Fotoğraf: DepoPhotos
Yerel yönetimlere yönelik son dönemde artan mali ve idari uygulamalar, belediyelerin hizmet üretme kapasitesi üzerindeki etkileriyle gündemde. Özellikle muhalefetin yönettiği büyükşehir belediyelerinde yaşanan kaynak sorunları, yatırım projelerinden sosyal destek programlarına kadar birçok alanda yeni tartışmaları beraberinde getiriyor.
Ekonomist ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Doç. Dr. Oğuz Demir, merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasında yaşanan gerilimin yalnızca siyasi aktörleri değil, belediyelerin kurumsal işleyişini de etkilediğini söyledi. Demir'e göre belediyelerin mali hareket alanını daraltan uygulamalar, doğrudan kent sakinlerine sunulan hizmetlere yansıyor.
Son yıllarda özellikle büyükşehir belediyelerinin karşı karşıya kaldığı en önemli sorunlardan birinin finansman kaynaklarına erişim olduğunu belirten Demir, yatırım projeleri için gerekli kredi onaylarının gecikmesinin maliyetleri artırdığını ifade etti. Uygun koşullarda dış finansman sağlanamadığında belediyelerin projeleri kendi bütçeleriyle yürütmek zorunda kaldığını vurgulayan Demir, bunun da sosyal hizmetler ve yeni yatırımlar için ayrılabilecek kaynakları azalttığını kaydetti.
Yerel yönetimlerin SGK ve vergi borçlarına yönelik tahsilat yöntemlerinin de bütçeler üzerinde baskı yarattığını belirten Demir, geçmiş dönemlerden devralınan borçların toplu kesintilerle tahsil edilmesinin belediyelerin nakit akışını zorlaştırdığını söyledi. Bu durumun ulaşım, altyapı ve sosyal destek projelerinde kaynak planlamasını güçleştirdiğini ifade etti.
Demir, belediyelere yönelik soruşturmalar ve yöneticilere dönük yargı süreçlerinin de kurumsal işleyiş üzerinde etkiler yarattığını belirterek, kamu hizmeti sunan kurumların siyasi tartışmaların merkezine çekilmesinin kent yönetimlerinde belirsizlik oluşturduğunu dile getirdi.
Uzmanlara göre yerel yönetimlerin karşı karşıya kaldığı mali ve idari engellerin en önemli sonucu, kent sakinlerinin günlük yaşamında hissediliyor. Ulaşım yatırımlarının gecikmesi, sosyal destek programlarının kapsamının daralması veya altyapı projelerinin ertelenmesi gibi gelişmeler, doğrudan yurttaşların yaşam koşullarını etkiliyor.
Öte yandan belediyeler arasındaki uygulama farklılıkları da kamuoyunda tartışma konusu olmaya devam ediyor. Muhalefet belediyeleri kaynak yetersizliği ve denetim baskılarından şikâyet ederken, iktidar partisine mensup bazı belediyelerin gerçekleştirdiği yüksek bütçeli kampanyalar kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin soruları gündeme taşıyor.
Siyaset bilimciler ve yerel yönetim uzmanları, demokratik sistemlerde merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasındaki ilişkinin hizmet odaklı yürütülmesinin önemine dikkat çekiyor. Uzmanlara göre siyasi rekabetin ötesinde, belediyelerin görevlerini etkin biçimde yerine getirebilmesi için mali kaynaklara erişim ve kurumsal istikrarın korunması gerekiyor. Aksi halde ortaya çıkan tablonun bedelini siyasetçilerden çok yurttaşlar ödüyor.
Kaynak:Birgün Gazetesi
