Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. Türkiye’yi kapsamlı askeri yükümlülükler altına sokacağı ve bölgesel çatışmalara dahil olma riskini artıracağı gerekçesiyle eleştirilen anlaşma, 279 kabul oyuyla Meclis’ten geçti. Oylamaya 119 milletvekili ret oyu verirken 197 milletvekili Genel Kurul’da yer almadı.
592 milletvekilinden yalnızca 398’i oy kullandı
TBMM’de 592 milletvekili bulunmasına rağmen Mekke Anlaşması’nın kabul edildiği oylamaya yalnızca 398 milletvekili katıldı. Teklif, 279 kabul ve 119 ret oyuyla kabul edilirken çekimser, geçersiz veya boş oy kullanılmadı.
Oylamaya katılmayanlar arasında Yeni Parti’den 30, DEM Parti’den 34, İYİ Parti’den 13 ve Yeni Yol’dan 4 milletvekili bulunuyordu. AKP, CHP ve MHP’nin kabul oyu verdiği anlaşmada CHP’nin kabul oyu sayısının MHP’yi geçtiği görüldü.
Anlaşma Türkiye’ye hangi yükümlülükleri getiriyor?
16 maddeden oluşan Mekke Anlaşması, taraflardan birine yönelik dış kaynaklı silahlı saldırının diğer taraflara da yapılmış kabul edilmesini öngörüyor. Anlaşmanın ilgili hükümleri, böyle bir durumda tarafların askeri imkanları da dahil olmak üzere destek sağlamasını düzenliyor.
Metinde yer alan “gerekli tüm yöntemler” ifadesi, anlaşmanın kapsamına ilişkin tartışmaların merkezinde bulunuyor. Eleştiriler, bu hükmün Türkiye’yi sınır ötesi askeri operasyonlardan doğrudan çatışmalara kadar uzanabilecek yükümlülüklerle karşı karşıya bırakabileceği yönünde.
Düzenleme yalnızca askeri müdahale ihtimaliyle sınırlı değil. İstihbarat paylaşımı, ortak tatbikatlar ve askeri koordinasyonun yanı sıra silah, mühimmat, yakıt ve yedek parça gibi lojistik destek başlıklarını da kapsıyor.
Anlaşmanın dikkat çeken hükümlerinden biri de yürürlük süresi. Metne göre taraflar ilk 10 yıl boyunca anlaşmadan çekilemeyecek. Bu sürenin ardından da anlaşma, taraflardan biri fesih bildirimi yapmadığı sürece yürürlükte kalacak.
Meclis onayından önce hazırlıklar başlamıştı
7 Ağustos’ta imzalanan anlaşmanın 16 maddelik metni, 20 Ekim’de TBMM’ye sunulan kanun teklifiyle kamuoyuna yansıdı. Düzenleme, 27 Ekim’de TBMM Dışişleri Komisyonu’ndan geçti ve ardından Genel Kurul gündemine alındı.
Anlaşmanın Meclis’teki onay süreci devam ederken üç ülke arasındaki askeri ve diplomatik koordinasyon için hazırlıkların da yürütüldüğü bildirildi. Bu kapsamda ortak faaliyetleri koordine edecek 20 kişilik daimi bir Genel Sekreterlik Karargahı kurulmasına yönelik çalışmalar gündeme geldi.
Yemen savaşı ve bölgesel çatışmalar tartışmanın odağında
Anlaşmaya yönelik eleştirilerin önemli başlıklarından biri Suudi Arabistan’ın Yemen’deki askeri müdahalesi. Riyad yönetimi, 2015’ten bu yana Yemen’deki çatışmalarda önemli bir aktör oldu. Ülkede yıllardır süren savaş, ağır yıkıma ve derin bir insani krize yol açtı.
Mekke Anlaşması’nın Suudi Arabistan’la ortak savunma yükümlülükleri getirmesi, Türkiye’nin Yemen başta olmak üzere bölgedeki askeri gerilimlerin tarafı haline gelebileceği yönündeki kaygıları artırıyor. ABD ve İsrail’in bölgedeki politikalarıyla birlikte değerlendirilen anlaşma, Türkiye’nin dış politikada ve askeri alanda nasıl bir konum alacağı sorusunu da gündeme taşıyor.
TKP’den anlaşmaya tepki: “İsrail askeri olmayacağız”
Mekke Anlaşması’na karşı çıkan siyasi yapılardan Türkiye Komünist Partisi (TKP), düzenlemenin Türkiye’yi başka ülkelerin savaşlarına dahil edebileceği uyarısında bulundu.
TKP üyeleri, Ankara’da gerçekleştirdikleri eylemlerde “İsrail askeri olmayacağız” sloganını yükselterek anlaşmaya tepki gösterdi. Parti, yayımladığı açık mektupla milletvekillerine de çağrıda bulunmuş ve Türkiye’nin Yemen’deki savaşın parçası haline getirilmesine karşı çıkmıştı.
Anlaşmanın Meclis’ten geçmesiyle birlikte Türkiye’nin üstlendiği askeri yükümlülükler, bölgesel çatışmaların olası sonuçları ve bu kararın ülkenin geleceğine etkileri tartışılmaya devam edecek.
Kaynak: Sol Haber