EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu, 12. Yargı Paketi kapsamında miras kalan taşınmazlarda ortaklığın giderilmesine ilişkin düzenlemeler içeren yasa teklifine ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Platform, teklifin teknik ve usule ilişkin bir değişiklik gibi sunulmasına rağmen özellikle kadınlar ile ekonomik açıdan dezavantajlı mirasçılar bakımından ciddi hak kayıpları doğurabileceğini ileri sürdü.
Açıklamada, Adalet Komisyonu'ndan geçen ve TBMM Genel Kurulu'nda görüşülmesi beklenen düzenlemeyle, ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilen miras taşınmazlarında ilk açık artırmanın yalnızca mirasçılar arasında yapılmasının öngörüldüğü belirtildi.
EŞİK'e göre, ilk ihalenin yalnızca mirasçılar arasında gerçekleştirilmesi ve satışın muhammen bedelin yüzde 100'ü üzerinden başlatılması uygulaması, özellikle ekonomik gücü daha düşük olan kadın mirasçıların aile içi baskılara açık hale gelmesine neden olabilir.
Platform açıklamasında, kadınların miras süreçlerinde yalnızca ekonomik değil, psikolojik baskı ve şiddetle de karşı karşıya kaldıklarına dikkat çekilerek şu değerlendirmeye yer verildi:
"İlk aşamada aile içi çözüm ve uzlaşma hedefi, ekonomik gücü daha zayıf olan kadın mirasçılar için baskı ve şiddet aracına dönüşebilir."
"Geçmiş düzenlemeler kaygıları artırıyor"
EŞİK, miras hakkına ilişkin endişelerinin yalnızca mevcut yasa teklifiyle sınırlı olmadığını da vurguladı.
Platform, 2024 yılında tapu işlemlerinde arabuluculuk uygulamalarını genişleten düzenlemelerin resmi denetimi zayıflattığını savunduklarını hatırlattı. Açıklamada ayrıca, 2025 yılında okunan bazı hutbelerde kadınların erkeklerin yarısı kadar miras almasını öngören dini yorumların öne çıkarılmasının da anayasal eşitlik ilkesine aykırı olduğu görüşü dile getirildi.
"Yeni mali yükler kadınları dezavantajlı hale getirebilir"
Açıklamada eleştirilen bir diğer düzenleme ise ortaklığın giderilmesi davalarında artırmaya katılacak mirasçılar için teminat yatırma zorunluluğu oldu.
Mevcut uygulamada payı oranında teminat yatırmaktan muaf olan mirasçıların bu istisnasının kaldırılmasının planlandığını belirten EŞİK, bunun kadınlar başta olmak üzere ekonomik imkânları sınırlı mirasçıların ihaleye katılımını zorlaştırabileceğini ifade etti.
Platform, teminat, vergi ve harç gibi mali yüklerin artmasının kadınların taşınmaz hisselerini gerçek değerinin altında devretmeye zorlanmasına yol açabileceğini savundu.
"Hazineye tanınan muafiyet de eleştiriliyor"
EŞİK açıklamasında, teklif kapsamında Hazinenin açık artırmalara teminat göstermeden katılabilmesine ilişkin düzenlemenin de yer aldığı belirtilerek, bunun yalnızca kadınları değil ekonomik açıdan dezavantajlı tüm mirasçıları olumsuz etkileyebileceği görüşü dile getirildi.
Platform, düzenlemenin bu haliyle yasalaşması durumunda hem eşit miras hakkı hem de mülkiyet hakkı açısından yeni riskler doğabileceğini öne sürdü.
Kadınlara hukuki uyarılar
EŞİK, açıklamasında kadınlara yönelik bazı hukuki uyarılarda da bulundu.
Platform;
- Medeni Kanun'a göre kadın ve erkeklerin miras paylarının eşit olduğunu,
- İçeriği okunmayan hiçbir belgeye imza atılmaması gerektiğini,
- Tapu ve noter işlemlerinin mümkün olduğunca bizzat yürütülmesini,
- Arabuluculuk sürecinin anlaşma zorunluluğu anlamına gelmediğini,
- Baskı ve tehdit durumlarında barolar ile kadın örgütlerinden hukuki destek alınmasını
önerdi.
Açıklamanın sonunda ise şu ifadeler kullanıldı:
"Eşit miras hakkımız da dahil büyük bedeller ödeyerek elde ettiğimiz hiçbir medeni hakkımızdan vazgeçmeye niyetimiz yok. Yasalara dokunmayın, uygulayın. Hayatlarımızdan, haklarımızdan, hayallerimizden vazgeçmeyeceğiz."
Basın açıklamasının tam metni:
"Adalet Komisyonu’ndan geçen ve yakında TBMM Genel Kurulu’na inecek olan yasa teklifinde, miras kalan taşınmazlarda ortaklığın giderilmesi usullerinin değiştirilmesine dair düzenlemeler yer almaktadır. Yapılmak istenen düzenlemeler sadece usule ilişkinmiş, bürokrasiyi azaltacakmış, herkes için eşit ve objektifmiş gibi gözükse de başta kadınlar ve ardından yoksullar açısından hak kaybına ve ayrımcı sonuçlara yol açma riskleri vardır.
Yapılmak istenen değişiklikte, miras kalan taşınmazlarda ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi durumlarında yapılacak birinci açık artırmanın sadece malik olan mirasçılar arasında gerçekleştirilmesi istenmektedir. Bu artırmanın muhammen (varsayılan/tahmini) bedelin yüzde 100’ü üzerinden yapılması da istenen değişiklikler arasındadır. Yani kadınlar hem “ailenin erkek bireyleri arasında” yürütülen bir süreçle dışlanabilecek; hem de ödenecek masrafların büyük oranda artmasıyla karşı karşıya kalabilecektir. Miras haklarına sahip çıkmaya çalışan birçok kadının, başta psikolojik ve ekonomik şiddet olmak üzere farklı şiddet türlerine maruz kaldığı bilinmektedir ve bu şiddet daha da artabilir.
Bu teklif, kadınların miras ve mülkiyet hakları aleyhine sonuçlar doğurması muhtemel ilk girişim değil. 2024 yılında torba yasalarla yapılan değişikliklerin ardından yürürlüğe giren "Tapu Sicilinde Arabuluculuk Uygulamaları Genelgesi" ile resmi denetimin zayıflatılmasının yarattığı riskleri kamuoyuyla paylaşmış; kadınları mülkiyet gaspına karşı uyarmıştık. 2025 yılında da Diyanet, Anayasayı ve laiklik ilkesini hiçe sayarak camilerde, kadınlara erkeklerin yarısı kadar mirasa razı olmaları; olmazlarsa “Allah’ın takdirine” karşı gelecekleri, “ilahî adalete” karşı çıkmış olacakları yönündeki hutbeyi okuttu. Bir yandan tapu işlemlerinde arabuluculuk getirerek kadınların tapulu mallarda eşit miras hakkı yok edilmeye çalışılırken, bir yandan da Diyanet eliyle kadınların miras hakkı tamamen yarıya indirmek istendi, isteniyor. Tüm bunlar, bugün konuştuğumuz yasa teklifindeki kaygılarımızın zeminini oluşturmaktadır.
Ekonomik şiddetin önünü açan girişimlere sessiz kalmayacağız
Türkiye’deki derin cinsiyet eşitsizliği nedeniyle kadınlar erkeklerle eşit ekonomik koşullara sahip değildir. Gelir, birikim, krediye erişim, mülkiyet edinimi vb. bakımından kadınlar aleyhine var olan eşitsizlikler, miras süreçlerinde de etkisini göstermektedir. Hileli yollarla kız çocuklarından miras kaçırılması zaten yaygın bir durumken bir de ortaklığın giderilmesi davalarında “ilk ihalenin aile arasında yapılması” yönünde yasa değişikliği yapılırsa, miras paylaşım süreci birçok kadın açısından tam bir ekonomik şiddet sarmalına dönecektir. İlk aşamada aile içi çözüm ve uzlaşma hedefi, ekonomik gücü daha zayıf olan kadın mirasçılar için baskı ve şiddet aracı olabilir. “Anlaşmazsan dava açarız”, “satışa çıkarırız”, “yıllarca sürünürsün”, “şimdi kabul et” gibi söylemlerle kadınlar, kendilerine miras kalan taşınmaz paylarını gerçek değerinin altında satmaya mecbur bırakılabilir.
Teklifin gerekçesinde, “ilk açık artırmada mirasçılar dışında alıcıların girmesi engellenerek malın öncelikle mirasçılar arasında kalması sağlanmaktadır” denmektedir. Ancak örneğin usulsüz tebligatlar yapılarak başta kadınlar olmak üzere kimi mirasçıların paylaşımdan dışlanmasını önlemeye yönelik tedbirler alınmamaktadır.
Öte yandan teklifle, ilk ihalenin muhammen (varsayılan/tahmini) bedelin yüzde 100’ü üzerinden yapılması düzenlenmesi getirilmek istenmektedir. Ayrıca, yapılacak değişiklikle, ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde artırmaya katılmak isteyen pay sahibinin payı oranında teminat yatırmaktan muaf olmasına ilişkin hüküm yürürlükten kaldırılmaktadır. Bu durumda satışa katılmak isteyen herkes teminat yatırmak zorunda kalacaktır. Bu değişikliğin gerekçesi olarak “zaman zaman da teminat yatırmamanın sağladığı imtiyazdan yararlanarak fahiş oranda en yüksek teklifi sunmak suretiyle ihalenin kendisinde kalmasını sağlayan pay sahibinin sonradan ihale bedelini ödemeyerek ihalenin iptaline neden olması” gösterilmektedir.
Bu durumda, yatırılması gereken teminat, vergi, harç gibi masrafların tümü artacaktır. Bu da nakit sermayesi ve ekonomik gücü zayıf olan kadın mirasçıları, mülklerini piyasa değerinin çok altında erkek kardeşlerine devretmeye mecbur bırakabilir. Ayrıca teklifte hazinenin tüm açık artırmalara teminattan muaf girmesine dair bir değişiklik de yer almaktadır. Bu durumda, kadınların mallarına erkek kardeşleri el koymasa bile bu kez de devletin el koymasının önü açılabilir. Üstelik hazinenin teminattan muaf tutulması sadece kadınların değil, ekonomik olarak dezavantajlı durumda olan kadın erkek fark etmeksizin tüm mirasçıların aleyhine olabilecektir.
Herkesin miras ve mülkiyet hakkı tehdit altında girebilir.
Yapılacak düzenlemede bu sakıncaların giderilmesi için özel önlemler alınması ve yurttaşlara yeni yeni maddi külfetler getirilmemesi gerekmektedir.
Tüm kadınlara çağrımızdır: mirasla ilgili tüm işlemlerinizde bu bilgileri dikkate alın
- Medeni Kanun'a göre kadın ve erkeğin miras payı eşittir. Hiç kimse sizi hakkınızdan vazgeçmeye ya da daha azına razı gelmeye zorlayamaz.
- Notersiz devir veya hızlı prosedür adı altında önünüze konan, içeriğini anlamadığınız veya boş olan hiçbir adi yazılı evraka imza atmayın, parmak basmayın.
- Tapu, noter ve arabuluculuk işlemlerinizi (kendi güvendiğiniz avukatınız hariç) başkalarına vekalet vererek değil, mümkünse bizzat kurumlara giderek ve metinleri okuyarak gerçekleştirin.
- Ortaklığın giderilmesi davalarındaki zorunlu arabuluculuk süreci, anlaşma zorunluluğu anlamına gelmez. Hak kaybı hissettiğiniz an masadan kalkabilirsiniz.
- Baskı, tehdit veya manipülasyonla karşılaştığınızda kolluk kuvvetlerine başvurun ve hukuki destek için derhal bulunduğunuz yer barosuna ve kadın örgütlerine ulaşın.
Eşit miras hakkımız da dahil büyük bedeller ödeyerek elde ettiğimiz hiçbir medeni hakkımızdan vazgeçmeye niyetimiz yok.
Yasalara dokunmayın, uygulayın.
Hayatlarımızdan, haklarımızdan, hayallerimizden vazgeçmeyeceğiz!"
Haber Merkezi
