Komünist şair Nâzım Hikmet, ölümünün 63. yılında saygı ve özlemle anılıyor. 3 Haziran 1963’te yaşamını yitiren büyük şair, yalnızca eserleriyle değil, insanlığa ve mücadeleye dair bıraktığı mirasla da yaşamayı sürdürüyor.
Nâzım Hikmet, şiirlerinde ve yaşamında karanlığa karşı aydınlığı, sömürüye karşı emeği, umutsuzluğa karşı direnci savundu. Türkiye’de emek, özgürlük ve insanlık değerleri adına verilen her mücadelede onun dizeleri ve düşünceleri yankılanmaya devam ediyor. Çünkü Nâzım Hikmet, yalnızca büyük bir şair değil, aynı zamanda yaşamı boyunca inandığı değerler uğruna mücadele eden bir komünistti.
Aradan geçen 63 yıla rağmen, boyun eğmeyen insanlar hâlâ Nâzım Hikmet’in aydınlığa uzanan elini hissediyor; onun çağrısını, şiirlerinde ve mücadelesinde buluyor.
“Hep 19 yaşında bir şair”
Gazeteci-yazar Asaf Güven Aksel, yıllar önce kaleme aldığı “Hep 19 Yaşında Bir Şair” başlıklı yazısında Nâzım Hikmet’in yaşamını ve mücadelesini anlatmıştı. Aksel’in yazısı, büyük şairin neden hâlâ genç, canlı ve güncel kaldığını ortaya koyuyor.
1902 yılında Selanik’te dünyaya gelen Nâzım Hikmet, çocukluk yıllarından itibaren hem sanatla hem de toplumsal meselelerle iç içe büyüdü. Birinci Dünya Savaşı’nın yıkımı, işgal altındaki İstanbul ve Kurtuluş Savaşı yılları, onun düşünsel gelişiminde belirleyici oldu.
1921’de Anadolu’ya geçen genç Nâzım, öğretmenlik yaptığı dönemde halkın yaşamını yakından tanıdı. Aynı yıllarda Mustafa Suphi ve yoldaşlarının katledilmesi, onun siyasal düşüncelerini derinleştirdi. Ardından Sovyetler Birliği’ne giderek Doğu Halkları Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde eğitim gördü.
Henüz 19 yaşında şekillenen dünya görüşü, yaşamı boyunca değişmedi. Şiirini halkın yaşamıyla, işçilerin, köylülerin ve ezilenlerin mücadelesiyle buluşturdu. 1929’da yayımlanan “835 Satır”, Türk şiirinde yeni bir dönemin kapısını açtı. Ardından gelen eserleriyle yalnızca Türkiye’de değil, dünya edebiyatında da önemli bir yer edindi.
Nâzım Hikmet’in yaşamı sürgünler, davalar, hapislikler ve özlemlerle geçti. Ancak o, her koşulda halktan yana saf tutmayı sürdürdü. Şiirleri, oyunları ve yazılarıyla eşitlik, özgürlük ve kardeşlik düşüncesini savundu.
3 Haziran 1963’te Moskova’da yaşamını yitirdiğinde geride yalnızca şiirler değil, kuşaklar boyunca sürecek bir mücadele mirası bıraktı. Onun adı bugün hâlâ umutla, dirençle ve daha güzel bir dünya özlemiyle anılıyor.
Belki de bu yüzden Nâzım Hikmet için söylenen en doğru sözlerden biri hâlâ geçerliliğini koruyor:
Nâzım Hikmet, hep 19 yaşında bir şair olarak yaşamaya devam ediyor.
Kaynak: Sol Haber
