttaşlar, kart limitleri tükendiğinde mahalle bakkallarının veresiye defterlerine yöneliyor. Ekmek ve yumurta gibi günlük ihtiyaçlar bile ancak daha sonra ödenmek üzere alınabiliyor.
Sözcü’den Gamze Elçi’nin haberine göre, veresiye alışveriş bazı yurttaşlar için ay sonunda başvurulan geçici bir çözüm olmaktan çıkarak günlük yaşamı sürdürmenin yollarından birine dönüştü. Ancak borçların kapanmaması, hem haneleri hem de küçük esnafı sıkıştırıyor.
Bir bakkalın alacağı 90 bin liraya yaklaştı
İstanbul’da konuşan bir bakkal, veresiye defterinde biriken alacaklarının 80–90 bin lirayı bulduğunu belirtiyor. Esnafın anlattığına göre, müşteriler ellerine para geçtikçe ödeme yapabiliyor; bakkal da bu parayla toptancıya olan borcunu kapatıp yeniden ürün alıyor.
Böylece mahalledeki alışveriş, birbirine bağlı bir borç döngüsü içinde sürüyor. Yurttaşın ödemesi geciktiğinde esnafın ürün tedarik etmek için ihtiyaç duyduğu para da gecikiyor.
Tek bir ekmek için bile veresiye
Veresiye alınan ürünlerin başında yumurta ve ekmek geliyor. Esnaf, yalnızca bir ekmek alıp ücretini deftere yazdırmak zorunda kalan müşterilerinin de bulunduğunu anlatıyor.
Bu örnekler, geçim sıkıntısının gündelik beslenme ihtiyaçlarına kadar uzandığını gösteriyor. Düşük tutarlı alışverişler zamanla birikerek ödenmesi güç borçlara dönüşüyor. Haberde aktarılan bir örnekte, ekmek ve çikolata gibi ürünler alan tek bir müşterinin borcunun 7 bin lirayı aştığı belirtiliyor.
İzmir’de esnaf: Alışverişin yaklaşık yarısı veresiye
İzmir’de görüşülen bir esnaf da kendi işletmesindeki alışverişlerin yaklaşık yarısının veresiye yapıldığını söylüyor. Bu oran, söz konusu esnafın kendi bakkalına ilişkin gözlemini yansıtıyor.
Müşterilerin ödeme güçlüğü yaşadığını anlatan esnafa göre, borcunu üç dört ay boyunca kapatamayanlar bulunuyor. Bazı müşterilerde ise bekleme süresi daha da uzuyor.
Geçim sıkıntısı küçük esnafı da kuşatıyor
Veresiye talebi artarken bakkalların müşterilerine açabildiği alan da daralıyor. Alacağını tahsil edemeyen esnaf, raflarını doldurmak ve toptancı ödemelerini yapmakta zorlanıyor.
İzmirli esnafın “Hem halk hem ben çıkmaza sürükleniyorum” sözleri, bu sıkışmayı özetliyor. Yurttaşın temel gıdaya ulaşmak için borçlandığı, bakkalın ise satışını sürdürebilmek için tahsilat beklediği tablo, geçim krizinin mahalle ekonomisindeki yansımasını ortaya koyuyor.
Kaynak:Sol Haber