DİSK’in “Çalışan Kadınlar” raporu, 2026’ya gelinmesine rağmen kadın işçilerin eşitlik mücadelesinde kritik başlıklarda ilerleme sağlanamadığını gösteriyor. Kriz dönemlerinde kadınlar düşük ücretli ve güvencesiz işlerde yoğunlaştığı için ilk dışlanan kesim oluyor. Eşit işe eşit ücret hâlâ kâğıt üzerinde; kadınlar aynı işi yapan erkeklerden ortalama %20–30 daha az kazanıyor. Mesleki eğitim ve teknolojiye erişimdeki eşitsizlik, terfi engellerini besliyor. Annelik koruması ve kreş hakkı yetersiz; sendikalarda ise kadınlar üyelikte çoğunluk, yönetimde yokluk yaşıyor.
Türkiye 1 Mayıs’a hazırlanırken, DİSK’in de üyesi olduğu Uluslararası Özgür İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (ICFTU) “Çalışan Kadınların Hakları Bildirgesi” ve “Kadınların Sendikalarla Bütünleşmesi Eylem Programı” yeniden gündemde. 1960’lardan bu yana güncellenen bu belgeler, kadın işçilerin karşı karşıya kaldığı yapısal sorunların hâlâ çözülemediğini gösteriyor.

Ekonomik Kriz Kadınları Daha Sert Vuruyor
ICFTU belgelerinde yer alan değerlendirmelere göre, ekonomik durgunluk dönemlerinde kadın emeği sistematik biçimde değersizleştiriliyor.
Belgede şu ifadeler yer alıyor:
“Ekonomik gerileme ve bunun sonucu ortaya çıkan işsizlik, kamuoyunun gözünde kadın emeğinin ekonomik gerçekliğini yoksayma eğilimindedir.”
Bu tespit, Türkiye’deki tabloyla da örtüşüyor. Kadınlar, özellikle:
- düşük ücretli işlerde yoğunlaşma,
- kayıt dışı istihdam,
- esnek ve güvencesiz çalışma modelleri,
- bakım yükünün artması gibi nedenlerle kriz dönemlerinde işgücü piyasasından ilk dışlanan kesim oluyor.
Eşit İşe Eşit Ücret Hâlâ Kağıt Üzerinde
Belge, eşit değerde işe eşit ücret ilkesinin hâlâ tam uygulanmadığını açıkça vurguluyor.
ICFTU’nun bildirgesinde şu ifade dikkat çekiyor:
“Eşit değerdeki iş için eşit ücret ilkesi henüz tam olarak uygulanmamaktadır.”
Türkiye’de de TÜİK ve bağımsız araştırmalar, kadınların aynı işi yapan erkeklerden ortalama %20–30 daha düşük ücret aldığını gösteriyor.
Bu fark, özellikle hizmet sektörü, tekstil, bakım emeği ve kayıt dışı alanlarda daha da derinleşiyor.
Mesleki Eğitim ve Teknolojiye Erişimde Ciddi Eşitsizlik
Belgeye göre kadınlar, mesleki eğitim ve yeni teknolojilere erişimde sistematik olarak geri bırakılıyor.
Bu durum, hem ücret farkını hem de terfi engellerini besleyen temel bir eşitsizlik alanı.
Kadınların:
- teknik eğitimlere erişimi,
- dijital beceri geliştirme olanakları,
- yeniden eğitim programlarına katılımı
erkeklere kıyasla daha sınırlı. Bu da kadınları düşük vasıflı işlere sıkıştırıyor.
Annelik Koruması: “Ayrıcalık Değil, Toplumsal Sorumluluk”
Belge, anneliğin kadınlara yüklenen bir ekonomik ceza olmaktan çıkarılması gerektiğini vurguluyor:
“Annelik koruması, kadın işçilerin çocuk dünyaya getirdikleri için ekonomik bakımdan cezalandırılmalarının önüne geçmek amaçlı bir uygulamadır.”
Türkiye’de ise tablo hâlâ sorunlu:
- Kreş hakkı yaygın değil.
- Doğum sonrası işe dönüşte ayrımcılık sürüyor.
- Hamilelik nedeniyle işten çıkarma vakaları devam ediyor.
Bu nedenle annelik koruması, 1 Mayıs talepleri arasında yeniden öne çıkıyor.
Sendikalarda Kadın Temsili: “Üyelikte Çoğunluk, Yönetimde Yokluk”
“Kadınların sendikalarda önderlik düzeylerinde yer almalarının başlıca engeli, doğrudan ve dolaylı ayrımcılıktır.”
Türkiye’de pek çok sendikada kadınlar üye çoğunluğunu oluşturmasına rağmen yönetim kademelerinde görünmez hâle geliyor.
Bu durum, kadın işçilerin taleplerinin sendikal gündemde yeterince yer bulamamasına yol açıyor.
Belge, sendikalarda kadın temsili için şu adımları öneriyor:
- Pozitif eylem programları
- Kadınların yönetim kademelerine aday gösterilmesi
- Çocuk bakımını gözeten toplantı ve eğitim düzenlemeleri
- Kadınlara özel sendikal eğitim programları
Gelişmekte Olan Ülkelerde Durum Daha Ağır
“Gizli işsizlik, kadınlara ikinci sınıf muamelesi yapma alışkanlıklarının sürmesi, okuma yazma bilmeme, altyapı yokluğu nedenleriyle sorunlar daha büyük boyutlara ulaşmaktadır.”
Türkiye’de özellikle tarım, ev içi hizmetler ve kayıt dışı sektörlerde çalışan kadınlar, sosyal güvenlikten tamamen yoksun durumda.
1 Mayıs’a Doğru: Kadınların Talepleri Net
- Eşit işe eşit ücret
- Güvenceli ve kayıtlı istihdam
- Şiddetsiz ve tacizsiz işyerleri
- Annelik koruması ve kreş hakkı
- Sendikalarda eşit temsil
- Mesleki eğitim ve teknolojiye eşit erişim
Bu talepler, yalnızca kadınların değil, tüm işçi sınıfının ortak mücadelesi olarak değerlendiriliyor.Kadın emeğinin hâlâ görünmez kılındığını, eşitsizliğin yapısal biçimde sürdüğünü ve sendikal mücadelenin bu alanda daha güçlü bir pozisyon alması gerektiğini gösteriyor.
Kadın emeği olmadan üretim olmaz; kadınların eşitliği olmadan gerçek bir demokrasi kurulamaz.
Kaynak:Haber Merkezi
