ABD'nin önde gelen gazetelerinden Washington Post'ta Steve Hendrix ve Anthony Faiola imzasıyla yayımlanan analizde, Başkan Donald Trump'ın ikinci başkanlık döneminde izlediği tehdit ve baskı siyasetinin uluslararası alandaki etkisinin giderek azaldığı belirtildi. Analize göre birçok ülke, Trump'ın sert söylemlerini artık diplomatik bir pazarlık aracı olarak değerlendiriyor ve Washington'un taleplerine geçmişte olduğu kadar hızlı yanıt vermiyor.
Yazıda, Trump'ın 2025 yılında açıkladığı yeni gümrük tarifelerinin ilk aşamada küresel piyasalarda ciddi dalgalanmalara yol açtığı, ancak zaman içinde benzer açıklamaların aynı etkiyi yaratmadığı ifade edildi. Son dönemde duyurulan yeni tarifelerin ise finans piyasalarında kayda değer bir sarsıntı oluşturmadığına dikkat çekildi.
Analizde, Trump'ın Kanada'nın ilhakı, Grönland'ın alınması, NATO'dan çekilme ya da İran'a yönelik tehditleri gibi çıkışlarının da uluslararası kamuoyunda giderek daha az ciddiye alındığı vurgulandı. Dünya liderlerinin, Trump'ın iç politikadaki sınırlılıklarını ve dış politikada hedeflerine ulaşmakta zorlandığını gözlemlediği, bunun da Washington'dan gelen yeni tehditlere karşı daha temkinli bir yaklaşım doğurduğu kaydedildi.
Avrupa Parlamentosu'nun ABD ile ilişkiler heyeti başkanı Brando Benifei, Avrupalı siyasetçilerin Trump'ın günlük açıklamalarına alıştığını belirterek, bu çıkışların artık eskisi kadar ciddiye alınmadığını söyledi.
Analizde dış politika alanında İran örneğine özel yer verildi. Trump yönetiminin Hürmüz Boğazı'nın açılması için Tahran'a çeşitli ültimatomlar verdiği, ancak İran'ın geri adım atmadığı belirtildi. Buna rağmen ABD'nin zaman içinde hem rejim değişikliği söylemini hem de İran'ın nükleer programına ilişkin bazı hedeflerini sessizce değiştirdiği ileri sürüldü. Eski ABD Büyükelçisi Ronald E. Neumann, bu durumun İran tarafından bir zayıflık göstergesi olarak algılanmış olabileceğini savundu.
Yazıda ayrıca Çin'in ticaret savaşlarında Washington'un baskılarına direnmesi, Brezilya'nın ise Jair Bolsonaro hakkındaki yargı sürecine yönelik Amerikan baskılarını reddetmesi örnek gösterildi. Bu gelişmelerin, diğer hükümetlere de Trump yönetimine karşı direnmenin mümkün olduğu mesajını verdiği ifade edildi.
Washington Post'un değerlendirmesine göre Trump gerektiğinde askeri güç kullanmaktan vazgeçmese de bu durum tek başına caydırıcılığını yeniden tesis etmeye yetmiyor. Avrupa ve Körfez ülkeleri başta olmak üzere birçok aktörün artık Trump'ın söylemleri ile fiilen uyguladığı politikalar arasında ayrım yapmaya başladığı ve Washington'dan gelen her açıklamaya aynı ölçüde tepki vermediği belirtiliyor.
Analiz, Trump'ın siyasi etkisinin azalması halinde daha sert ve öngörülemez adımlar atabileceği uyarısıyla son bulurken, birçok hükümetin artık Trump'ı memnun etmenin mümkün olmadığı görüşüne yaklaştığını aktarıyor.
Kaynak:Yakın Doğu Haber
