"Doğrudur yıldırımın düştüğü, yağdığı
             yağmurun,
Bulutların rüzgarla sökün ettiği.
Ama savaş öyle değil, savaş rüzgarla
             gelmez;
Onu bulup getiren insanlardır.
Duman tüten topraktan bahar boyunca,
Dökülüp yükselir birden gökyüzü.
Ama barış ağaç değil, ot değil ki
             yeşersin:
Sen istersen olur barış, istersen
             çiçeklenir.
Sizsiniz uluslar, kaderi dünyanın.
           Bilin kuvvetinizi.
Bir tabiat kanunu değildir savaş,
Barışsa bir armağan gibi verilmez
            insana:
           Savaşa karşı
           Barış için
Katillerin önüne dikilmek gerek,
" Hayır yaşayacağız!" demek.
İndirin yumruğunuzu suratlarına!
Böylece mümkün olacak savaşı önlemek.
Onlar demir çeliği elinde tutan birkaç
              kişidir,
Yoktur karabasandan bir çıkarları
Dünyaya bakıp "ne küçük" derler,
Bir şeylerle yetinmezler acunda,
Para hesap eder gibi hesaplıyorlar
             bizi,
Savaş da bu hesabın ucunda.
Ürkmeyin tutmuşlar diye suyun başını:
Korkunç oyunları, davranın, bitsin.
Söz konusu olan çocuğundur, ana:
Koru onu, dikil karşılarına,
Biz milyonlarca kişi
Savaşı yener miyiz?
Bunu sen bileceksin.
Bunu biz bilecek, biz seçeceğiz.
Bir de düşün "Yok!" dediğini:
Düşün ki savaş geçmişin malı
ve barış taşıyor gelecekten."

Bertolt BRECHT

Gebze İşçilerin Birliği Derneği Tiyatro Topluluğu, kadınların yaşam deneyimlerini ve toplumsal mücadelelerini sahneye taşımaya devam ediyor. Topluluk bünyesinde kadın gündemli oyunlar üzerine çalışan tiyatrocuların son çalışması olan "Savaşların Gölgesinde Kadınlar", savaşların kadınlar ve çocuklar üzerinde bıraktığı yıkıcı etkileri konu alıyor.

Berkay Ateş'in Hak adlı oyunu ile Bertolt Brecht'in Çağrı şiirinden yararlanılarak oluşturulan kolaj çalışma, kolektif bir üretim sürecinin ürünü olarak seyirciyle buluştu. Oyunun yazımından yönetimine, dekorundan kostümüne kadar tüm süreçlerin atölye üyelerinin ortak emeğiyle yürütüldüğü belirtiliyor.

Oyunda savaşın yalnızca cephede yaşanmadığı, kadınların yaşamlarında açtığı derin yaralar üzerinden anlatılıyor. "Neden dönemedi çocuklar sokaklara?", "Neden gülemedi bir daha kadınlar?" sorularının öne çıktığı oyun, savaş politikalarının bedelini en ağır biçimde ödeyen kadınların ve çocukların hikâyelerine odaklanıyor.

Topluluk üyeleri ise tiyatro üretiminin kendileri açısından yalnızca sanatsal bir faaliyet olmadığını, aynı zamanda kadınların görünürlük mücadelesinin bir parçası olduğunu ifade ediyor. Çalışan, çocuk sahibi kadınlar olarak sanat üretmeye çalışmanın ciddi zorluklar içerdiğini belirten kadınlar, çocuk bakımı, ev işleri ve çalışma yaşamı arasında sıkışan kadınların kendilerine zaman ayırmakta zorlandığını söylüyor.

Bu nedenle prova süreçleri çoğu zaman gündelik yaşamın içine taşınıyor. Dernekte yemek hazırlanırken, temizlik yapılırken ya da toplu taşımada yolculuk sırasında ezber çalışmaları yapılıyor. Kadınlar, sanat üretimi için ayrıca zaman yaratmanın çoğu zaman mümkün olmadığını, bu nedenle yaşamın her anını değerlendirmeye çalıştıklarını dile getiriyor.

Topluluk üyelerine göre kadınların karşı karşıya kaldığı temel sorunlardan biri de kendilerine ait bir yaşam alanı oluşturabilmek. Ev içi emek, çocuk bakımı ve aile sorumluluklarının büyük bölümünün kadınların omuzlarına yüklenmesi nedeniyle kültürel ve sanatsal faaliyetlere katılım çoğu zaman ikinci plana itiliyor.

Buna rağmen çalışmalarını sürdürmekte kararlı olan topluluk, yeni oyunlarla sahnede olmaya devam etmeyi hedefliyor. Temmuz ayının ortalarında Cumhuriyet Mahallesi meydanında düzenlenmesi planlanan tiyatro ve kültür etkinliğinde mahalle sakinlerini bir araya getirmeyi amaçlayan ekip, kadınların türkü ve şarkılarla katılacağı iki günlük bir program hazırlıyor.

Tiyatro topluluğu, sanatın yalnızca bir sahne faaliyeti olmadığını; dayanışmayı, empatiyi ve toplumsal farkındalığı güçlendiren bir araç olduğunu vurgulayarak üretmeye devam edeceklerini ifade ediyor.

Haber Merkezi