İsrail düşünce kuruluşu Kudüs Dış İlişkiler Merkezi’nde (Jerusalem Center for Foreign Affairs-JCFA) yayımlanan bir analizde, Kızıldeniz’deki mevcut ABD öncülüğündeki güvenlik düzenlemelerinin yetersiz kaldığı savunularak İsrail merkezli yeni bir bölgesel ittifak kurulması istendi.

Haham Mordechai Yosef Ben Avraham ve Dr. Habtom Ghebrezghiabher imzasını taşıyan analizde, planın temel ortaklarından biri olarak uluslararası alanda bağımsızlığı tanınmayan Somaliland gösterildi. İsrail-Somaliland ortaklığının zamanla Etiyopya, Birleşik Arap Emirlikleri ve bölgedeki diğer yönetimleri kapsayacak geniş bir güvenlik ve ekonomik iş birliği ağına dönüştürülmesi önerildi.

İran, Kızıldeniz krizinin sorumlusu ilan edildi

Analizde Kızıldeniz’de derinleşen güvenlik krizinin başlıca sorumlusu olarak İran gösterildi. Tahran’ın Hürmüz Boğazı’ndan Süveyş Kanalı’na uzanan deniz güzergâhında hâkimiyet kurmaya çalıştığı ileri sürüldü.

İran’ın Yemen’deki Ensarullah hareketine füze, insansız hava aracı, istihbarat ve eğitim desteği verdiği; böylece Babülmendep Boğazı üzerinde etkili olmaya çalıştığı iddia edildi. Özellikle 7 Ekim 2023’ten sonra İsrail ve ABD bağlantılı gemilere yönelik düzenlenen operasyonlar, İran’ın küresel ticaret ve enerji yollarını baskı altına alma stratejisinin parçası olarak sunuldu.

Analizde ayrıca İran’ın Somali’deki eş-Şebab örgütüyle teknoloji, eğitim ve lojistik alanlarında ilişkiler geliştirdiği, Eritre yönetimiyle iş birliğini derinleştirdiği ve Sudan’da Müslüman Kardeşler’in yeniden iktidara gelmesini desteklediği öne sürüldü. Söz konusu iddiaları doğrulayacak bağımsız kanıtlara ise yer verilmedi.

İsrail’e bölgesel liderlik rolü biçildi

JCFA yazarları, ABD öncülüğündeki mevcut güvenlik düzeninin İran’ın bölgedeki etkisini sınırlandıramadığını savunarak İsrail’in yeni sistemin merkezine yerleştirilmesini önerdi.

İsrail’in istihbarat, füze savunması, deniz gözetimi, siber güvenlik ve ileri teknoloji kapasitesine dikkat çekilen analizde, Tel Aviv yönetiminin Afrika Boynuzu ülkeleri arasında istihbarat paylaşımını, ortak deniz operasyonlarını ve diplomatik koordinasyonu sağlayabileceği ileri sürüldü.

İsrail’in Gazze ve Lübnan başta olmak üzere bölgede yürüttüğü askeri saldırılar ise analizde “İran destekli yapılara karşı mücadele” çerçevesinde sunuldu.

Somaliland, planın stratejik merkezi

Analizde Somaliland; coğrafi konumu, iç güvenlik yapısı ve İsrail’le ilişki kurmaya açık olması nedeniyle planlanan ittifakın en önemli ortağı olarak gösterildi.

Özellikle Aden Körfezi kıyısındaki Berbera Limanı’nın stratejik önemine işaret edildi. Somaliland’ın BAE ile liman altyapısını geliştirmesi ve Etiyopya’yla imzaladığı mutabakat, kurulması planlanan bölgesel eksenin mevcut temelleri arasında sayıldı.

Yazarlara göre Somaliland, İsrail, BAE ve Etiyopya’nın ekonomik ve askeri çıkarlarını buluşturabilecek “doğal merkez” konumunda bulunuyor.

İsrail-Somaliland-Etiyopya ekseni önerisi

Analizde ilk aşamada İsrail, Somaliland ve Etiyopya arasında oluşturulacak üçlü yapının daha geniş bir ittifaka dönüştürülmesi önerildi. Gelecekte “diktatörlük sonrası Eritre” ve “İslamcı yönetimden arındırılmış Sudan” ifadeleriyle bu ülkelerdeki siyasi düzenlerin değiştirilmesi de planın bir parçası olarak tarif edildi.

Böylece İbrahim Anlaşmaları’nın Orta Doğu’nun ötesine taşınarak Afrika Boynuzu’na genişletilebileceği savunuldu. Yeni eksenin güvenlik iş birliğinin yanında yapay zekâ, siber güvenlik, su yönetimi, tarım, yenilenebilir enerji ve sağlık teknolojileri alanlarını da kapsaması öngörüldü.

Bu model sayesinde İsrail’in yeni diplomatik ortaklar ve pazarlar kazanabileceği, Kızıldeniz’deki ticaret yolları üzerindeki etkisini artırabileceği belirtildi.

Afrika kökenli Amerikalılar da plana dahil edildi

Analizin ikinci bölümünde askeri ve diplomatik iş birliğinin toplumsal ve ekonomik bağlarla desteklenmesi gerektiği savunuldu. Bu kapsamda Somaliland ile ABD’de yaşayan Afrika kökenli topluluklar arasında doğrudan ortaklık kurulması önerildi.

Afrika kökenli Amerikalılara ait yatırım fonlarının, teknoloji şirketlerinin ve aile işletmelerinin Berbera Ekonomik Bölgesi’ne yönlendirilmesi istendi. Dijital altyapı, lojistik ve hafif sanayi alanlarında kurulacak ortak girişimlerin Somaliland ekonomisini güçlendireceği ileri sürüldü.

ABD’deki Tarihsel Siyah Kolej ve Üniversiteleri ile Hargeisa ve Kudüs’teki akademik kurumlar arasında dijital eğitim ağlarının oluşturulması da öneriler arasında yer aldı. Afrika kökenli Amerikalıların medya ve kültür alanındaki etkisinden yararlanılarak Somaliland’ın uluslararası görünürlüğünün artırılması hedeflendi.

Güvenlik söylemi altında yeni nüfuz arayışı

JCFA’da yayımlanan analiz, Kızıldeniz güvenliğini sağlama iddiasının ötesinde İsrail’in Afrika Boynuzu’ndaki askeri, siyasi ve ekonomik nüfuzunu genişletmeyi amaçlayan kapsamlı bir yol haritası ortaya koyuyor.

İran’ın bölgedeki etkisini temel tehdit olarak tanımlayan plan; İsrail, Somaliland, Etiyopya ve BAE ekseninde yeni bir güç dengesi kurulmasını, Kızıldeniz geçişlerinin denetlenmesini ve İsrail’in Afrika kıtasındaki diplomatik alanının genişletilmesini öngörüyor.

Kaynak:Yakın Doğu Haber