Fed için karar günü: Piyasalar faiz artışını büyük ölçüde fiyatladı
Küresel piyasaların beklediği kritik gün geldi. ABD Merkez Bankası'nın (Fed) 15-16 Eylül tarihlerinde gerçekleştirdiği Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısı bugün tamamlanacak.
Fed faiz kararını Türkiye saatiyle 21.00'de açıklayacak. Fed Başkanı Kevin Warsh ise saat 21.30'da kameraların karşısına geçerek para politikasının geleceğine ilişkin mesajlar verecek.
Fed'in mevcut politika faizi yüzde 3,50-3,75 aralığında bulunuyor. Temmuz toplantısında faizleri değiştirmeyen banka açısından eylül toplantısı, para politikasında yeni bir sıkılaşma döneminin başlangıcı olup olmayacağı bakımından kritik önem taşıyor.
Karar öncesinde piyasa beklentileri belirgin biçimde faiz artışı yönüne kaymış durumda. Vadeli piyasalardaki fiyatlamalar 25 baz puanlık artış olasılığını yüzde 90'ın üzerine taşırken, son veriler bu ihtimalin yaklaşık yüzde 93'e ulaştığını gösteriyor.
Böyle bir karar alınması halinde politika faizi yüzde 3,75-4,00 aralığına çıkacak ve Fed üç yılı aşkın sürenin ardından ilk kez faiz artırmış olacak.
Goldman Sachs, JPMorgan ve Morgan Stanley beklentilerini değiştirdi
Wall Street'in önde gelen kuruluşları da karar öncesinde tahminlerini daha sıkı para politikası yönünde güncelledi.
Goldman Sachs daha önce faizin sabit tutulacağı yönündeki beklentisini değiştirerek 25 baz puanlık artış öngörmeye başladı. JPMorgan da eylül ayında çeyrek puanlık artış beklerken, aralık ayında ikinci bir artış ihtimalini öne çıkarıyor.
Morgan Stanley de son aşamada tahminini değiştiren kuruluşlar arasına katıldı. Kurumun ekonomistleri, enerji fiyatlarındaki yükseliş, yapay zekâ yatırımlarının desteklediği güçlü talep ve enflasyon risklerini gerekçe göstererek eylül ayında faiz artışı beklediklerini açıkladı.
Beklentilerdeki değişimde özellikle petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkması ve ABD'de son enflasyon göstergelerinin tahminlerden güçlü gelmesi etkili oldu.
51 ekonomistin 50'si: Fed faizi artırmalı
Faiz artışı beklentisini destekleyen bir başka gösterge ise ekonomistler arasında yapılan son anket oldu.
Chicago Booth tarafından yapılan ve 51 ekonomistin katıldığı araştırmada 50 ekonomist Fed'in mevcut yüzde 3,50-3,75 aralığındaki politika faizini yükseltmesi gerektiği görüşünü dile getirdi.
Katılımcıların büyük bölümü 25 baz puanlık artışı savunurken, yüzde 14'lük kesim 50 baz puanlık daha sert bir adım atılması gerektiğini belirtti.
Bu görüşün arkasındaki temel gerekçelerden biri, İran savaşıyla birlikte yükselen enerji fiyatlarının ABD'deki enflasyon baskısını daha da artırma ihtimali.
Fed'in yakından takip ettiği kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksinin yüzde 2'lik hedefin üzerinde seyretmesi de bankanın üzerindeki sıkılaşma baskısını artırıyor.
S&P 500 için kritik soru: Tek artış mı, yeni bir döngü mü?
Hisse piyasaları açısından yalnızca bugünkü faiz kararı değil, Fed'in bundan sonra ne yapacağı daha önemli olacak.
25 baz puanlık faiz artışının piyasalarda büyük ölçüde fiyatlanmış olması nedeniyle tek başına kararın Wall Street üzerinde kalıcı bir satış baskısı oluşturmayabileceği değerlendiriliyor.
Ancak Fed'in yayımlayacağı ekonomik projeksiyonlar ve özellikle FOMC üyelerinin faiz beklentilerini gösteren "dot plot", piyasanın yönü açısından kritik olacak.
Fed'in 25 baz puanlık artış yaptıktan sonra bekle-gör politikasına geçeceği mesajı vermesi hisse piyasalarını rahatlatabilir.
Buna karşılık yeni bir faiz artırım serisinin başladığı yönündeki sinyaller, şirketlerin finansman maliyetlerinin daha uzun süre yüksek kalacağı beklentisini güçlendirerek teknoloji hisseleri başta olmak üzere Wall Street üzerinde satış baskısı yaratabilir.
Yapay zekâ yatırımlarının sürmesi ise teknoloji şirketleri ve dolayısıyla S&P 500 açısından önemli bir dengeleyici unsur olmaya devam ediyor.
Fed faizi artırmazsa piyasa neden daha sert tepki verebilir?
Kararın en dikkat çekici senaryolarından biri ise Fed'in faizleri değiştirmemesi.
Normal koşullarda faiz artırımından vazgeçilmesi hisse piyasaları açısından olumlu görülebilir. Ancak mevcut durumda piyasaların 25 baz puanlık artışı çok yüksek oranda fiyatlamış olması tabloyu tersine çevirebilir.
Fed'in sürpriz biçimde faizleri sabit bırakması, yatırımcıların bankanın enflasyon karşısındaki kararlılığını sorgulamasına yol açabilir.
Bu nedenle bazı piyasa değerlendirmelerinde faiz artırımından vazgeçilmesinin hisse piyasasında rahatlama yaratmak yerine ilk aşamada oynaklığı artırabileceği belirtiliyor.
Dolarda asıl belirleyici Fed'in ikinci hamlesi olacak
Dolar açısından da gözler yalnızca bugünkü faiz kararında olmayacak.
25 baz puanlık artışın büyük ölçüde fiyatlanması nedeniyle doların bundan sonraki yönünü Fed'in aralık toplantısı ve 2027 faiz patikasına ilişkin mesajlarının belirlemesi bekleniyor.
Fed'in ek faiz artışlarının masada kalacağını göstermesi, ABD tahvil getirilerini destekleyerek doların küresel para birimleri karşısında güçlenmesine yol açabilir.
Buna karşılık faiz artırıldıktan sonra uzun süre beklemeye geçileceği mesajının verilmesi doların kazanımlarını sınırlayabilir.
Faizin sabit tutulması ise mevcut piyasa fiyatlaması dikkate alındığında dolar üzerinde daha belirgin satış baskısı yaratabilecek senaryolar arasında bulunuyor.
ABD 10 yıllıklarında yüzde 5 kritik eşik
Tahvil piyasası Fed toplantısına en hassas alanlardan biri olarak öne çıkıyor.
ABD 10 yıllık tahvil getirisi karar öncesinde yüzde 5 civarında seyrediyor. Bu nedenle yüzde 5 seviyesi piyasalarda psikolojik ve teknik açıdan kritik eşiklerden biri haline geldi.
Fed'in beklenenden daha şahin bir mesaj vermesi halinde kısa vadeli tahvil getirilerinin yeniden yükselmesi mümkün.
Uzun vadeli tahviller açısından ise tablo daha karmaşık. Yatırımcıların Fed'in enflasyonu kontrol altına alabileceğine ikna olması uzun vadeli enflasyon beklentilerini aşağı çekebilir. Buna karşılık enflasyonun kalıcı hale geldiği endişesinin güçlenmesi uzun vadeli faizlerde yeni yükseliş yaratabilir.
Altın Fed kararını 4 bin 300 doların üzerinde bekliyor
Fed kararının en fazla etkileyebileceği varlıklardan biri de altın.
Altın fiyatları karar günü oldukça dalgalı bir seyir izlerken New York altın vadeli işlemleri gün içinde 4 bin 300 doların üzerinde hareket etti.
Faiz artışı normal koşullarda faiz getirisi bulunmayan altın açısından baskı oluşturuyor. Özellikle Fed'in yeni faiz artırımlarına açık kapı bırakması, tahvil getirileri ve dolardaki yükseliş üzerinden altın fiyatlarını aşağı çekebilir.
Ancak jeopolitik risklerin devam etmesi, merkez bankalarının altın talebi ve yatırımcıların güvenli liman arayışı değerli metalde olası geri çekilmeleri sınırlayabilecek faktörler arasında bulunuyor.
Fed'in sürpriz biçimde faizleri sabit bırakması veya gelecekteki sıkılaşmaya ilişkin daha yumuşak mesajlar vermesi ise altında yeni bir yükseliş hareketinin önünü açabilir.
Piyasalar Warsh'ın mesajlarına odaklanacak
Bu nedenle yatırımcıların asıl sınavı saat 21.00'de açıklanacak faiz oranından çok, yarım saat sonra başlayacak basın toplantısında yaşanabilir.
Fed Başkanı Kevin Warsh'ın enflasyon, enerji fiyatları ve gelecekteki faiz artırımlarına ilişkin kullanacağı ifadeler dolar, altın, tahvil ve hisse piyasalarında kararın kendisinden daha güçlü fiyat hareketleri yaratabilir.
Özellikle üç soru piyasaların yönünü belirleyecek:
Fed'in olası 25 baz puanlık artışı tek seferlik bir ayarlama mı olacak, yoksa yeni bir faiz artırım döngüsünün başlangıcı mı?
Aralık ayında ikinci bir faiz artışı gündeme gelecek mi?
Fed, enerji fiyatlarındaki yükselişi geçici bir şok olarak mı görüyor, yoksa kalıcı enflasyon tehdidi olarak mı değerlendiriyor?
Bu soruların yanıtları yalnızca Wall Street'in değil, doların, ABD tahvillerinin, altının ve gelişmekte olan ülke piyasalarının da önümüzdeki aylardaki yönünde belirleyici olacak.
