Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Sözcü TV'de yayınlanan "Liderler Özel" programında gündeme ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. 15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümü dolayısıyla geçmiş darbelerden bugünkü siyasi tartışmalara kadar geniş bir çerçevede konuşan Arıkan, Türkiye'nin son yıllarda yaşadığı sorunların yalnızca siyasi iktidarla sınırlı olmadığını, yönetim anlayışının değişmesi gerektiğini savundu.
"15 Temmuz'dan gerekli dersler çıkarılmadı"
15 Temmuz darbe girişiminin bir gecede ortaya çıkmadığını ifade eden Arıkan, Türkiye'nin darbe tarihinin doğru okunması gerektiğini söyledi.
27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat ve 27 Nisan süreçlerini hatırlatan Arıkan, bu müdahalelerin ortak amacının Türkiye'yi içeride zayıflatmak ve uluslararası dengelerde sıkıştırmak olduğunu öne sürdü.
15 Temmuz'un ardından dış bağlantılara ilişkin birçok açıklama yapılmasına rağmen geçen 10 yılda bu konuda yeterli adımların atılmadığını savunan Arıkan, "Olan bitenden gerekli derslerin çıkarıldığını düşünmüyorum." dedi.
TBMM'nin bombalanmasının Cumhuriyet tarihinin en ağır saldırılarından biri olduğunu belirten Arıkan, buna rağmen darbe girişimiyle ilişkilendirilen yapıların yıllar sonra NATO zirvesinde yer almasını eleştirdi.
15 Temmuz gecesinde İran ve Rusya'nın Türkiye'ye destek açıklamaları yaptığını hatırlatan Arıkan, bugün ise NATO zirvelerinde İran'a yönelik kararlar ve Ukrayna'ya yönelik milyarlarca dolarlık silah desteği açıklanmasının dikkat çekici olduğunu söyledi.
Türkiye'nin NATO politikaları nedeniyle bölgesel çatışmaların içine çekilmemesi gerektiğini vurgulayan Arıkan, hükümete seslenerek, "Türkiye, NATO şemsiyesi altında İran'la bir savaşın parçası olmamalıdır." ifadelerini kullandı.
"Darbeler kadar darbeleri hazırlayan süreçler de sorgulanmalı"
Saadet Partisi'nin bütün darbelere ilkesel olarak karşı olduğunu vurgulayan Arıkan, sadece darbe girişimlerini lanetlemenin yeterli olmadığını söyledi.
Her darbenin arkasındaki siyasi ve toplumsal şartların da doğru analiz edilmesi gerektiğini belirten Arıkan, FETÖ tehdidinin farklı biçimlerde yeniden ortaya çıkabileceği yönündeki tartışmaları değerlendirirken, bugün Türkiye'nin karşı karşıya olduğu en büyük risklerden birinin bölgesel savaş ihtimali olduğunu ifade etti.
Demirtaş görüşmesi: "Diyalog demokrasinin gereğidir"
Arıkan, Edirne Cezaevi'nde eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile yaptığı görüşmeye ilişkin de açıklamalarda bulundu.
Görüşmenin kamuoyunda bu kadar tartışılmasına şaşırdığını belirten Arıkan, farklı siyasi görüşlere sahip isimlerin bir araya gelmesini demokrasinin gereği olarak değerlendirdi.
Saadet Partisi'nin siyasi geçmişinde farklı görüşlerle koalisyon ve ittifak deneyimlerinin bulunduğunu hatırlatan Arıkan, görüşmede ağırlıklı olarak Ortadoğu'daki gelişmeleri, emperyalist politikaları ve Türkiye'nin demokrasi sorunlarını ele aldıklarını söyledi.
Demirtaş'ın ülke gündemini yakından takip ettiğini ifade eden Arıkan, görüşmenin ayrıntılarının kamuoyuyla paylaşılmasının ise Demirtaş'ın takdirinde olduğunu belirtti.
"OHAL süreci çok sayıda mağduriyet üretti"
15 Temmuz sonrasında güvenlik politikalarının özgürlüklerin önüne geçtiğini savunan Arıkan, devletin bekası ile hukukun üstünlüğünün birbirini tamamlayan kavramlar olduğunu söyledi.
OHAL döneminde alınan kararların çok sayıda mağduriyet oluşturduğunu ileri süren Arıkan, FETÖ ile mücadelede örgütün üst yönetimi ve finans ayağı yerine çok sayıda masum insanın zarar gördüğünü iddia etti.
Muhsin Yazıcıoğlu dosyasında yıllar sonra yeniden FETÖ bağlantısının gündeme gelmesini örnek gösteren Arıkan, adalet mekanizmasının bu kadar gecikmemesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye'deki cezaevi nüfusunun yaklaşık 500 bine ulaştığını belirten Arıkan, bunun yalnızca suç oranlarıyla açıklanamayacağını, adalet sisteminin de kapsamlı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
"Biz isim değil, sistem ittifakı konuşuyoruz"
Son dönemde muhalefet partileri arasında yürütülen temaslara da değinen Arıkan, Abdullah Gül'ün olası cumhurbaşkanı adaylığı iddialarını reddetti.
Hiçbir görüşmede cumhurbaşkanı adayının konuşulmadığını belirten Arıkan, "Türkiye kiminle kazanır sorusunu değil, Türkiye hangi sistemle kazanır sorusunu tartışıyoruz." dedi.
Görüşmelerin herhangi bir siyasi pazarlık amacı taşımadığını vurgulayan Arıkan, hukuk, adalet, liyakat ve ahlak temelinde ortak ilkeler üzerinde çalıştıklarını söyledi.
"Somut parti ittifakından değil, ilke ittifakından söz ediyoruz." diyen Arıkan, seçim süreci yaklaştığında gerekli değerlendirmelerin yapılacağını ifade etti.
CHP değerlendirmesi: "Kurumsal akıl devreye girecektir"
CHP'de yaşanan tartışmalara ilişkin de konuşan Arıkan, partinin köklü bir kurumsal yapıya sahip olduğunu belirterek, yaşanan sorunların sağduyuyla çözülebileceğine inandığını söyledi.
Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel'in kendi ekipleriyle değerlendirmeler yaptığını ifade eden Arıkan, yaşanan gelişmelerin Saadet Partisi'ne de daha fazla sorumluluk yüklediğini dile getirdi.
"Hukuk herkese eşit uygulanmalı"
Muhalefet belediyelerine yönelik operasyonları değerlendiren Arıkan, hukukun siyasi ayrım gözetmeden uygulanması gerektiğini söyledi.
Muhalefete yönelik iddiaların kamuoyunda geniş şekilde yer bulurken, iktidara ilişkin iddiaların yayın yasakları ve erişim engelleriyle sınırlandırılmasını eleştiren Arıkan, hukuk devletinde çifte standardın kabul edilemeyeceğini ifade etti.
"Topluma umut vereceğiz"
Meclis'in tatile girmesinin ardından Saadet Partisi'nin saha çalışmalarını sürdüreceğini belirten Arıkan, yaz boyunca Türkiye'nin sorunlarına ilişkin çözüm önerilerini vatandaşlarla paylaşacaklarını söyledi.
"Saadet Partisi bir proje partisi değil, projelerin partisidir." diyen Arıkan, toplumda artan karamsarlığa dikkat çekerek şu mesajı verdi:
"Hiç kimse umutsuz olmasın. Türkiye'nin bugünkü sorunlarını çözecek kadrolar da vardır, projeler de vardır, irade de vardır. Biz bu yaz boyunca 86 milyon vatandaşımıza umut vermeye devam edeceğiz."
Haber Merkezi
