Son yıllarda borsada bazı hisselerde yaşanan olağanüstü yükselişlerin ardından büyüyen spekülatif yapı sonunda ağır bir sarsıntıyla karşı karşıya kaldı. Düşük halka açıklık oranına sahip şirket hisseleri etrafında oluşan işlemler ve bazı portföy yönetim şirketlerinin bu hisselerdeki yoğun pozisyonları, borsadaki sert düşüşle birlikte ciddi bir fon krizine dönüştü.
Pusula ve Tera portföylerinde yatırımcılara ödeme yapılamamasıyla derinleşen krizin ardından Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), aralarında Pusula, Tera, Hedef, Atlas, A1, Pardus ve Bulls Portföy’ün bulunduğu 7 şirkete ait toplam 130 fonun tasfiye sürecine alınacağını açıkladı. Katılımevim ve Birevim’in satın alınması için kamu bankası Emlak Katılım’ın devreye girmesiyle birlikte kamu kaynaklarının da sürece dahil olması gündeme geldi.
Krizin en önemli mağdurları arasında ise yüksek enflasyon karşısında birikimlerini korumaya çalışan küçük yatırımcılar ve emekçiler bulunuyor.
Büyüyen balon dışarıdan da fark edildi
Bugüne nasıl gelindiğini anlamak için birkaç yıl geriye gitmek gerekiyor.
Son yıllarda bazı hisse senetlerinin olağanüstü hızda değer kazanması dikkat çekti. Bu hisselerin aynı yatırım fonlarının portföylerinde yoğun biçimde yer alması ise piyasalarda soru işaretlerine neden oldu.
Örneğin yaklaşık 1,5 yıl önce borsaya giren Destek Faktoring’in hisseleri kısa sürede yüzde 7 binden fazla yükseldi. Hedef Holding hisseleri de bir yıl içerisinde yüzde 2 binden fazla değer kazandı. Katılımevim ise hızlı yükselişin ardından milyarlarca dolarlık piyasa değerine ulaştı.
Bu yükselişlerin arkasında, bazı fonların halka açıklık oranı düşük şirketlerin hisselerine yoğun biçimde yatırım yapması bulunuyordu. Piyasada sınırlı miktarda işlem gören hisselerin fiyatı yükseldikçe fonların değerleri de artıyor, yüksek getiriler yeni yatırımcıları çekiyor ve fonlara giren yeni para yeniden aynı hisselere yöneliyordu.
Bu mekanizma, hisse fiyatlarındaki yükselişi daha da hızlandırırken, fiyatların gerçek şirket performansından ne ölçüde bağımsızlaştığı tartışmasını beraberinde getirdi.
MSCI’dan uyarı geldi
Borsadaki hareketlilik uluslararası finans çevrelerinin de gündemine girdi.
MSCI, mayıs ayında Türkiye’deki bazı küçük şirketlerle bağlantılı fonlarda “koordineli işlemler” tespit ettiğini açıkladı. Kurum, durumun değişmemesi halinde Türkiye’nin endekslerdeki statüsünün düşürülebileceği uyarısında bulundu.
Ekonomi yönetiminden de benzer yönde açıklamalar geldi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 4 Kasım 2025’te fonlarda manipülasyon bulunduğunu söyledi.
Ancak sonraki aylarda tartışmalı işlemlere ilişkin kapsamlı bir müdahale yapılmadı.
Borsayı sarsan düzenleme
SPK, 28 Ağustos’ta yatırım fonlarına ilişkin kurallarda kapsamlı değişiklikler içeren yeni düzenlemeyi açıkladı.
Düzenlemeyle fonların hesaplamalarında kullanılan “fiili dolaşım oranı” yeniden tanımlandı. Bu değişiklik sonrasında bazı hisselerde sert değer kayıpları yaşandı.
Aynı dönemde bazı fonların, ellerinde bulunan hisseleri teminat göstererek ters repo yoluyla borçlandığı ortaya çıktı. Pusula Portföy’ün varlıklarının önemli bir bölümünün ters repoda bulunması, şirketin finansman yapısına ilişkin tartışmaları artırdı.
Yeni kuralların ardından özellikle Pusula Portföy’den çıkışlar hızlandı. Şirketin patronu Muhammet Yarız tutuklanırken ortağı Serdar Turhan hakkında yurtdışına çıkış yasağı getirildi.
Yaklaşık iki hafta önce 13 milyar dolar civarında varlık yönettiği belirtilen Pusula Portföy’de geçtiğimiz günlerde temerrüt yaşandı. Böylece fondan çıkmak isteyen yatırımcılara ödemelerde sorun ortaya çıktı.
Financial Times’ın aktardığı verilere göre Pusula’nın öne çıkan iki fonu, 2026’nın ilk yedi ayında sırasıyla yüzde 164 ve yüzde 144 getiri sağlamıştı. Fonların ağırlıklı olarak yatırım yaptığı ve hızlı değer kazanan hisselerin piyasada alıcı bulmakta zorlanmasıyla birlikte, yatırımcılara ödeme yapabilmek amacıyla başka hisselerin de satışa çıkarılması borsadaki satış baskısını artırdı.
Ekonomim’in aktardığı verilere göre 28 Ağustos’tan bu yana yatırım fonlarından toplam net çıkış 210 milyar liraya ulaştı. Fonların toplam portföy büyüklüğü ise aynı dönemde yaklaşık 334 milyar lira azaldı.
Net çıkışların yaklaşık yarısı Pusula’dan kaynaklandı. Pusula’dan 96,5 milyar liralık çıkış gerçekleşirken Garanti Portföy İkinci Para Piyasası Fonu’ndan 61,6 milyar lira, Tera Portföy Birinci Serbest Fonu’ndan ise 59,5 milyar lira net çıkış yaşandı.
Tera da temerrüde düştü
Kriz büyürken Tera Grubu, geçtiğimiz hafta Pusula Portföy’ün bağlı olduğu Pusula Finans Holding ile Katılımevim’i devralmak üzere harekete geçtiğini duyurdu. Ancak resmi devir işlemleri henüz tamamlanmadan Pusula’da temerrüt yaşandı.
Tera Grubu, Pusula’nın temerrüdünden sorumlu olmadığını açıkladı. Açıklama piyasalardaki endişeleri daha da artırdı.
Dün ise borsadaki satış dalgası sertleşti. Borsa İstanbul’da düşüşün yüzde 7’yi aşmasının ardından işlemlere geçici olarak ara verildi. Gün sonunda BIST 100 endeksi yüzde 5,54 değer kaybetti. 95 hisse değer kaybederken 40 hisse taban fiyattan işlem gördü.
Seansın ardından Tera da temerrüde düştüğünü açıkladı. Şirketten yapılan açıklamada, yatırımcıların yoğun çıkış talepleri nedeniyle ödemelerin karşılanmasında sorun yaşandığı bildirildi.
Tera’nın kurucu patronu Emre Tezmen imzasıyla yayımlanan açıklamada yaşananlar “Malum şer odaklarının son derece planlı, kasıtlı ve organize bir spekülatif atağı” olarak nitelendirildi. Açıklamada ayrıca şirketin “vesayet odaklarına karşı, yerli ve milli bir anlayışla dengeleri değiştirdiği” savunuldu.
SPK’dan suç duyuruları
Borsadaki sert hareketlerin ardından SPK da yeni adımlar attı.
Üç şirketin hisselerinde manipülasyon yapıldığı gerekçesiyle 38 kişi hakkında suç duyurusunda bulunuldu ve bu kişilere iki yıl süreyle işlem yasağı getirildi. Hakkında işlem yapılanlar arasında Pusula Portföy ve şirket yöneticileri de yer aldı.
Hisselerindeki hızlı yükselişle gündeme gelen Hedef Holding’in patronu Namık Kemal Gökalp de ifadeye çağrıldı.
Eski Borsa İstanbul Başkanı, eski Merkez Bankası Başkan Yardımcısı ve eski AKP milletvekili İbrahim Turhan hakkında ise yatırımcılarda korku yaratacak paylaşımlar yaptığı gerekçesiyle soruşturma başlatıldı.
Turhan, borsadaki sert düşüşün ardından sosyal medya hesabından “Üç yıldır zaman zaman gündeme gelen ‘değişiklik’ konusunun ilk defa bu defa kadar ciddi olduğu anlaşılıyor” ifadelerini kullandı. Daha sonra sözlerinin yanlış anlaşıldığını belirten Turhan, “değişiklik” ifadesiyle kişiler veya makamları değil ekonomi politikasını kastettiğini söyledi.
Turhan’ın söz konusu paylaşımları yaptığı X hesabı hakkında da erişim engeli talep edildi.
İktidarla bağlantılı isimler de gündemde
Kriz kapsamında tutuklanan veya ifadeye çağrılan bazı isimlerin siyasi ve kurumsal bağlantıları da tartışma konusu oldu.
Tutuklanan Pusula Portföy patronu Muhammet Yarız’ın AKP İstanbul teşkilatında görev aldığına ilişkin daha önce yapılmış paylaşımlar bulunuyor. Yarız ve babası Celal Yarız hakkında da geçmiş yıllarda borsadaki işlemler nedeniyle idari para cezaları ve işlem yasakları uygulandığı bildirildi.
Hedef Holding patronu Namık Kemal Gökalp’in kardeşi Mehmet Ziya Gökalp’in ise iktidara yakınlığıyla bilinen Yeni Şafak gazetesinin eski genel müdürü olduğu belirtiliyor. Mehmet Ziya Gökalp’in yönetiminde bulunduğu Hedef Holding, mali polisin inceleme yaptığı İnfo Yatırım’ın da ana hissedarı konumunda.
Bu bağlantılar, borsadaki denetim mekanizmalarının geçmiş yıllardaki işleyişine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
130 fon tasfiye ediliyor
Borsadaki sarsıntının bugün de devam etmesi beklenirken Finansal İstikrar Komitesi, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığında sabah saat 08.00’de toplandı.
Toplantının ardından yapılan açıklamada sorunun “geçici ve yönetilebilir nitelikte” olduğu belirtilirken yeni tedbirlerin uygulanacağı duyuruldu. Ancak tedbirlerin ayrıntıları kamuoyuyla paylaşılmadı.
SPK ise toplantının hemen ardından yeni kararlarını açıkladı.
Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus ve Bulls Portföy’e ait fonların alım ve satım işlemlerinin durdurulmasına karar verildi. Bu şirketlere ait toplam 130 fonun tasfiye sürecine alınacağı bildirildi.
Ardından Katılımevim ve Birevim’in satın alınması için kamu bankası Emlak Katılım’ın devreye girdiği ve görüşmelere başlandığı açıklandı.
Böylece özel finans kuruluşlarında yaşanan krizin ardından kamu kurumlarının da sürece müdahil olduğu yeni bir aşamaya geçildi.
Küçük birikimler krizin ortasında kaldı
Borsadaki krizin en önemli boyutlarından biri ise küçük yatırımcıların ve emekçilerin yaşadığı mağduriyet.
Yüksek enflasyon karşısında ücretleri hızla eriyen milyonlarca insan, sınırlı birikimlerini koruyabilmek için farklı yatırım araçlarına yöneliyor. Bankaların ve finans kuruluşlarının yönlendirmesiyle yatırım fonlarına giren küçük tasarruf sahipleri de bu süreçte ciddi belirsizlikle karşı karşıya kaldı.
Fonlarda yaşanan temerrütler ve tasfiye kararları nedeniyle yatırımcıların paralarına erişim konusunda sorunlar yaşanırken, birçok küçük yatırımcı için birikimlerinin ne zaman ve hangi koşullarda geri alınabileceği sorusu gündeme geldi.
Borsadaki yüksek getirilerin cazibesiyle sisteme giren küçük yatırımcılar açısından yaşananlar, finansal piyasalarda risklerin kim tarafından üstlenildiği tartışmasını da yeniden gündeme taşıdı.
Bir yanda milyarlarca liralık işlemler gerçekleştiren portföy şirketleri ve büyük yatırımcılar, diğer yanda yüksek enflasyon karşısında birkaç yıllık birikimini korumaya çalışan küçük tasarruf sahipleri bulunuyor.
Yaşanan kriz, borsadaki denetim mekanizmalarının nasıl işlediği, yüksek getirilerin nasıl oluştuğu, risklerin yatırımcılara nasıl aktarıldığı ve kamu müdahalesinin hangi koşullarda devreye girdiği sorularını beraberinde getirdi.
Kaynak: Sol Haber
