Sosyal medyada “kadın sünneti” adı altında yayımlanan bir klinik reklamı kadınların ve kadın örgütlerinin tepkisine neden oldu. Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Ali Çakır adına kullanılan sosyal medya hesabında, “Kadın sünnetini klinikte yapmaktayım” ifadelerinin yer aldığı bir görsel paylaşıldı.
Hacettepe Feminist Dayanışma, söz konusu paylaşımı kamuoyuna duyurarak, “Bedenlerimiz üzerinde söz hakkına sahip olmaya çalışan erkek egemen sistemi ve gericiliği kabul etmiyoruz. Mücadelemizde ısrar ediyoruz, susmuyoruz, ifşa ediyoruz” açıklamasını yaptı.
Tepkilerin ardından müdahalenin “hud derisi alma işlemi” olarak adlandırıldığı belirtilirken kadın örgütleri, kullanılan ifadenin değiştirilmesinin yapılacak işlemin niteliğini değiştirmeyeceğini vurguladı.
“Kadın sünneti yoktur, genital sakatlama vardır”
Yapılan açıklamada, “kadın sünneti” ifadesinin ağır bir bedensel müdahaleyi dini bir kavram üzerinden meşrulaştırdığına dikkat çekilerek şöyle denildi:
“Ne sünnet ne estetik: Bu bir sakatlama, kadına yönelik şiddet, insan hakları ihlali ve suçtur. Sosyal medyada ‘kadın sünneti’ adı altında reklam yapılması kabul edilemez. Kadın cinsel organının sakatlanması hiçbir dini, kültürel veya estetik gerekçeyle meşrulaştırılamaz.”
Kadın cinsel organı sakatlaması; tıbbi bir gereklilik bulunmaksızın kadınların dış genital organlarının kısmen veya tamamen çıkarılmasını ya da bu organlara zarar verilmesini içeren uygulamalar için kullanılan bir kavram. Birleşmiş Milletler kuruluşları bu müdahaleleri kadınların ve kız çocuklarının sağlık, güvenlik ve bedensel bütünlük haklarını ihlal eden bir şiddet biçimi olarak tanımlıyor.
Açıklamada, kadınların bedenleri üzerinde dini veya ticari gerekçelerle tahakküm kurulamayacağı belirtilerek, “Kadın bedenine dayatılan kapitalist ve ataerkil müdahaleler, ister kazanç amacıyla yapılsın ister dini gerekçelerle meşrulaştırılmaya çalışılsın kabul edilemez” ifadelerine yer verildi.
“Adının değiştirilmesi müdahalenin niteliğini değiştirmez”
“Hud derisi” ifadesiyle klitorisin üzerini kaplayan doğal deri kıvrımı olan klitoral başlığın kastedildiği belirtilen açıklamada, bu dokunun klitorisi dış etkilerden koruyan genital anatomik yapının bir parçası olduğu kaydedildi.
Kadın örgütleri, tıbbi gereklilik, müdahalenin kapsamı, olası kalıcı sonuçlar ve özgürce verilmiş bilgilendirilmiş onam bulunmadan gerçekleştirilen işlemlerin “estetik” adı altında normalleştirilemeyeceğini belirtti. Müdahalenin sonuçları arasında ağrı, enfeksiyon, kanama, cinsel işlev bozuklukları, doğum komplikasyonları ve uzun süreli psikolojik sorunların bulunabileceğine dikkat çekildi.
Dünyada 230 milyondan fazla kadın ve kız çocuğu maruz bırakıldı
UNICEF verilerine göre dünya genelinde 230 milyondan fazla kadın ve kız çocuğu kadın cinsel organı sakatlamasına maruz bırakıldı. Birleşmiş Milletler kuruluşları, 2026 yılında da dört milyondan fazla kız çocuğunun bu uygulamayla karşı karşıya kalma riski taşıdığı uyarısında bulundu. Uygulama, uluslararası kuruluşlar tarafından temel insan haklarının ve bedensel bütünlüğün ağır bir ihlali olarak kabul ediliyor.
İstanbul Sözleşmesi’nin 38. maddesi de dış genital organların tamamının veya bir bölümünün kesilmesi, çıkarılması ya da işlevsiz bırakılması niteliğindeki müdahalelerin suç sayılmasını öngörüyor. Türkiye sözleşmeden çekilmiş olsa da kadın örgütleri, sözleşmenin kadına yönelik şiddetle mücadelede ortaya koyduğu standartların geçerliliğini ve Türkiye’nin CEDAW başta olmak üzere diğer uluslararası insan hakları yükümlülüklerini hatırlatıyor.
Bakanlıklara harekete geçme çağrısı
Kadın örgütleri, Türk Tabipleri Birliği Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu ile Halk Sağlığı Uzmanları Derneği Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Sağlığı Çalışma Grubu’nun konuyla ilgili girişimlerini takip ettiklerini bildirdi. Başlatıldığı belirtilen disiplin soruşturmalarının gecikmeden sonuçlandırılması istendi.
Aile ve Sosyal Hizmetler, Adalet ve Sağlık bakanlıklarına çağrı yapılan açıklamada şu talepler sıralandı:
“Bu tür girişimler derhâl yasaklanmalı, sorumlular hakkında gerekli idari ve hukuki işlemler başlatılmalı, kadın cinsel organı sakatlamasına ilişkin ülke çapında bilimsel ve kamusal bir farkındalık çalışması yürütülmelidir. Kadınların bedensel bütünlüğü ticari, estetik, kültürel veya dini gerekçelerle tartışmaya açılamaz.”
Haber Merkezi
