Gülşat Aygen Hanım, kendi çevresinde ve konuya yakın kişiler tarafından bilinen biri olmasına rağmen tanımakta geç kaldığım değerli bilim insanlarımızdan. Kendisini Nilay Örnek'in "Nasıl Olunur?" Podcast programı sayesinde tanıma, bilme, öğrenme şansını yakaladığım önemli ve bir o kadar hayat hikâyesi ile dikkat çekici bulduğum nev-i şahsına münhasır biri.

Aslında seksenli yıllar öncesi tıp fakültesini kazanmış, beyin cerrahı bir doktor olmak için çabalayan başarılı bir öğrencidir. Dönemin siyasi gidişatının ve neticesinin sonucu olarak diğer tüm siyasi düşünce özgürlüğü kısıtlananlar gibi cezaevine  alınır. Altı yılı cezaevinde işkencelerle ve yoksunluklarla geçer. Kişi yaşadıkları ve yaşattırılanlarla hayatını evirir sözü belkide Gülşat Ayygen de vücut bulur. Çok iyi derecede İngilizce bilen Aygen cezaevinde kadın mâhkumlara bir şeyler öğretmek isterken kadınlar ve erkekler koğuşları arasında mors alfabesi ile iletişim sağlandığını fark eder.Aklına bunu İngilizce kullanmak üzerine yorar ve başarır öğretir.

Cezaevinden çıkar ancak artık bir tıp öğrencisi değildir. Tüm öğrencilikhakları elinden alınmıştır pasaportu da yoktur. Bu durum onu aksine cesaretlendirir ve güçlendirir. Tıptan kaydı silinen Aygen bir başka bilime yönelir. Sınavlara girer ve İngiliz dili ve edebiyatı üzerine eğitim alır. Daha sonra M.I.T. (Türk Milli İstihbarat Teşkilatıyla karıştırılır çığu zaman ancak politeknik Massachusetts Teknoloji Üniversitesidir) tarafından fark edilir bu araştırması ve davet edilir. Anadili farklı olmasına rağmen İngilizce dil eğitimi verebilecek düzeyde bir dilbilimcidir ve daha sonra Harvard tarihinde bu konuda tek olacak eğitimcidir. Amerikaya davet edilir, gayri resmi danışmanı Naom Chomsky pasaportu olmadığı için  yurt dışına çıkışını kolay sağlaması için Harvard Üniversitesine de başvuru yapmasını ister ve kabul edilir.

Gülşat Aygen; Dilbilimci olmasının yanısıra çevirmen, yazar ve editördür. Elias Canetti'nin "Kitle ve İktidar" kitabını Türkçeye çevirerek Ayrıntı yayınlarından çıkmasına vesile olmuş ve bizlere kazandırmıştır. Bu kitap sosyoloji, antropoloji, psikoloji gibi disiplinleri içeren ancak sadece bunlarla yetinmeyip insanların kitlesel davranışlarını iktidarların buna yansımasını ele alır. Canetti kitap da kitle ve iktidar ikilisinin birbirini nasıl etkilediğni emir ve itaat ilişkilerini nasıl biçimlendirdiğini, nasıl saldırgan ve korkutan bir mekanizmaya dönüştüğünü gösterir dile getirir. Sayın Aygen, çevirmeni ve bir okur olarak en sevdiği kitap olduğunu dile getrimesi bu nedenledir. İnsanoğlu kendine bir iktidar yaratmanın kavramını anladığında buna bağlı kitleleri de yaratmanın yolunu açmıştır. Karşı kitleler tarihte birbiriyle savaş halinde olmanın kazancını ve kayıplarını yaşamıştır.

Dilbilim nedir konusuna da değinmek bu yazının kaçınılmazıdır sanırım. Benim oldukça uzak olduğum ve yeteneğimin artık olmadığına inandığım bir başka dili öğrenme konusu bu nedenle beni hep etkilemiştir. Bunu hayatına geçirenleri hep önemsemiş ve takdir etmişimdir.

Dilbilim; İnsan denilen varlığın bebeklik döneminde seslerini algılayıp dil olarak çzmesiyle başlar. Bebekken ve çocukken kaç dil öğrenebilir hatta işaret dilini öğrenebilir mi kavramına kadar iner. Bu durum dil öğrenmede nasıl kullanılır?. Kolay yöntemler nelerdir? Gözlemlenerek öğrenilir mi? Düşünceyi etkiler mi?. Aksanlı konuşma dilin anlaşılır olması için önemli mi? Şifreli diller ne kadar etkilidir? Gizli diller var mıdır? bu ve bunun gibi bir çok konuyu yeni bir dil öğrenme ile harmanlayıp hayata geçirmenin peşindedir.

Sayın Prof. Dr. Gülşat Aygen, bize bunu anlatmanın peşine düşmüştür. Ülkemizin öenemli değerlerinden biri olması, gurur ve onur duyduğumuz vatandaşımız olmasına rağmen yine ülke olarak bünyemizde barındırmayı bilemediğimiz, yurduışında hayatını sürdürmek zorunda bırakılan, aslında ülke olarak sahip çıkmadığımız bir büyük bilim insanımızdır. Kendisine insanoğluna kazandırdığı dil ustalıkları ve kendini tanıma, eğitme, ilişki kurabilme yollarını açtığı için teşekkürü borç biliriz.

Ayşe Özçelikler, 29.03.2026