Günümüzde Teopolitizm (Siyasi Teoloji), İslam anlayışının yaygın olduğu ülkelerde idari yapıya olan etkisiyle gündeme gelen İslami siyasi dilin ortaya koyduğu bir kavram haline dönüşmüştür. Bu kavram din ve siyaseti birbirine öylesine bağlamış durumdadır ki, alınan tüm siyasi kararları ve uluslararası ilişkileri etkiler. İslami anlayışa dayatılmış olan bu algı aslında ABD de Evanjeliklerin etkisiyle yaygınlaşmış ve bugün Ortadoğu da yaşanan kaosların ve savaşların çıkma nedeni olmuştur. Temelinde ise Armegedon Savaşının olacağına inanan  Mesih ve Mehdinin gelmesiyle sona yaklaşmanın yani Eskatolojik (Son Zaman)  etkinin ve  inançların ritüellerinin  savaş ve stratejiyi etkilemesi yatmaktadır. Siyonizm temelli İsrail yönetiminin özellikle vaad edilmiş topraklar (Arz-ı Mevud) anlayışı için yarattığı saldırgan ve öldürme temelli tutumunda kendini üstün ırk ve kullar olarak görmesi yatar. Bunun için retorik olarak dini kullanmak Radikal dini grupların veya buna sırtını dayayan seçilmiş ya da seçtirilmiş liderlerin yarattığı devletlerin, çatışmaları finanse etmesi kaçınılmazı ve bariz çanak tutması temel anlayışdır..

Kudüs, üç dinin peygemberlerini ve dinlerin oluşumunu içide barındırması nedeniyle bu üç din anlayışında başkentleri olma fikrini ve saplantısını barındırır.  Peygamberlerini tek olma  ve dayatma çabası nedeniyle olayların en ateşli yönünün yaşandığı topraklar olmaktadır. Bu dinlerin kutsal kitapları tarihsel olarak bu anlayışı barındırır ve sonu ifade eder mitlerle doludur. Ölüm, ahiret, kıyamet terimleri sonu getirecek olan tufan, savaş, Mesih ve Mehdi'nin dünyaya inişiyle gerçekleşmesi beklenen bir son için yaşanacak her türlü azgınlıkların yapılabileceği gerçeğini insanlara dayatır. Tüm bunların yanısıra cennet ve cehennem kavramlarıyla hesaba çekilecek yaratılmış kullar olmamız nedeniyle başta Hırıstiyanlık, İslam ve Musevilik dinlerinin temelini oluşturan bu görüşler brbiriyle savaş halinde olmak için adeta çabalar ve bunun tüm gereklerini yerine getirir.

Eskatolojik inançlar sadece dünyanın sonunun geleceğini dile getirmez bunun bir başlangıcın yani diriliş ve yeniden var olmaya dayandığını ifade eder ki bunun için mitler ve teoriler vardır. Eskatoloji mitleri yaratılış mitleriyle (kozmogoni) zıt gibi görünür ancak tam tersidir. Bu iki kavramsal olaylar birbirinin döngüsü tamamlayıcısı niteliğindedir.

Dünya sahnesi siyasi, politik, jeopolitik, teopolitik ve eskatolojik  bütünselliği savunmak, korumak adına  İslam, Hırıstiyan ve Musevi dinlerinin temsilcisi durumuna getirilen A.B.D, İsrail ve İran savaşıyla çalkalınırken 7 Ekim 2023 tarihinde Filistin halkına kendi topraklarında vatanlarında  Siyonistler tarafından yaşatılan eşi benzeri görülmemiş işkence, ölüm, yerlerinden edilme, insani haklarının yoksunluklarının yani Apartheid rejimin yaşatıldığı Gazze ile ayyuka çıkmıştır. Süreç hep aynı şekilde başlatılmakta ve terörist devlet olarak adlandırılan A.B.D ve İsrail tarafından sürdürülmektedir. Ya kendilerine İslami devletlerden, çevrelerden saldırı yapıldığı ya da nükleer silahlanmaya gidildiği için sanki dünya düzeninde sadece onlar silahlanabilirmiş gibi  politika izleyerek tüm ülkeleri ellerini kollarını sallayarak liderlerini devirmekte rejimlerini değiştirmektedir. Üstelik bunu O ülkelerin toprak bütünlüğünü korumak adına  halkları için yaptıkları yalanını uydururlar. Hatta Avrupalı Devletleri kendilerini kuranlar olmaktan çıkarıp piyonları haline getirmişlerdir. Emperyalist ve kapitalist rejimlerin kurucusu bu devletler bile siyonizmin uşağı olmuşlardır.

Son yıllarda, üst akıllar ve bunların kurduğu düzenler dünyayı yönetenlerin aslında onlar olduğu, türlü şantajlarla sapkınlıklarla belli kişiler aracılığıyla bunları yapmaya mecbur bırakılan bir siyaset ve politika dünyası algısı yaratılması sosyal medya ile yaygınlaştırılması deyim yerindeyse, insanlarda toplumlarda ahlaki çöküntülere neden olması, insanların ruhsal yapılarının çökertilmesi hedefi hiç sapmadan devam etmekte.İnsanlar hayvanlar doğa bu hedefleri bağlamında yok edilmekte. Ancak bu kadar güdemde tutulmaya çalışılan, her şeyin yok edildiği, dünyanın onların elinde şekillendiği algısı, korku pomplanması herşeye şüpheyle bakılmasının sağlanması başka planların devreye sokulmasının yolunu açmakta belkide. Her son yeni bir başlangıcın ayak sesleridir unutmayalım.

Günümüz insanın biraz zeki, algısının yüksek ve komplo teorisyeni vasıflarını taşıyor olması gerekiyor. Gündem öylesine çabuk değişmekte, algılar başka yönlere çevrilmekte ki bunları iyi bir analistmiş gibi değerlendirmek gerekiyor. Bu ileride insanlığın devamı için birey olarak üstümüze düşeni yapmamız demek. Adam sendecilik zamanı hiç değil. Ülkemiz, inancımız, insan olma ve varlığımızı sürdürebilme adına kendimizi geliştirme, diri tutma zamanı. Okumak, görmek, bakmak, anlayabilmek, uygulayabilmek, analiz edebilmek, doğruyu hayatımıza alabilmek yanlışı sadece bize  yakın ve yatkın olanlar için savunmak arkasında durmak olmamalı çabamız. İnsan kalabilmek, değerlerini doğruyla eşleşen savunucular olmamız adına yaşayabilmek olsun hedefimiz.

Ayşe Özçelikler, 04.04.2026