Ortadoğu’da İsrail’in saldırıları ve bölgesel müttefikleri üzerinden yürütülen askeri baskı sürerken, bölgenin farklı noktalarından buna karşı askeri ve siyasi yanıtlar geliyor.

İran’ın Lübnan’a desteğini yinelemesi, Yemen güçlerinin Suudi Arabistan’daki stratejik bir hava üssünü hedef alması ve Gazze’den Yemen’e yönelik dayanışma mesajlarının yükselmesi, bölgedeki çatışmanın artık tek bir cepheyle sınırlı olmadığını ortaya koyuyor.

İran’dan Lübnan’a açık destek mesajı

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri ile yaptığı telefon görüşmesinde bölgedeki son gelişmeleri ve İsrail’in saldırılarının yarattığı tabloyu ele aldı.

İran Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Arakçi, Tahran’ın Lübnan’ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne desteğini vurgularken, İsrail işgaline karşı Lübnan direnişinin de yanında olduklarını ifade etti.

Arakçi, İsrail’in Lübnan ve bölge genelinde savaşı genişletme girişimlerine karşı bölgesel koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Berri ise İran’ın Lübnan halkına yönelik desteğine teşekkür etti. Güney Lübnan’daki köy ve yerleşimlerin İsrail tarafından aralıksız biçimde hedef alındığını aktaran Berri, uluslararası toplumun ve İslam ülkelerinin saldırılar karşısında hukuki ve ahlaki sorumluluk taşıdığını söyledi.

Lübnan Meclis Başkanı, İsrail’in ihlallerinin durdurulması ve saldırılardan sorumlu olanların hesap vermesi çağrısında bulundu.

İsrail ordusunun ilan edilen ateşkese rağmen Güney Lübnan’daki saldırılarını sürdürdüğü bildiriliyor. Sivil yerleşimler topçu atışları, hava saldırıları ve insansız hava araçlarıyla hedef alınırken, konutların yanı sıra tarım alanları ve altyapı tesislerinde de tahribat meydana geliyor.

Yemen’den Suudi Arabistan’a füze ve İHA saldırısı

İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları sürerken Yemen cephesinde de çatışmalar tırmanıyor.

Sanaa hükümetine bağlı Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Tuğgeneral Yahya Seri, Suudi Arabistan’ın Hamis Müşayt kentindeki Kral Halid Hava Üssü’nün geniş çaplı bir operasyonla hedef alındığını açıkladı.

Seri’nin açıklamasına göre operasyon kapsamında onlarca balistik füze ve insansız hava aracı kullanıldı.

Yemen tarafı, saldırıyı Suudi Arabistan’ın Yemen kentlerine yönelik devam eden hava saldırılarına karşı gerçekleştirilen bir karşılık olarak duyurdu.

Seri, Suudi Arabistan’ın bir önceki gün Taiz, Lahic, Cevf, Hacce, Beyda ve Saada kentlerine toplam 58 hava saldırısı düzenlediğini açıkladı. Yemenli sözcü, Suudi F-15 savaş uçaklarının bu saldırılarda kullanılmak üzere Kral Halid Hava Üssü’nden havalandığını belirtti.

Yemen Silahlı Kuvvetleri ile Suudi destekli güçler arasındaki çatışmalar, çeşitli vilayetlerdeki askeri yığınakların ardından yeniden yoğunlaşmış durumda. Suudi Arabistan’ın Marib, Cevf, Taiz ve Hudeyde başta olmak üzere Yemen’in farklı bölgelerine yönelik hava saldırıları da sürüyor.

Sanaa yönetimi, Suudi saldırılarına ve yıllardır devam eden ablukaya karşı geliştirdiği askeri stratejiyi daha önce “kuşatmaya karşı kuşatma, tırmanmaya karşı tırmanma” yaklaşımıyla açıklamıştı.

Bu durum, Yemen cephesinde çatışmanın yalnızca sınır bölgelerindeki karşılıklı saldırılardan ibaret olmadığını, Suudi Arabistan’ın askeri altyapısının da doğrudan hedef alınabildiği yeni bir aşamaya geçildiğini gösteriyor.

Gazze’den Yemen’e dayanışma: Mezhepçi propaganda tepki çekiyor

Yemen’in Filistin’e yönelik askeri desteği ise Gazze’de karşılık bulmaya devam ediyor.

Gazze Şeridi’ndeki çok sayıda Filistinli aktivist, Yemen güçlerinin batı kıyısı ve Babülmendep çevresindeki faaliyetleri sonrasında sosyal medyada Ensarullah’a karşı yürütülen mezhepçi kampanyalara tepki gösterdi.

Filistinli aktivistler, Gazze’de İsrail saldırıları sürerken tartışmanın Yemen güçlerinin mezhepsel kimliği üzerinden yürütülmesinin asıl gündemi değiştirdiğini savunuyor.

Aktivist Ebu Umeyme, İsrail’e karşı mücadele ve Filistinlilere destek yerine Yemen güçlerinin hedef alınmasını eleştirerek, ABD ve İsrail’in Yemen’de doğrudan sonuç alamadığı noktada bölgesel aktörleri devreye sokmaya çalıştığını ileri sürdü.

Filistinli aktivist Eymen Hafi ise Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde’nin daha önce Yemenlileri Filistin davasına destek veren “sadık kardeşler” olarak nitelendirmesini hatırlattı ve Ensarullah karşıtı kampanyaları eleştirdi.

Hafi, Sanaa yönetiminin Gazze’deki savaş sona ermediği sürece operasyonlarını sürdüreceğini açıkladığını vurguladı.

Siyasi aktivist Muhammed Şükri de Arap dünyasındaki mezhepçi kutuplaşmanın Filistin meselesinin önüne geçirilmesine karşı çıktı. Şükri, İsrail tehdidi geri plana itilirken Yemen’e yönelik saldırgan söylemlerin büyütülmesinin bölgedeki siyasi önceliklerin değiştirilmesi anlamına geldiğini belirtti.

Aktivist Muhammed Şerif ise Suudi Arabistan’ın Yemen’e yönelik hamlelerinin Babülmendep’in stratejik konumundan bağımsız değerlendirilemeyeceğini savundu. Şerif’e göre hedef, Sanaa yönetiminin ABD, İsrail ve bölgedeki müttefiklerine yönelik baskısını kırmak.

Bir diğer Filistinli aktivist Muhammed Garip ise mezhepsel kimlik tartışmaları yerine Filistin’e verilen desteğin esas alınması gerektiğini belirterek Yemen operasyonlarına destek verdi.

Savaş tek cephede yürümüyor

İran’ın Lübnan’a verdiği siyasi destek, Yemen’in Suudi Arabistan’a yönelik askeri karşılığı ve Gazze’den yükselen Yemen dayanışması, Ortadoğu’daki savaşın giderek daha geniş bir bölgesel zemine yayıldığını gösteriyor.

İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları devam ederken Yemen cephesinde Suudi Arabistan’la çatışmalar sürüyor. Gazze’de ise Filistin davasına destek veren bölgesel aktörlere yönelik mezhepçi ve bölücü söylemlere karşı itiraz yükseliyor.

Böylece Ortadoğu’daki savaşın yalnızca İsrail ile Filistin arasındaki çatışmadan ibaret olmadığı; Lübnan, Yemen, İran ve Kızıldeniz hattını içine alan daha geniş bir güç mücadelesine dönüştüğü görülüyor.

Bölgedeki gelişmeler aynı zamanda İsrail’in saldırılarının ve ABD destekli bölgesel politikaların farklı cephelerde karşılık bulduğunu ortaya koyuyor. Lübnan’dan Yemen’e uzanan askeri hareketlilik ve Gazze’den yükselen dayanışma mesajları, bölgedeki direniş güçleri arasındaki siyasi bağların savaşın seyri açısından önemini artırıyor.

Kaynak:Yakın Doğu Haber