İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, İran ile ABD ve İsrail arasındaki savaşın sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Galibaf, ABD ve İsrail’in saldırılar sırasında açıkladıkları dokuz hedefin hiçbirine ulaşamadığını belirterek, savaşın İran açısından hem askeri hem de siyasi bir zaferle sonuçlandığını savundu.

Galibaf, “ABD ve İsrail; somut, resmi olarak ilan edilmiş, yazılı ve defalarca yinelenen dokuz ayrı hedefle bize saldırdı. Ancak bu hedeflerin hiçbirine, hiçbir seviyede ulaşamadılar. Bu durum ABD ve Siyonist rejim için mutlak ve ağır bir hezimeti, bizim için ise muazzam bir zaferi simgeliyor” dedi.

İran Meclis Başkanı, ABD ve İsrail’in savaş sürecinde “korkakça yürütülen bir savaşın tam ortasında kaldıklarını” ifade ederek İran halkının mücadeleyi sürdürdüğünü söyledi.

Galibaf, savaşın sonuçlarının İran kamuoyuna yeterince anlatılamadığını da belirtti. İran halkının zaferin büyüklüğünü tam olarak hissedemediğini söyleyen Galibaf, yetkililerin bu sonucu halka yeterince aktaramadığını ifade etti.

Galibaf, savaş sırasında verdiği bir röportajda da İran’ın hedefinin ABD ordusunu veya İsrail’i “haritadan silmek” olmadığını belirttiğini hatırlattı. Asıl amacın, ABD ve İsrail’in ilan ettiği savaş hedeflerine ulaşamadığını göstermek olduğunu kaydetti.

İran ile ABD arasındaki mutabakat zaptına da değinen Galibaf, söz konusu belgeyi “diplomasi zaferini mühürleyen bir onur belgesi” olarak nitelendirdi.

Galibaf, askeri ve diplomatik alandaki sonuçların İran halkının direnişi sayesinde elde edildiğini savunarak, ülke nüfusunun farklı inanç, mezhep ve etnik kökenlerden oluşmasına rağmen savaş sırasında ortak bir tutum sergilediğini söyledi.

Galibaf'ın açıklamasının tamamı

Galibaf açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:

“Tüm bunlara rağmen milletimiz; cesaretle, yiğitlikle ve ihlasla dimdik ayakta durarak mücadelesini sürdürdü. Sürecin tüm detaylarına hakim olan bir hizmetkarınız ve kardeşiniz olarak tüm kalbimle söylüyorum ki; biz bu savaşı hem askeri hem de siyasi boyutta tartışmasız bir şekilde kazandık. Fakat, ne yazık ki halkımızın bu zaferin büyüklüğünü tam anlamıyla hissedemediğini düşünüyorum. Kimi zaman insanlar ‘Peki şimdi ne oldu?’ diye sorduğunda, onların bu gerçeği öğrenme hakkını layıkıyla teslim edemedik. Başka bir deyişle; bu büyük zaferi tüm insanların, Direniş Cephesi'nin ve dünyadaki tüm özgürlük savaşçılarının zihinlerine kazıyacak, onların kalplerinde o gururu yeşertecek şekilde anlatmayı başaramadık.

Savaş esnasında verdiğim röportajların birinde bir hususun altını çizmiştim. Bizim amacımız Amerikan ordusunu veya Siyonist rejimi haritadan silmek değildi; aksine ABD ve İsrail'in, ilan edilmiş dokuz somut ve yazılı hedefle bize saldırmasına rağmen bu hedeflerin zerresine dahi ulaşamadıklarını göstermekti. Bu sonuç, ABD ve Siyonist rejim için mutlak bir hezimetken, bizim için tarifsiz bir zafer tablosu oluşturuyor. Askeri ve diplomatik cephelerdeki bu zafer, doğrudan halkımızın direnişi ve çabasıyla kazanıldı.

Askeri ve diplomatik sahadaki bu şanlı zafer, İran halkının omuzlarında yükseldi. Çünkü daha ilk günden itibaren İran milleti sahneye çıktı; inancı, mezhebi ve etnik kökeni ne olursa olsun 90 milyon insandan oluşan bu devasa güç tek yürek oldu. Kelimenin tam anlamıyla şaha kalkarak İran İslam Cumhuriyeti'ni, vatan topraklarını ve devrimin değerlerini gururla savundular.”

Kaynak:Yakın Doğu Haber