Türkiye’nin doğal zenginlikleri ve mineral çeşitliliği bakımından dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer aldığına dikkat çeken Türkiye Komünist Partisi (TKP), madencilik faaliyetlerinin bugünkü durumunu sert bir dille eleştirdi. TKP açıklamasında, madenlerin sanayiden tarıma, enerjiden sağlığa kadar birçok alanda kullanılan hammaddelerin kaynağı olduğunu, ancak mevcut serbest piyasa düzeninde bu kaynakların sermayenin kâr hırsına teslim edildiğini vurguladı.

Cumhuriyetin kuruluş yıllarında devletçi ekonomi politikalarıyla kurulan Etibank, Türkiye Kömür İşletmeleri ve demir-çelik fabrikalarının sanayi altyapısında önemli rol oynadığı hatırlatılan açıklamada, bu kurumların özelleştirme ve tasfiye süreçleriyle işlevsiz hale getirildiği belirtildi. TKP, bugün maden işletmelerinin “insan hayatını hiçe sayan paragöz holdinglerin ve çokuluslu tekellerin” elinde olduğunu, işçi yaşamlarının maliyet hesaplarına kurban edildiğini ifade etti.

Açıklamada, ülke topraklarının yarısından fazlasını kapsayan maden arama ruhsatlarının sermayeye devredildiği, madenciliğin milli gelirdeki payının ise hâlâ yüzde 1 civarında olduğu kaydedildi. TKP, ruhsatların bir rant kapısı olarak kullanıldığını, köylerin, tarım alanlarının, ormanların ve doğal sit alanlarının talan edildiğini belirtti.

Türkiye Komünist Partisi, halkı bu “arsızlığa” karşı durmaya çağırarak şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığı, kalkınması ve halkımızın refahı için madenler derhal ve bedelsiz olarak devletleştirilmelidir.”

TKP'nin 9 maddelik açıklamasında şu ifadeler kullanıldı:

1. Çokuluslu tekeller ve holdingler başta olmak üzere her tür özel sermayedar ve şirkete verilmiş olan tüm maden arama, işletme ve zenginleştirme ruhsat ve izinler bedelsiz olarak iptal edilmeli, tüm maden ve işletmelere el konmalıdır.

2. Bütün madencilik faaliyetleri devlet eliyle ve merkezi bir planlama doğrultusunda gerçekleştirilmelidir. Bu yapılırken tüm ilişkili sektörlerin ihtiyaçları dikkate alınmalı, kapsamlı bir planlama ile hammadde arz güvenliğinin sağlanması, dışa bağımlılığın azalması, yerli sanayiye düşük maliyetli ve kaliteli girdi sağlanabilmesi esasıyla hareket edilmelidir.

3. Doğal kaynakların halk sağlığı ve çevreyle uyumlu, verimli kullanımını esas alan; bilimsel verilere dayalı bir madencilik politikası oluşturulmalı ve etkin biçimde uygulanmalıdır. Bu kapsamda maden havzaları, faaliyet gösterdikleri bölgelerde tarımsal ve sınai üretim, su kaynakları, orman varlığı ve halk sağlığı gözetilerek bütüncül bir planlama anlayışıyla ele alınmalı ve işletilmelidir.

4. Madencilerin çalışma ve sendikal örgütlenme hakkı güvence altına alınmalı, eksiksiz mesleki eğitim alabilmeleri sağlanmalı, insanlık onuruna yakışan, sağlıklı ve güvenli çalışma şartları yaratılmalı ve korunmalıdır.

5. Değerli madenlerin sadece hammadde olarak çıkarılıp ihraç edilmesine son verilerek uç ürünlere dönüştürülmesi, yarı mamul ve mamul maddelerin üretimi için planlı bir sanayi hamlesi yapılmalıdır.

6. İnşaat sektörüne hammadde sağlamaya odaklı, plansız ve denetimsiz bir madencilik endüstrisi yerine mühendislik kalitesi yüksek, katma değerli üretim yapabilen bir madencilik endüstrisi kurulmalıdır.

7. İşletmesi tamamlanan maden sahalarında kapatma, rehabilitasyon ve rekültivasyon (toprak ıslahı ve yeniden bitkilendirme yoluyla alanın ekolojik dengeye uygun biçimde doğaya kazandırılması) faaliyetlerinin, gerekli çevresel önlemler çerçevesinde eksiksiz olarak gerçekleştirilmesi zorunlu kılınmalı ve etkin biçimde denetlenmelidir.

8. Madencilik faaliyetlerinde kullanılan makine ve ekipmanların yerlileştirilmesi sağlanmalı; verimli, halk sağlığına ve çevreye uyumlu ileri teknolojilerin geliştirilmesine yönelik araştırma ve geliştirme faaliyetleri yürütülmelidir.

9. Madenlerin ve madencilik faaliyetlerinin devletleştirilmesi sürecinin tamamı madenlerde örgütlü işçi sendikaları ve madencilik faaliyeti ile bağlantılı meslek odalarının aktif katılım ve denetimi ile gerçekleşmelidir.

Kaynak:Haber Merkezi