Kadın Koalisyonu, 12. Yargı Paketi'nin kamuoyuna açıklanmasının ardından yaptığı yazılı açıklamada, temel hak ve özgürlükleri ilgilendiren düzenlemelerin toplumsal muhalefetten, kadın örgütlerinden, çocuk hakları savunucularından, LGBTİ+ örgütlerinden ve hukuk çevrelerinden gizlenerek hazırlanmasını eleştirdi.
“Haklarımız Torba Yasalara Teslim Edilemez” başlıklı açıklamada, torba yasa pratiğiyle hazırlanan yargı paketlerinin demokratik katılım mekanizmalarını devre dışı bıraktığı vurgulandı. Açıklamada, yaşamları doğrudan etkileyen düzenlemeler hakkında kamuoyunun yeterli bilgiye sahip olmadığı, düzenlemelerin muhatabı olan toplumsal kesimlerin görüş ve itirazlarının dikkate alınmadığı ifade edildi.
Kadın Koalisyonu, 12. Yargı Paketi'nde kadınların nafaka hakkını sınırlandıran ya da LGBTİ+ bireylerin haklarını hedef alan düzenlemelerin yer almamasına rağmen, bu başlıklardaki belirsizliğin sürdüğüne dikkat çekti. Açıklamada, "Bu yalnızca bir usul sorunu değildir. Yasaların etkileyeceği toplumsal kesimlerin katılımı olmadan hazırlanması demokratik yasa yapma sürecinin reddidir" denildi.
“Denetim ve cezalandırma siyaseti”
Açıklamada kamuoyunda tartışılan nafaka hakkının sınırlandırılması girişimleri, LGBTİ+ bireylerin varoluşunu hedef alan düzenlemeler, sosyal medyaya yönelik yeni denetim hazırlıkları ve suça sürüklenen çocuklara yönelik cezaların artırılması önerilerinin birbirinden bağımsız olmadığı belirtildi.
Kadın Koalisyonu, söz konusu düzenlemelerin ortak noktasının hak ve özgürlükleri genişletmek yerine toplumu denetim, itaat ve cezalandırma mekanizmaları üzerinden yeniden şekillendirmeye çalışan siyasal bir yaklaşım olduğunu savundu.
Çocuklara yönelik cezaların artırılmasını da eleştiren Koalisyon, yoksulluk, eşitsizlik, şiddet, eğitimden kopuş ve kamusal hizmetlerdeki eksiklikler göz ardı edilerek çocukların daha ağır yaptırımlarla karşı karşıya bırakılmasının adalet anlayışıyla bağdaşmadığını belirtti.
“Nafaka hakkına müdahale kadınları ekonomik bağımlılığa iter”
Açıklamada kadınların nafaka hakkına yönelik müdahalelerin, kadınları ekonomik açıdan bağımlı hale getiren ve şiddet ortamından uzaklaşmalarını zorlaştıran politikaların parçası olduğu ifade edildi.
LGBTİ+ bireylerin kimlik ve varoluşlarını hedef alan olası düzenlemelerin ise eşit yurttaşlık ilkesine, insan haklarına ve yaşam hakkına yönelik bir saldırı olduğu vurgulandı.
Kadın Koalisyonu, ifade özgürlüğünü ve örgütlenme hakkını hedef alan, “özendirme” ve “teşvik” gibi muğlak kavramlara dayandırılan düzenlemelerin hukuk yoluyla ayrımcılığı kurumsallaştırma girişimi anlamına geldiğini belirtti.
“Haklarımız pazarlık konusu yapılamaz”
Hak kayıplarının çoğu zaman kamuoyunda tartışmaya açılarak, ardından olağanlaştırılıp hayata geçirildiğine dikkat çekilen açıklamada, kadın hareketinin bu nedenle hiçbir girişimi “şimdilik ertelendi” diyerek görmezden gelmeyeceği ifade edildi.
Kadın Koalisyonu, iktidara ve Meclis'e seslenerek temel hak ve özgürlüklere ilişkin düzenlemelerin torba yasa yöntemiyle ve kapalı müzakere süreçleriyle yasalaştırılamayacağını belirtti.
Açıklamanın sonunda, kadın ve LGBTİ+ haklarında geriye gidişe yol açabilecek düzenlemelere karşı mücadeleyi sürdüreceklerini vurgulayan Koalisyon şu mesajı verdi:
“Hayatlarımız üzerinde kurulan denetimi kabul etmiyoruz. Oldubittilere, hak gasplarına izin vermeyeceğiz. Eşitlikten, özgürlükten ve birbirimizin yaşam hakkını savunmaktan vazgeçmeyeceğiz.”
Baın açıklamasının tam metni şu şekilde:
"Haklarımız torba yasalara, hayatlarımız iktidarın denetim siyasetine teslim edilemez
Torba yasa pratiğine terk edilen yargı paketleri kadın örgütlerinden, çocuk hakları savunucularından, LGBTİ+ örgütlerinden, barolardan,hak savunucularından ve toplumsal muhalefetten gizlenerek hazırl
Bu yalnızca bir usul sorunu değildir. Yasaların, etkileyeceği toplumsal kesimlerin katılımı olmadan hazırlanması demokratik bir yasa yapma sürecinin reddidir. Belirsizliğin kendisi başlı başına antidemokratiktir ve bir hak ihlalidir. Haklarımızı ilgilendiren hiçbir düzenleme, bizlerin sözünü yok sayarak hazırlanamaz.
Bugün kamuoyunda tartışılan kadınların nafaka hakkınınsınırlandırılması, LGBTİ+’ların varoluşunu hedef alan düzenlemeler, sosyal medya alanını denetim ve baskı altına alma hazırlıkları ve suça sürüklenen çocuklara yönelik cezaları artırma yaklaşımı birbirinden bağımsız değildir. Bütün bu düzenlemeler, hak ve özgürlükleri genişletmek yerine toplumu itaat, denetim ve cezalandırma üzerinden yeniden şekillendirmek isteyen otoriter bir siyasal yaklaşımın parçalarıdır.
Çocukları korumak yerine cezaları artırmayı çözüm diye sunan anlayışı kabul etmiyoruz. Yoksulluğu, eşitsizliği, şidde
Nafaka hakkına yönelik her müdahale, kadınları boşanamaz, şiddetten uzaklaşamaz, ekonomik olarak bağımlı hale getirmepolitikasının parçasıdır. LGBTİ+’ların kimliklerini ve varoluşlarını suçun konusu haline getiren her düzenleme ise eşit yurttaşlık ilkesine, insan haklarına ve yaşam hakkına açık bir saldırıdır.
Bu denetim ve kontrol yasaları, tüm hak ve özgürlüklerimize yönelik bir saldırıdır. “Özendirme” ve “te
Biz kadınlar, feministler ve hak savunucuları olarak biliyoruz ki; hak kayıpları bir gecede oldubitti ile yok edilmeden önce tartışmaya açılır, sonra pazarlık konusu yapılır, ardından olağanlaştırılarak ortadan kaldırılır. Bu nedenle hiçbir saldırıyı “şimdilik ertelendi” diyerek geçiştirmiyoruz. Hak ve özgürlüklerimiz, torba yasaların, kapalı kapılar ardında yürütülen
Kadın Koalisyonu olarak iktidara ve Meclis’e sesleniyoruz:
Hak ve özgürlüklere ilişkin hiçbir düzenleme torba yasa mantığıyla, kapalı kapılar ardında, toplumsal muhalefetin denetiminden kaçırılarak yasalaştırılamaz. Nasıl ki 12. Yargı Paketi’nde kadın ve LGBTİ+ haklarında geriye gidişe sebep olan düzenlemelerin yer almaması için mücadele ettiysek, diğer yargı paketlerinde temel hak ve özgürlüklerimizi kısıtlayacak düzenlemelerin yer almaması için de demokratik mücadelemizi sürdüreceğiz.
Hiçbir yasal düzenleme olmamasına rağmen, idari uygulamalar eliyle keyfi bir biçimde kısıtlanan ifade ve örgütlenme özgürlüğümüz, hak mücadelemiz sansürlenemez!
Hayatlarımız üzerinde kurulan denetimi kabul etmiyoruz.
Oldubittilere, hak gasplarına izin vermeyeceğiz.
Eşitlikten, özgürlükten ve birbirimizin yaşam hakkını savunmaktan vazgeçmeyeceğiz."
Haber Merkezi
