Bir şeyler yazmalıyım diye düşündüm. Fakat bu yazının bir konusu olmamalı. Suya sabuna dokunmadan, halkı kin ve nefrete sürüklemeden, sadece “Ne’me lazım?” deyip geçelim işte.

Uzun zamandır elime kâğıt kalem almadığımı fark ettim. Bu durum bana tuhaf geldi, hatta yadırgadım. Teknoloji denilen illetin kölesi oluvermişiz; hem de ne çabuk. Şu dijital köleliğimiz, alışkanlıklarımızı ve değerlerimizi ne kadar da çabuk yutuvermiş. Anlam yüklediğimiz ne varsa, iki başparmağın arasındaki mesajlaşmalarda yitip gitmiş.

Mektup geldiğinde yaşadığımız heyecanlar vardı. Bir dükkânın ya da işportanın rafında bir bayram veya yılbaşı tebriği görmeyeli kaç zaman oldu?

Sahaf kokusu diye bir şey vardı, hatırlar mısınız? Şimdi o kokuyu kitabevlerinin süslü, spot ışıklı raflarında yitirdik.

Kusura bakmayın. Kelime dağarcığım emekli maaşı gibidir; ev kirasına varmadan tükenen, noktaya ulaşamayan bir virgül gibi, kıt kanaat idare etmeye çalışıyorum.

Bu yazıdan beklentinizi yüksek tutmayın diye söylüyorum. Dediğim gibi, öyle entel dantel kelimeler bende bulunmaz. Siyasi analizlerden de fena çekinirim. Ne’me lazım… Şeytan kulağına!

Neden kelime haznemin bu kadar zayıf olduğunu düşünmeden de edemiyorum.

Belki de kelime dağarcığım, darağaçlarında yitip gidenlerden sonra boğazımda düğümlenmiş olabilir...

Ya da enkazların altından insanları çıkar(a)mayanların acizliğinden kaynaklanıyordur, kim bilir?

Aciz kalan sistem miydi, yoksa benim bu yazıya bir konu bulamamış olmam mı?

Evvel zaman içinde Ege’de bir sahil beldesine gitmişliğim oldu. Orada bir sokağın tabelasında “Sevgi Yolu” yazıyordu. Ama kimse kimseyi sevmiyordu. İnsanlar hediyelik eşya, incik boncuk alıp satıyordu.

Sahiden sevgi denilen kavram artık sokak tabelalarında mı asılı kaldı?

Saygı dediğimiz o mümtaz şahsiyet sizlere ömür mü oldu, yoksa?

Ya da bütün bunları çıkar ilişkilerimizin arasına mı sıkıştırıverdik?

Gerçekten bize ne oldu böyle?

Kadim hâllerimize ne oldu?

Solcuya sorsak kapitalizm ve emperyalizm diyecek. Sağcısı liberalizm güzellemesi yapacak. Dindarlara sorsak kıyamet alameti diyecek.

Fenerlisi, Cimbomlusu, Beşiktaşlısı…

Alevisi, Sünnisi…

Lazı, Çerkezi, Kürdü, Türkü…

Zengini, fakiri…

Yaşlısı, genci…

Herkes bir şey diyecek.

**SEBEP ÇOK…**

**SONUÇ İSE BU YAZININ KONUSUZLUĞU GİBİ…**

“İnsanların insansızlık hava sahasında çalakalem yaşaması…”

Ne kadar da benziyor, değil mi?

Hadi bir yazı yazayım da yayınlansın.

Konuyu boş ver…

 

**YAŞA İŞTE, YAZ İŞTE.**