19. Metin Altıok Şiir Ödülleri, İstanbul’un Ses Tiyatrosu’nda düzenlenen törenle sahiplerine verildi.
Şiir ödülünün ötesine geçen gecede yapılan konuşmalar, Sivas Katliamı’na ilişkin hafızayı canlı tutan bir anma ile güncel politik tartışmaların iç içe geçtiği güçlü bir çerçeve sundu.
Ödül, Metin Altıok’un 2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nde gerçekleştirilen katliamda yaşamını yitirmesinin ardından onun anısına veriliyor. Bu yıl da tören, edebiyat dünyasını bir araya getirdi.
Altıok’un şiiri; bireysel acı ile toplumsal hafızayı buluşturan, insanın kırılganlığı, yalnızlığı ve belleği üzerine kurduğu güçlü diliyle çağdaş Türk şiirinde özel bir yerde duruyor.
Beyoğlu Belediyesi, Kırmızı Kedi Yayınevi ve Zeynep Altıok Akatlı’nın katkılarıyla düzenlenen törene, Mahir Polat, Sefer Karaahmetoğlu, Volkan Aslan, Militan Gücüm, Levent Tüzel, Alper Taş, Adnan Özyalçıner ve Orhan Alkaya başta olmak üzere siyaset ve sanat dünyasından çok sayıda isim katıldı.
Sunuculuğunu Başak İkiz’in üstlendiği gecede, Metin Altıok’un mirası üzerinden hem geçmişle yüzleşme hem de bugüne dair söz kurma çabası öne çıktı.
Altıok: “Sanatla direnmek ayrı bir değer”
Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok Akatlı, konuşmasında babasının yalnızca bir şair değil, toplumsal sorumluluk taşıyan bir aydın olduğunu vurguladı.
Altıok, babasını “insanların duygularını paylaşan, toplumsal duyarlılıklara açık, iyi bir sosyalist ve devrimci” sözleriyle anlattı.
Sanatın bugünkü rolüne dikkat çeken Altıok, “Ümitsizleştirilen bir toplumda sanatla seslenmek, sanatla direnmek benim için ayrı bir değer taşıyor” dedi.
Güncel gelişmelere de değinen Altıok, tutuklu belediye başkanları ve gazetecilere selam gönderdi. Konuşmasını, “Duymazlıktan, görmezlikten gelmeyenler, iyi ki geldiniz, iyi ki varsınız” sözleriyle tamamladı.
Karaahmetoğlu: “Acı hâlâ ilk günkü gibi”
Sefer Karaahmetoğlu, Sivas Katliamı’nın etkisinin aradan geçen yıllara rağmen sürdüğünü söyledi.
Karaahmetoğlu, “Metin Altıok bugün hâlâ içimizde yanan bir yangındır. 1993 yılında kaybettiğimiz canların acısı hâlâ ilk günkü gibi” dedi.
Ayrıca, tutuklu bulunan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in selamlarını iletti.
Mahir Polat’tan şiir değerlendirmesi
Mahir Polat, konuşmasında Metin Altıok’un şiir dünyasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Polat, şairin kendisini “bu dünyada bir nefes gibi” gördüğünü hatırlatarak, “Tertemiz zamanlardan kalmadı bu nefes” dizelerini andı.
Altıok’un şiirinde imgelerin merkezi bir yer tuttuğunu belirten Polat, boşluk, çıkmaz sokak ve kuruyan bir daldan çiçek çıkması gibi imgeler üzerinden insanlık hâllerinin anlatıldığını söyledi.
“Yarın için umut saklıyoruz”
Militan Gücüm ise ödülün yalnızca bir anma olmadığını, aynı zamanda geleceğe dair bir söz taşıdığını ifade etti.
Gücüm, “Metin Altıok’un izinden gidenler olarak yarın için umut saklamaya devam ediyoruz” dedi.
Ödül Elçin Sevgi Suçin’e verildi
Doğan Hızlan, Hilmi Yavuz, Eray Canberk, Ali Cengizkan, İlke Tekin, Haydar Ergülen ve Orhan Alkaya’dan oluşan seçici kurulun değerlendirmesi sonucunda, Elçin Sevgi Suçin, Paralize Zaman Diyalogları ile Metin Altıok Şiir Ödülü’ne layık görüldü.
Suçin, yazmayı bir tercih değil, yaşadığı dünyanın yüklediği bir sorumluluk olarak tanımladı.
Şiirin bir direniş biçimi olduğunu vurgulayan Suçin, savaşın gündelikleştiği, ölümlerin sıradanlaştığı bir çağda yazmanın unutmaya karşı bir direnme biçimi olduğunu söyledi.
Ayrıca, “Şiir yalnızca sanat değil, bir düşünme biçimi. Bugün anlamların paralize edildiği bir çağda şiir hepimiz için bir direniş biçimi” ifadelerini kullandı.
“Sözün tutsaklığı yeni değil”
Gecede yalnızca geçmişin kayıpları değil, bugünün tutukluları da anıldı.
Sahneye yansıtılan görüntüler eşliğinde başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere, İnan Güney ve diğer tutuklu belediye başkanları anıldı. Cezaevindeki gazeteciler ile Gezi Davası tutukluları için de salondan destek mesajları verildi.
Yapılan konuşmada, ifade özgürlüğü ve baskı politikalarına dikkat çekilerek, “Bu topraklarda sözün tutsaklığı yeni değil” vurgusu öne çıktı.
Gecede şiir müzikle buluştu
Sivas Katliamı’nın hafızası etrafında şekillenen gece, şiir ile siyaset arasındaki ilişkinin görünür olduğu bir buluşmaya dönüştü.
Konuşmaların ardından Orhan Aydın sahnede şiirler seslendirdi. Başak İkiz’in anlatımıyla ilerleyen programda, Hilmi Yarayıcı müzik dinletisi sundu.
Türk şiirinin bestelenmiş eserlerinin seslendirildiği gecede, anma duygusu söz ve müzikle birlikte sahnede karşılık buldu.
Kaynak: Birgün
