Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Türkiye’nin en köklü vakıf üniversitelerinden biri olan İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izni kaldırıldı. Kararda, kurucu vakfına kayyım atanan üniversitenin faaliyet izninin 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun ek 11’inci maddesi kapsamında sona erdirildiği ifade edildi.

Kararın ardından gözler, üniversitedeki öğrencilerin, akademisyenlerin ve devam eden eğitim faaliyetlerinin nasıl sürdürüleceğine çevrildi.

Kararın gerekçesi ne?

Resmi Gazete’de yayımlanan kararda şu ifadeler yer aldı:

“Kurucu vakfına kayyım atanan İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izninin kaldırılmasına, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun ek 11’inci maddesi gereğince karar verilmiştir.”

Kararın temelinde, Can Holding’e yönelik yürütülen soruşturma ve sonrasında üniversitenin bağlı olduğu vakfa kayyım atanması bulunuyor.

Can Holding soruşturması süreci

İstanbul Bilgi Üniversitesi, 2019 yılında ABD merkezli Laureate International Universities ağından Can Holding bünyesine geçmişti. Ancak 2025 yılında Can Holding’e yönelik yürütülen soruşturmalar yeni bir sürecin başlamasına neden oldu.

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada holding yöneticileri hakkında;

  • Suç örgütü kurmak
  • Kara para aklama
  • Kaçakçılık
  • Dolandırıcılık

iddialarıyla işlem başlatıldı.

MASAK raporlarında sahte belgeler, kayıt dışı işlemler ve mali usulsüzlüklere ilişkin bulgular yer aldığı öne sürülürken, operasyon kapsamında Bilgi Üniversitesi dahil 121 şirkete el konuldu ve yönetimleri TMSF’ye devredildi.

Bilgi Üniversitesi’nin yönetimine kayyım atanmıştı

Soruşturma sonrası Bilgi Eğitim ve Kültür Vakfı’nın yönetimi mahkeme kararıyla kayyıma devredildi.

YÖK Denetleme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ahmet Ulusoy, Levent Çetin ve Avukat Mehmet Çiçek’ten oluşan kayyım heyeti görevlendirilirken, üniversitenin mütevelli heyetinin görevine son verildi.

YÖK Başkanı Erol Özvar ise o dönemde yaptığı açıklamada eğitim faaliyetlerinin kesintisiz süreceğini belirtmişti.

Garantör üniversite MSGSÜ oldu

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin garantör üniversitesinin daha önce Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) olarak belirlendiği açıklandı.

Bu nedenle üniversitenin akademik faaliyetlerinin tamamen durmayacağı, sürecin MSGSÜ koordinasyonunda yürütüleceği değerlendiriliyor.

Öğrenciler ve akademisyenler ne olacak?

Kararın ardından en büyük soru işaretlerinden biri üniversitede eğitim gören 20 binden fazla öğrenci ile görev yapan akademisyenlerin durumu oldu.

Bilgi Üniversitesi bugün;

  • 8 fakülte
  • 3 enstitü
  • 3 meslek yüksekokulu
  • 150’den fazla program
  • 1000’den fazla akademisyen
  • 70 binden fazla mezun

ile Türkiye’nin en büyük vakıf üniversiteleri arasında yer alıyor.

Uzmanlar, faaliyet izninin kaldırılmasının doğrudan eğitimin tamamen sona erdiği anlamına gelmeyebileceğini; garantör üniversite modeliyle öğrencilerin eğitim haklarının korunmasının hedeflendiğini belirtiyor.

Türkiye’nin en önemli akademisyenleri görev yaptı

1996 yılında kurulan İstanbul Bilgi Üniversitesi, Türkiye’de liberal sanat eğitimi ve alternatif akademik yaklaşımıyla öne çıkan kurumlardan biri olmuştu.

Üniversitede geçmişte görev yapan isimler arasında;

  • Murat Belge
  • Mete Tunçay
  • Ulus Baker
  • Suraiya Faroqhi
  • Jale Parla
  • Pınar Kür
  • Serap Yazıcı
  • İsmail Cem

gibi önemli akademisyen ve entelektüeller yer aldı.

Şehir Üniversitesi ve Haliç Üniversitesi örnekleri yeniden gündemde

Kararın ardından geçmişte faaliyet izni kaldırılan vakıf üniversiteleri yeniden tartışma konusu oldu.

Ahmet Davutoğlu’nun kurucuları arasında bulunduğu Şehir Üniversitesi daha önce kapatılarak Marmara Üniversitesi’ne devredilmişti.

Haliç Üniversitesi’nin yönetimi ise bir dönem İstanbul Üniversitesi tarafından geçici olarak devralınmıştı.

Uzmanlar, Bilgi Üniversitesi kararının Türkiye’de vakıf üniversiteleri sistemine ilişkin yeni tartışmaları beraberinde getireceğini değerlendiriyor.

Kaynak: Gazete Oksijen