Türkiye’de siyaset uzun süredir yalnızca sandıkta şekillenmiyor. Mahkeme salonları, soruşturmalar, kayyım atamaları ve iptal kararları artık siyasi rekabetin doğrudan araçları haline gelmiş durumda. Son olarak ana muhalefet partisinin kurultay sürecine ilişkin verilen “mutlak butlan” kararı, bu tartışmayı ülkenin merkezine taşıdı.

Yeryüzü TV’de Çağlar Tekin’in gündem analizinde dikkat çektiği nokta, bu kararın yalnızca bir partinin iç işleyişine dönük müdahale iddiası olmadığını ortaya koyuyor. Daha büyük mesele, siyasal alanın giderek hukuk üzerinden yeniden dizayn edilmeye çalışılmasıdır. Çünkü bir ülkede siyasi partilerin kongreleri, delegeleri ve yönetimleri tartışmalı yargı kararlarıyla şekillenmeye başlarsa, ortada artık yalnızca bir parti krizi değil, rejimin işleyişine dair köklü bir sorun var demektir.

Bu noktada seçimlerin işlevi sorgulanıyor. Sandık hâlâ var, ancak siyasal rekabetin alanı daraltıldığında seçimler yalnızca bir “onay mekanizması”na dönüşüyor. İktidarın stratejisi, seçimleri tamamen ortadan kaldırmak değil; onları biçimsel hale getirerek muhalefeti kontrol edilebilir bir çerçeveye sıkıştırmak.

Toplumsal düzeyde ise bu süreç, ekonomik krizle birleşerek güven kaybını derinleştiriyor. Ekonomi yalnızca rakamlardan ibaret değildir; güven meselesidir. Hukukun siyasallaştığı, denetim mekanizmalarının zayıfladığı bir ortamda toplumun geniş kesimleri kendini temsil edilemez hissediyor. Bu da siyasal sistemin meşruiyetini aşındırıyor.

Uzun vadede bu strateji, iktidarın istediği istikrarı değil; daha büyük bir siyasal buhranı tetikleyebilir. Türkiye’nin ihtiyacı yeni gerilimler değil, hukuk güvenliğini güçlendiren ve demokratik zemini koruyan bir yaklaşım. Aksi halde seçimler yalnızca biçimsel bir ritüele dönüşürken, toplumun güven duygusu daha da zayıflayacaktır.

Programın tamamını izlemek için tıklayın