Yoksulluk kader mi, eşitsiz düzenin sonucu mu?

Derin Yoksunluk Ağı’nın çok boyutlu yoksulluk bilgi notunda, Türkiye’de çocukların yüzde 36,8’inin yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olduğu belirtildi. Gelir, barınma, beslenme, eğitim ve sağlık alanlarındaki yoksunlukları birlikte ele alan çalışma, yoksullukla mücadelede hak temelli ve kamucu politikaların önemine dikkat çekti.

GÜNCEL - 29-10-2026 10:23

Çocukların yüzde 36,8’i yoksulluk veya dışlanma riski altındayken eşitlik nerede?

Türkiye’de milyonlarca insan, yalnızca gelir yetersizliğiyle değil; sağlıklı beslenmeden güvenli barınmaya, eğitimden sağlık hizmetlerine kadar yaşamın birçok alanında birbirini besleyen yoksunluklarla karşı karşıya.

Derin Yoksunluk Ağı’nın Çok Boyutlu Yoksulluk: Gelirin Ötesindeki Yoksunluklar başlıklı bilgi notu, yoksulluğun yalnızca haneye giren parayla ölçülemeyeceğini ortaya koydu. Çalışmada, insanların temel haklara erişiminin ve toplumsal yaşama eşit biçimde katılabilmesinin de yoksulluk tartışmasının merkezinde yer alması gerektiği vurgulandı.

Bilgi notunda aktarılan TÜİK’in 2025 verilerine göre Türkiye’de nüfusun yüzde 27,9’u yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında. Çocuklarda ise bu oran yüzde 36,8’e yükseliyor.

Bu veriler, yoksulluğun çocukların yaşamında daha ağır sonuçlar doğurabildiğini gösterirken; beslenme, barınma, eğitim ve sağlık gibi hakların herkes için erişilebilir olmasının taşıdığı önemi de gündeme getiriyor.

Söz konusu oranlar, yoksulluk veya sosyal dışlanma riskini ifade ediyor. Bilgi notunda önerilen çok boyutlu yoksulluk endeksi ise farklı alanlarda aynı anda yaşanan yoksunlukları ve bunların yoğunluğunu birlikte ölçmeyi amaçlıyor.

Yoksulluk bireysel değil, toplumsal bir sorun

Derin Yoksunluk Ağı’nın bilgi notunda, yoksulluğun bireysel tercihler veya kişisel yetersizliklerle açıklanamayacağına dikkat çekildi. İnsanların içinde yaşadığı ekonomik, sosyal ve kurumsal koşulların yoksulluğun ortaya çıkışında belirleyici olduğu belirtildi.

Düşük ücretler, güvencesiz çalışma, barınma giderleri ve temel hizmetlere erişimdeki eşitsizlikler, yoksulluğun yalnızca gelir üzerinden anlaşılmasını güçleştiriyor. Aynı gelire sahip iki hane, kira yükü, sağlık hizmetlerine yakınlık, ulaşım olanakları ve bakım sorumlulukları nedeniyle çok farklı yaşam koşullarına sahip olabiliyor.

Bilgi notu, yoksullukla mücadelede yalnızca ortalama gelir artışına bakmak yerine, haklara kimlerin hangi koşullarda erişebildiğinin de ölçülmesi gerektiğine işaret etti.

Çocukların yoksunluğu geleceği de belirliyor

Çocuklarda yoksulluk veya sosyal dışlanma riskinin genel nüfusa göre daha yüksek olması, eşitsizliğin küçük yaşlardan itibaren yaşamın parçası hâline geldiğini gösteriyor.

Yetersiz beslenme, sağlıksız barınma, eğitime erişimde güçlük ve sosyal etkinliklerden uzak kalma; çocukların gelişimini, okul yaşamını ve gelecekteki fırsatlarını etkileyebiliyor. Bilgi notunda, bu yoksunlukların bir arada yaşanmasının yoksulluğun kuşaklar arasında aktarılması riskini artırdığı belirtildi.

Oysa Anayasa’da sosyal bir hukuk devleti olarak tanımlanan Türkiye’de eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik alanlarında kamunun sorumlulukları bulunuyor. Bu hakların kâğıt üzerinde tanınması kadar, her çocuğun ve her hanenin bu haklardan eşit biçimde yararlanabilmesi de toplumsal adalet açısından belirleyici.

Çalışan yoksulluğu: Emek var, güvenceli yaşam yok

Bilgi notunda dikkat çekilen başlıklardan biri de çalışan yoksulluğu oldu. Bir işte çalışmasına karşın düşük gelir ve kötü çalışma koşulları nedeniyle yoksulluk yaşayan insanların durumu, emeğin karşılığının insanca yaşamı güvence altına alıp almadığı sorusunu gündeme getiriyor.

Çalışma hakkının güvenceli istihdamla, ücretin ise barınma, beslenme ve diğer temel ihtiyaçları karşılayabilecek bir yaşam düzeyiyle birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Emeğiyle geçinenlerin gelir kaybı, yalnızca bireysel bir geçim sorunu değil, toplumun ürettiği değerin nasıl paylaşıldığına ilişkin bir adalet sorunu olarak da karşımıza çıkıyor.

Yaşlılar için yetersiz gelir ve artan bakım ihtiyacı; engelliler için eğitim, sağlık ve istihdama erişimdeki engeller ve ek maliyetler yoksulluğu ağırlaştırabiliyor. Göçmenler ve mülteciler de kayıt dışı çalışma, ayrımcılık, dil engeli ve hizmetlere erişim güçlükleriyle karşılaşabiliyor.

Kadınların görünmeyen emeği yoksulluğu derinleştiriyor

Yoksulluk kadınlar açısından ücretli çalışma yaşamındaki eşitsizliklerle sınırlı kalmıyor. Ev işleriyle çocuk, yaşlı ve hasta bakımının büyük bölümünün kadınların üzerine bırakılması, kadınların hem gelir elde etme hem de dinlenme ve toplumsal yaşama katılma olanaklarını sınırlıyor.

Bilgi notunda “zamansal yoksulluk” olarak tanımlanan bu durumun toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle bağlantılı olduğu vurgulandı. Tek ebeveynli hanelerde bakım yükünün ve geçim sorumluluğunun tek bir yetişkinin üzerinde yoğunlaşması da yoksulluk riskini artırabiliyor.

Bakım hizmetlerinin erişilebilir olması, kadınların güvenceli istihdama eşit katılımı ve ev içi emeğin toplumsal değerinin tanınması, eşitlikçi bir sosyal politika açısından önem taşıyor.

Barınma, enerji ve dijital erişim yaşamın parçası

Derin Yoksunluk Ağı’nın bilgi notunda barınma, enerji ve dijital erişim alanlarındaki yoksunluklara da yer verildi.

Bir hanenin ısınma, aydınlatma, soğutma veya yemek pişirme için yeterli ve karşılanabilir enerjiye erişememesi enerji yoksulluğu olarak tanımlanıyor. Bu durum, sağlık ve eğitim koşullarını da etkileyebiliyor.

Barınma yoksulluğu ise yalnızca bir evde yaşayıp yaşamamakla sınırlı değil. Sağlıksız ve kalabalık konutlar, yüksek kira yükü, güvencesizlik, yetersiz altyapı ve ulaşım güçlükleri de barınma koşullarını belirliyor.

İnternete ve dijital cihazlara erişememek ise eğitim, iş arama, sağlık başvuruları ve kamu hizmetlerinden yararlanma açısından yeni eşitsizlikler yaratabiliyor. Bilgi notu, bu alanlardaki yoksunlukların birlikte değerlendirilmesini öneriyor.

Yoksunluklar birbirini besliyor

Gelir kaybı, yeterli gıdaya ve güvenli barınmaya erişimi zorlaştırabiliyor. Sağlıksız barınma koşulları sağlık sorunlarına yol açarken, bu sorunlar çalışma kapasitesini ve geliri azaltabiliyor. Eğitimden uzaklaşma ise güvencesiz istihdam ve düşük gelir riskini büyütebiliyor.

Bilgi notunda, bu döngünün kırılabilmesi için farklı kamu hizmetlerinin birbirinden kopuk değil, hanelerin ihtiyaçlarını birlikte gören bir anlayışla yürütülmesi gerektiği belirtildi.

Yoksulluğun bir başka sonucu da sosyal dışlanma oluyor. Kültürel etkinliklere katılamama, arkadaşlık ilişkilerinden uzaklaşma, kamusal alanlardan yeterince yararlanamama ve damgalanma, insanların toplumsal yaşama eşit katılımını güçleştiriyor.

Dünyada 1,1 milyar insan akut çok boyutlu yoksulluk yaşıyor

Bilgi notunda aktarılan 2025 Küresel Çok Boyutlu Yoksulluk Endeksi verilerine göre dünya genelinde 1,1 milyar insan akut çok boyutlu yoksulluk içinde yaşıyor. Bu nüfusun yarısından fazlasını çocuklar oluşturuyor.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ile Oxford Yoksulluk ve İnsani Gelişme Girişimi’nin verilerine dayandırılan değerlendirmede; temiz pişirme yakıtına, sağlıklı konuta, sanitasyona, yeterli beslenmeye ve eğitime erişim en yaygın yoksunluklar arasında gösterildi.

Aşırı sıcaklık, sel, kuraklık ve hava kirliliği gibi iklim tehlikelerinin de kaynakları ve uyum imkânları sınırlı toplulukları daha ağır etkileyebildiğine dikkat çekildi.

Ulusal endeks ve hak temelli sosyal politika önerisi

Bilgi notunda, Türkiye’ye özgü bir çok boyutlu yoksulluk endeksi oluşturulması ve düzenli olarak yayımlanması önerildi. Endeksin gelirle birlikte eğitim, sağlık, barınma, çalışma, bakım ve temel hizmetlere erişimdeki yoksunlukları izlemesi istendi.

Verilerin yaş, cinsiyet, engellilik, hane yapısı, göç durumu ve bölgelere göre ayrıştırılarak açıklanması; çocuk yoksulluğunun ise ayrı bir politika alanı olarak ele alınması önerildi.

Kira yükü, tahliye riski, fatura kesintileri, gıda güvencesizliği, okul devamsızlığı ve aşırı borçlanma gibi sorunlar için erken uyarı mekanizmaları kurulması da öneriler arasında yer aldı.

Bilgi notunda sosyal yardımların hak temelli, yeterli ve öngörülebilir olması; merkezi kurumlarla belediyelerin gıda, barınma, sağlık, eğitim, bakım ve istihdam desteklerini eşgüdüm içinde sunması gerektiği vurgulandı.

Kaynak: Derin Yoksunluk Ağı, Çok Boyutlu Yoksulluk: Gelirin Ötesindeki Yoksunluklar bilgi notu.

Haber Merkezi

Günün Diğer Haberleri