Gazeteci Şule Aydın, kimliği belirsiz bir kişinin 81 ilin emniyet müdürlüğüne gönderdiği e-posta ihbarı üzerine başlatılan soruşturma kapsamında ifade verdi. İhbarda Aydın hakkında “ajanlık”, “casusluk”, “karapara aklama” ve “suç örgütü faaliyeti” gibi ağır suçlamalar yöneltildi.
Konuyu Barış Pehlivan, bugün yayımlanan köşe yazısında gündeme taşıdı. Pehlivan’ın aktardığına göre Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, söz konusu e-postanın gönderildiği 2025 yılında soruşturma başlattı. Geçen nisan ayında ise İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen talimat yazısında, ihbarın “belge” olarak değerlendirildiği ve Şule Aydın’ın “şüpheli” sıfatıyla ifadesinin alınmasının istendiği belirtildi. Bunun üzerine İstanbul’daki savcılık da Emniyet’e yazı göndererek Aydın’ın savunmasının alınmasını talep etti.
Şule Aydın, avukatı Gamze Pamuk ile birlikte karakola giderek ifade verdi.
İhbar metninde Aydın’ın sosyal medya paylaşımları ve YouTube yayınlarında “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, Cumhurbaşkanı’nı, yargı mensuplarını ve Emniyet güçlerini hedef alan aşağılayıcı ve provokatif ifadeler kullandığı” öne sürüldü. İhbarcı, Aydın hakkında cumhurbaşkanına hakaret, halkı kin ve düşmanlığa tahrik, devlet kurumlarını aşağılama ve casusluk suçlarından işlem yapılmasını istedi.
Metinde ayrıca Aydın’ın YouTube’daki “Tımarhane” adlı yayın serisinin “suç örgütü faaliyeti” kapsamında değerlendirilmesi talep edilirken, “karapara aklama” suçlamasıyla da ayrıca soruşturma açılması istendi. E-postada, gazetecinin sosyal medya hesaplarının Emniyet Genel Müdürlüğü, TEM, Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından incelenmesi ve hesaplarının “ivedilikle” kapatılması çağrısı da yer aldı.
“Ajan Faaliyetleri” başlıklı bölümde ise Aydın’ın “ulusal birlik ve kamu düzenine yönelik psikolojik harp faaliyeti yürüttüğü” öne sürülerek “CIA, MOSSAD, MI6, DGSE, BND, PKK, FETÖ ve DHKP-C benzeri yapılarla” doğrudan ya da dolaylı bağlantılı olabileceği iddia edildi.
Avukat Gamze Pamuk ise ihbar metninde yer alan suçlamaların hiçbir somut delille desteklenmediğini vurguladı. Pamuk, “Ceza hukukunda önemli olan suçlayıcı sıfatların ağırlığı değil, bu isnatların somut delillerle desteklenip desteklenmediğidir. Ortada maddi delil, teknik tespit ya da suç teşkil eden somut bir eylem bulunmuyor” ifadelerini kullandı.
Soruşturmanın davaya dönüşüp dönüşmeyeceği henüz netlik kazanmazken, Barış Pehlivan yazısında, “Bu ülkede gazetecilik yapmak, her sabah kimliği belirsiz bir kişinin hayal dünyasıyla adliyede hesaplaşmayı göze almak demek” değerlendirmesinde bulundu.
Kaynak: Sol Haber
