Siirt’in Eruh ilçesine bağlı bir köyde 2003 yılında yaşandığı belirtilen cinsel istismar iddiasına ilişkin davada, Z.Ç.’nin adalet arayışı bir kez daha zamanaşımı kararıyla karşılaştı. Olay tarihinde çocuk olan Z.Ç.’nin şikâyeti üzerine, o dönem köy korucusu ve muhtar olduğu belirtilen İzzettin Yardım hakkında yürütülen yargılamada dava ikinci kez düşürüldü.
Z.Ç.’nin avukatlarının aktardığına göre Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi, Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği önceki zamanaşımı kararını bozdu ve duruşma açılmasına karar verdi. Ancak 23 Eylül’de görülen duruşmada yeniden zamanaşımı gerekçesiyle düşme kararı çıktı.
Avukatların itirazı yalnızca kararın sonucuna ilişkin değil. Z.Ç.’nin duruşma salonunda bulunduğunu, vekillerinin ise Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden duruşmaya katılmayı beklediğini belirten avukatlar, kendileri ve Z.Ç. dinlenmeden karar verildiğini söylüyor. Savunmalarını mahkeme önünde sunma imkânı bulamadıklarını ifade eden avukatlar, kararı Yargıtay’a taşıyacaklarını açıkladı.
İlk beraat kararından ikinci düşme kararına
Avukatların aktardığı dava sürecine göre Yardım, “nitelikli cinsel istismar” suçlamasıyla yargılandı. Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 2024 yılındaki ilk yargılamada delil yetersizliği gerekçesiyle beraat kararı verdi. Z.Ç.’nin avukatları bu karara itiraz etti; istinaf incelemesinin ardından dosyanın yeniden görülmesine karar verildi.
Yerel mahkeme, 12 Şubat’taki karar duruşmasında bu kez davanın zamanaşımından düşmesine hükmetti. Avukatların kararı yeniden istinafa taşıması üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi duruşma açtı. 23 Eylül’de yapılan bu duruşmanın sonunda ise ikinci düşme kararı verildi.
Böylece 2003 yılına ilişkin suçlama hakkında yürütülen yargılama, olayın esasına dair yeni bir hüküm kurulmadan bir kez daha zamanaşımı kararıyla sonuçlandı. Avukatlar, hem zamanaşımı değerlendirmesine hem de son duruşmanın yürütülüş biçimine karşı üst mahkemeye başvuracak.
DNA bulgusu dosyanın merkezinde
Z.Ç.’nin avukatları, dosyada yapılan DNA incelemesinin Z.Ç.’nin çocuğunun biyolojik babasının kimliğine ilişkin bulgu ortaya koyduğunu belirtiyor. Ancak avukatlara göre yargılamada değerlendirilmesi gereken mesele yalnızca biyolojik bağ değil; olay tarihinde çocuk olan Z.Ç.’nin anlatımı, istismar iddiası ve dosyadaki delillerin bütünü.
İHD Siirt Şube Eş Başkanı ve avukat Zozan Akdoğan Nas, Z.Ç.’nin olay tarihinde 15–18 yaş aralığında olduğunu hatırlatarak rıza tartışmasının dosyadaki koşullardan koparılamayacağını savundu. Nas, sanığın Z.Ç. ile olan aile bağına ve köyde sahip olduğu konuma dikkat çekti; mahkemenin Z.Ç.’yi dinlemeden karar vermesini hukuka ve vicdana aykırı bulduklarını söyledi.
Zamanaşımı nedeniyle verilen düşme kararı, suçlamanın doğru ya da yanlış olduğuna ilişkin bir mahkûmiyet veya beraat hükmü anlamına gelmiyor. Avukatların itirazı, dosyadaki iddiaların ve delillerin kapsamlı biçimde değerlendirilmesi talebini de içeriyor.
“Adalete duyulan güven zedeleniyor”
Z.Ç.’nin avukatı Nezahat Celen, cinsel istismar iddiasıyla hukuka başvuran bir kişinin yıllar boyunca sürdürdüğü mücadelenin bu kararla daha da ağırlaştığını belirtti. Küçük yerleşim yerlerinde istismara maruz kaldığını söyleyen kişilerin korku, aile ve çevre baskısıyla karşılaşabildiğini vurgulayan Celen, Z.Ç.’nin bütün bu koşullara rağmen adalet aradığını ifade etti.
Celen, cinsel suçlarda etkili bir yargılamanın yalnızca bir dosyanın sonucu açısından değil, mağdurların hukuka güveni bakımından da önemli olduğunu söyledi. Kararın Z.Ç.’nin yaşadığı mağduriyeti derinleştireceğini savunan Celen, hukuki mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceklerini açıkladı.
Zozan Akdoğan Nas ise Z.Ç. ve avukatları dinlenmeden verilen kararı “hukuk garabeti” olarak nitelendirdi. Nas’a göre duruşmaya katılım ve beyan hakkına ilişkin itirazların üst yargı tarafından incelenmesi gerekiyor.
Yıllar geçerken adalet talebi sürüyor
Olay tarihinden bu yana geçen uzun süre, davanın bugün ulaştığı noktanın temel tartışmalarından biri. Z.Ç.’nin avukatları, çocuk yaşta yaşandığı ileri sürülen cinsel istismar olaylarında toplumsal baskı ve korkunun başvuru süreçleri üzerindeki etkisine dikkat çekiyor. Bu koşullarda yıllara yayılan bir yargılamanın zamanaşımı kararıyla sona ermesini adalete erişim bakımından eleştiriyorlar.
Dosyada bir sonraki aşamayı Yargıtay incelemesi belirleyecek. Avukatlar, 23 Eylül’de verilen düşme kararının bozulmasını ve yargılamaya ilişkin itirazlarının değerlendirilmesini istiyor. Z.Ç.’nin 2003’te başladığını söylediği adalet arayışı ise henüz sonuçlanmış değil.
Kaynak:Evrensel Gazetesi