Murat Menteş’in Penguen dergisinde yayımlanan Dehşet Bey adlı çizgi/karikatür karakteri, daha sonra filmleştirilerek bir dizi/film platformunda seyirciyle buluşmuştur.

Öncelikle filmdeki geçen kavramlardan bahsetmek gerekir. Vijilantizm ve Melâmîlik, Harun Hürriyet karakteri üzerinden tartışmaya açılır. Harun Hürriyet, sol çevrelerde ve anarşi eylemlerinde bulunmuş, aynı zamanda Vijilantizm adlı kitabın yazarıdır.

Vijilantizm, hukuk dışı kalan grupların adaleti kendi elleriyle sağlamaya çalışmasıdır. Harun Hürriyet kitabında bu tür vijilante grupları ve kişileri sert bir şekilde eleştirir.

Filmin bir bölümünde Dehşet ile Harun Hürriyet arasında bir tartışma yaşanır. Harun Hürriyet vijilantizm eleştirirken, Dehşet Bey ise vijilantist eğilimlere yol açan toplumsal ve siyasal şartları sorgular.

Bu karşılaşma, iki farklı bakış açısını karşı karşıya getirir: biri doğrudan eylemi ve yasa dışılığı eleştirirken, diğeri bu eylemleri doğuran sistemsel koşullara dikkat çeker.

Filmin dikkat çekici anlarından biri, “Dünyanın hiçbir ülkesinde mafya devletin karşısında tamamen ayrı bir yapı değildir; kimi zaman devlet mi mafya kimliğini taşır, yoksa mafya mı devletleşir?” şeklindeki ironik sorgulamadır. Bu ifade, filmdeki güç ve meşruiyet ilişkisini eleştirel ve çarpıcı bir biçimde özetler.

Anarşist solu ideolojik olarak güçlü ve etkileyici görünen Harun Hürriyet aslında bir Melâmîdir. Yani ibadetini ve inancını gizli tutar, bunu bir gösteriye dönüştürmez ve Allah ile kul arasında herhangi bir aracı ya da şart kabul etmez. Burada Murat Menteş’in kitaplarında sıkça karşılaştığımız absürt bir durumla karşılaşırız.

Dehşet Bey, Fedailer Ocağı içinde sadist bir romantik figür olarak öne çıkar. Fedailer Ocağı, muhalif bir yapıya sahip, “vatana ihanet edenleri” ortadan kaldırma amacıyla hareket eden kapalı ve disiplinli bir örgüttür. Bu örgüt, düşman olarak gördüğü kişileri öldürme görevini üstlenir.

Fedailer Ocağı’nın yeni hedefi Harun Hürriyet’tir. Filmin can alıcı noktası da buradan itibaren başlar. Harun Hürriyet, Dehşet’in âşık olduğu kadın olan Abide Hürriyet’in babasıdır. Buna rağmen Harun Hürriyet’i öldürmek, Dehşet’in görevidir.

Burada ayrıca şuna dikkat çekmek gerekir: Murat Menteş’in eserlerinde sıkça görüldüğü gibi, karakter isimleri absürt ve ironiktir. Örneğin, Dehşet’ in soyadı Engiz’dir. Bu gibi isimlendirmeler bu mizahi ve stilize dili destekler.

Filmin anlatı yapısı da bu açıdan eski Türk filmlerine benzer bir çizgi izler; özellikle “sevdiği kadını korumak zorunda kalan kahraman” temasının modern ve absürt bir yeniden yorumudur.

Soğuk anlatı dilinin belirginliği, farklı anlatım kanallarına yer verilmesi ve filmin hikâyeyi taşıma biçimi beni heyecanlandırdı. Ancak kadro seçimi ve hikâyenin bazı noktalarda zayıfladığı hissi dikkat çekiciydi. Dizi ve film platformlarında hep aynı isimlerin ve yüzlerin yer alması, eleştirilebilecek önemli bir sorun olarak öne çıkıyor. Özellikle Barış Arduç’un performansının da bana yeterince geçmediğini söyleyebilirim.

Filmde verilmek istenen mesaj, vijilantist grupların eleştirisi olsa da, yer yer şiddetin daha fazla ön plana çıkarıldığı ve hatta estetize edildiği bir izlenim oluşuyor. Bu açıdan bakıldığında, yapımın hukuka ve adalet arayışına yönelmekten çok, şiddeti merkezine aldığı söylenebilir.

Ayrıca filmde Fedailer Ocağı’nın bağlı olduğu cemiyetin Bozkır Kurdu Cemiyeti olduğu görülmektedir. Bu cemiyetin sembolü kurttur. Bu tercih, bazı izleyiciler açısından milliyetçi semboller üzerinden bir çekim alanı oluşturma ve dolaylı olarak reyting artırma çabası gibi yorumlanabilir.

Film, ilk bakışta beni oldukça heyecanlandırmıştı. Ancak özellikle belirli oyuncu isimlerinin ve aynı yüzlerin tekrar tekrar kullanılması, hikâyenin bazı noktalarında çeşitliliğin azalmasına neden olmuş gibi hissettirdi. Bunun yanında, şiddet sahnelerinin zaman zaman anlatının önüne geçmesi de bu heyecanı zayıflatan unsurlar arasında yer alıyor.

Genel olarak film, güçlü bir fikir dünyasına sahip olmasına rağmen anlatı ve denge sorunları nedeniyle vaat ettiği etkiyi tam olarak karşılayamamış bir yapım olarak kalıyor.