Astor Enerji’nin Ankara Sincan’daki fabrikasında çalışan işçiler, mesai boyunca konumlarını ve belirli alanlarda geçirdikleri süreyi takip edebilen cihazlar taşımak zorunda. İşçiler uygulamanın psikolojik baskıyı artırdığını ve tuvalet molalarını bile etkilediğini anlatırken şirket, sistemin amacının mola ve dinlenme sürelerini denetlemek olmadığını savunuyor.
Transformatör ve anahtarlama ürünleri üreten Astor Enerji’nin Ankara Sincan’daki fabrikasında işçiler, mesai boyunca boyunlarında veya ceplerinde taşımak zorunda oldukları elektronik takip cihazlarıyla çalışıyor. İşçilerin “çip” olarak adlandırdığı kart biçimindeki cihazların yaklaşık üç ay önce kullanılmaya başlandığı, uygulamanın bölümlere göre farklı zamanlarda yaygınlaştırıldığı belirtiliyor.
Kimliğinin açıklanmasını istemeyen bir Astor işçisi, cihazlar dağıtılırken kendilerine güvenlik gerekçesinin anlatıldığını söylüyor. İşçinin aktardığına göre çalışanlara, olası bir kaza veya afet durumunda cihaz üzerindeki butonla yardım çağırabilecekleri ifade edildi.
Ancak işçiler, sistemin yalnızca güvenlik amacıyla kullanılıp kullanılmadığı konusunda kaygılı. Cihazların çalışma alanlarındaki konumu ve belirli noktalarda geçirilen süreyi gösterebildiğini belirten işçiler, uygulamanın denetimi artırdığını ve çalışma temposu üzerindeki baskıyı ağırlaştırdığını dile getiriyor.
Mesai bitene kadar üzerinde taşımak zorundalar
İşçilerin aktardığına göre cihazların mesai boyunca üzerlerinde bulunması gerekiyor. Lavaboya veya dinlenme alanına giderken de cihazı çıkarmalarına izin verilmiyor.
Bir işçi, uygulamayı şu sözlerle anlatıyor:
“Boynumuza asıyoruz, bırakamıyoruz. Mesai bitene kadar üstünde taşıyacaksın. İster boynuna tak ister cebine koy. Direkt senin hareketini algılıyor yani.”
Cihazların hangi verileri topladığı ve bu verilerin hangi ölçütlerle değerlendirildiği konusunda kendilerine yeterli bilgi verilmediğini söyleyen işçilerden biri, uygulamayı kendi imkânlarıyla araştırdığını belirtiyor.
Fabrikada daha önce kamera ve yöneticiler aracılığıyla yürütülen denetime elektronik takibin de eklendiğini düşünen işçi, “Önceden kamerayla izleme sistemi vardı, artık GPS takmış gibi oldu. Nereye gidersen peşinde yani” diyor.
“Bir dakikanın bile hesabını yapıyorlar”
İşçiler, elektronik takip uygulamasının performans değerlendirmelerinde kullanılabileceğinden endişe ediyor. İlk işçi, sistem üzerinden açık bir uyarıya henüz tanık olmadığını ancak ilerleyen dönemde elde edilen verilerin ücret artışları ve performans değerlendirmelerinde etkili olabileceğini düşünüyor.
“Şu anda öyle açıktan bir uyarı yok. Zam zamanında performans değerlendirmesi yapacaklar bunların üzerinden” diyen işçi, fabrikadaki zaman baskısının yeni uygulamadan önce de bulunduğunu savunuyor.
Mola ve dinlenme sürelerinde resmî bir değişiklik yapılmadığını belirten işçi, çalışma temposunu şu sözlerle anlatıyor:
“5 kala diyor sana sahada olman gerekiyor. İş başı 8’de. 1 dakikanın bile hesabını yapıyorlar.”
İşçi, uygulamaya yönelik tepkisini ise şöyle dile getiriyor:
“Hayvan değiliz sonuçta. Benim de 3 tane evcil hayvanım var. Bunlara çip takıldı mesela ben onlara bile karşıydım. İş yerinde bu mobbing ki başka bir şey değil. Senin nerede nasıl davranacağını takip edecek, seni gözleyecek. Kamerası yetmiyor. Başımıza gönderdikleri o çavuş dedikleri adamlar yetmiyormuş gibi bir de gelmişsin bana çip takıyorsun.”
İşçiler arasında uygulamaya yönelik farklı tutumlar bulunduğu da aktarılıyor. Bazı çalışanlar cihazları güvenlik açısından yararlı bulurken bazıları işini kaybetme kaygısıyla uygulamayı kabullenmek zorunda olduğunu düşünüyor.
Fabrikada “sarı kart” olarak adlandırılan uyarı uygulamasının bulunduğunu ve bunun prim kesintisine kadar varabildiğini belirten işçi, elektronik takibin mevcut denetim mekanizmalarını daha da güçlendirmesinden endişeli.
“Bu baskıyı evde de hissediyorum”
Elektronik takip uygulamasının yalnızca mesai saatleriyle sınırlı kalmayan bir psikolojik etki yarattığını söyleyen işçi, yaşadığı baskıyı şöyle anlatıyor:
“Ben bu baskıyı evde de hissediyorum. Şu anda sokakta da hissediyorum aynı şeyi. Çünkü kafam rahat değil.”
Bir diğer Astor işçisi de cihazların çalışanların nerede bulunduğunu ve çalışma saatlerinde hangi alanlarda ne kadar zaman geçirdiğini görmek amacıyla kullanıldığının kendilerine söylendiğini belirtiyor.
İşçi, belirli bir noktada hareketsiz kaldıklarında bunun sorgulanabildiğini ifade ediyor:
“Mesela bir yerde sabit kaldığımız zaman diyorlar ki ‘niye burada sabit kaldınız?’. Cihazı bıraktığımızı falan anlayabiliyorlar.”
Tuvalet ve dinlenme alanlarında geçirilen sürenin de takip edilebildiğini söyleyen işçi, uygulamanın çalışanların davranışlarını etkilediğini vurguluyor:
“İnsanlar artık daha az tuvalete gidiyor. Psikolojik olarak daha yoğun çalışıyor. Rahatsız olsa bile.”
Cihazı çıkarmanın veya taşımayı reddetmenin mümkün olmadığını belirten işçi, uygulamanın kendisinde yarattığı baskıyı şu sözlerle dile getiriyor:
“Bu cihazlar üzerimizdeyken baskı tabii ki insan hissediyor. Mesela lavaboya gidecek, birisinin ona neden 15 dakika durdun veya burada neden sabit kaldın demesi psikolojik anlamda insanı kötü etkiliyor.”
İşçi, uygulamaya itirazını ise şöyle ifade ediyor:
“Ben kesinlikle böyle bir uygulama olmasını istemiyorum. Sanki çiftlik hayvanı gibiyiz. Güdülme saatimizde güdülelim. Bunun yapılması gerçekten yanlış ve insanlık dışı bir eylem olarak görüyorum.”
Cihazlar hangi verileri topluyor?
Astor işçilerinin kullandığı cihazların üzerinde Ankara merkezli teknoloji şirketi ENGES’in logosu bulunuyor. Şirket, internet sitesinde tanıttığı personel takip sistemlerinin çalışanların bina içindeki konumlarını gerçek zamanlı gösterebildiğini ve belirli alanlarda geçirilen süreleri analiz edebildiğini belirtiyor.
ENGES’in tanıtımına göre sistem, acil durum butonları aracılığıyla iş güvenliği amacıyla kullanılabiliyor. Bunun yanında çalışanların iş istasyonlarında geçirdikleri sürelerin izlenmesi ve verimlilik değerlendirmelerine yönelik raporlar hazırlanması da kullanım alanları arasında yer alıyor.
Şirketin RTLS olarak adlandırılan gerçek zamanlı konum belirleme sistemi, kart veya bilekliklerden alınan Bluetooth düşük enerji (BLE) sinyalleri üzerinden belirli bölgelerde geçirilen süreleri günlük, haftalık ve aylık raporlara dönüştürebiliyor. Şirket ayrıca konum ve zaman verilerinin insan kaynakları süreçlerinde kullanılabileceğini belirtiyor.
Bu özellikler, işçilerin dile getirdiği elektronik gözetim ve performans takibi kaygılarını gündeme getiriyor.
Astor Enerji: “Amaç mola ve dinlenme sürelerini denetlemek değil”
Astor Enerji, uygulamaya ilişkin sorulara verdiği yanıtta sistemi “Entegre Güvenlik ve Süreç İyileştirme Sistemi” olarak tanımlıyor.
Şirket, Ankara’daki Anahtarlama Ürünleri fabrikasında pilot uygulama kapsamında 840 çalışana cihaz verildiğini belirtiyor. Açıklamada, uygulamanın diğer fabrikalara yaygınlaştırılıp yaygınlaştırılmayacağına pilot sonuçları ve çalışanlardan alınan geri bildirimler doğrultusunda karar verileceği ifade ediliyor.
Astor Enerji, cihazların çalışanların fabrika içerisindeki anlık konumlarını ve belirli alanlarda geçirdikleri süreleri kaydettiğini doğruluyor. Ancak sistemin amacının mola ve dinlenme sürelerini denetlemek olmadığını savunuyor.
Şirket ayrıca çalışanların kart teslimi sırasında sistemin amacı, işlenen veriler ve işleyiş hakkında bilgilendirildiğini belirtiyor. Cihazların mesai boyunca taşınmasının talep edildiğini kabul eden Astor Enerji, kartını taşımayan çalışanlara yönelik herhangi bir yaptırım uygulanmadığını bildiriyor.
Verilere erişimin projenin amacıyla sınırlandırıldığını öne süren şirket, yöneticilerin yalnızca görevleri için gerekli olan sınırlı verilere, kişisel bilgiler maskelenmiş şekilde erişebildiğini ifade ediyor.
Metal işkolunda dijital gözetim ve zihinsel yorgunluk
Astor işçilerinin anlattıkları, metal sektöründe dijital gözetim ve algoritmik yönetim tartışmasının daha geniş bir parçasını oluşturuyor.
Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezi’nin (BİSAM) “Metal İşkolunda Dijital Gözetim ve Algoritmik Yönetim” başlıklı araştırması, 109 işyerinde çalışan 665 metal işçisinin deneyimlerine dayanıyor. Temmuz 2026’da kamuoyuyla paylaşılan araştırma sonuçları, dijital takip sistemlerinin çalışma koşulları ve işçilerin ruhsal yükü üzerindeki etkilerine ilişkin önemli veriler içeriyor.
Araştırmaya göre:
İşçilerin yüzde 56’sı, kendilerini değerlendiren sistemlerin hangi ölçütlere göre karar verdiğini bilmediğini belirtiyor. Yüzde 34’ü, çalışma temposu ve dijital takibin gün sonunda aşırı zihinsel yorgunluğa yol açtığını söylüyor. Yüzde 29’u, sürekli izlendiğini hissetmenin strese neden olduğunu ifade ediyor. Yüzde 23’ü, sürekli izlemenin dikkatlerini dağıtarak iş kazası riskini artırdığını belirtiyor. Yüzde 21’i, işçi sağlığı ve iş güvenliği gerekçesiyle kullanılan sistemlerin aynı zamanda çalışma miktarını denetlemek için de kullanıldığını düşünüyor.Performans puanı verildiğini belirten 176 işçiden 106’sı, bu puanların maaşlarını, primlerini veya işte kalma durumlarını en azından kısmen etkilediğini bildiriyor.
Araştırmada öne çıkan taleplerden biri, işçilerin hangi verilerinin toplandığını ve nasıl değerlendirildiklerini bilmesi. Dijital gözetimi daha yoğun deneyimleyen işçiler arasında, toplanan verilerin işten çıkarma gerekçesi yapılmasının engellenmesini isteyenlerin oranı yüzde 58’e kadar çıkıyor.
BİSAM, işçiler hakkında toplanan verilerin ve değerlendirme ölçütlerinin açıkça bildirilmesini, bu hakkın toplu iş sözleşmeleriyle güvence altına alınmasını ve dijital sistemlerle belirlenen çalışma temposu ile performans ölçütlerinin toplu pazarlığın konusu yapılmasını öneriyor.
Astor fabrikasındaki uygulama, bir yandan iş güvenliği ve süreç iyileştirme gerekçesiyle savunulurken diğer yandan işçilerin mahremiyeti, dinlenme hakkı ve çalışma koşulları üzerindeki etkileri bakımından tartışılıyor. İşçilerin tanıklıkları ile şirketin açıklaması arasındaki fark, dijital takip sistemlerinin hangi amaçlarla kullanıldığı ve çalışanların bu süreçte ne ölçüde söz sahibi olduğu sorularını gündeme getiriyor.
Kaynak: evrensel