Eşitlik İçin Kadınlar Platformu (EŞİK), İzmir’de engelli ve lösemi hastası oğlu Ahmet Barış Kandemir’i öldürdükten sonra yaşamına son veren Nurten Kandemir’in ölümünün ardından yapılan haber ve değerlendirmelere ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı.

EŞİK, olayın “aile faciası”, “bunalıma giren anne” gibi ifadelerle aktarılmasının yaşananları bireysel bir çaresizlik ve aile içi meseleye indirgediğini belirtti. Platforma göre olay, Türkiye’de sağlık ve bakım hizmetlerinin büyük ölçüde ailelerin sorumluluğuna bırakılmasının ortaya çıkardığı daha geniş bir bakım krizinin sonucu olarak ele alınmalı.

Açıklamada, İzmir’de yaşanan olayın münferit olmadığına dikkat çekilerek geçmiş yıllarda Denizli, Bursa ve Trabzon’da da benzer vakaların yaşandığı hatırlatıldı.

EŞİK, özellikle Trabzon’da 2023 yılında 80 yaşındaki bir babanın zihinsel engelli 52 yaşındaki kızını öldürdükten sonra yaşamına son vermesi ve geride “Ben ölürsem kızıma kim bakacak?” sorusunu bıraktığının aktarılmasını, bakım krizinin yarattığı kaygının çarpıcı bir göstergesi olarak değerlendirdi.

“Bakım yalnızca kadınların ve ailelerin işi değil”

Platform, bakım emeğinin tarihsel olarak kadınların üzerinde daha fazla yoğunlaştığını ancak bakım ihtiyacının yalnızca belirli ailelerin sorunu olmadığını vurguladı.

Hastalık, engellilik ve yaşlılık gibi durumlarda bakım ihtiyacının ağırlaşabildiğine dikkat çeken EŞİK, bu sorumluluğun tek tek aile bireylerine bırakılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti.

Açıklamada, ağır hastalıkların tedavi ve ilaç giderlerinin yanı sıra sürekli bakım ihtiyacı nedeniyle aileler üzerinde ciddi ekonomik ve duygusal baskı oluşturduğu belirtildi. Engellilik ve yoğun bakım ihtiyacının da tabloya eklenmesiyle bakım veren kişilerin fiziksel ve ruhsal açıdan ağır bir yük altında kaldığına işaret edildi.

EŞİK, bakım üstlenen kişilere yalnızca evde bakım ödemesi veya geçici maddi yardımlar sağlanmasının yeterli olmadığını savunarak düzenli psikososyal destek, sosyal güvenlik güvencesi, yıpranma payı ve emeklilik hakkı gibi mekanizmaların oluşturulmasını istedi.

“Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı neredeydi?”

Açıklamada, hükümetin aile politikalarına yönelik söylemlerine de gönderme yapılarak şu sorular gündeme getirildi:

Aile yılları, aile on yılları ilan etmek kolay. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı neredeydi? Sağlık ve sosyal bakım hizmetleri neredeydi?

EŞİK, ailelerin ağır bakım yükünü paylaşacak kamusal destek mekanizmalarının neden yeterli olmadığının sorgulanması gerektiğini belirtti. Platform ayrıca engelli ve ağır hastalığı bulunan insanların yaşam hakkını güvence altına alacak sosyal devlet politikalarının neden etkin biçimde uygulanmadığını sordu.

Açıklamada, hasta, yaşlı, engelli ve özel gereksinimli bireylerin ailelerin ekonomik ve psikolojik dayanma gücüne terk edilmemesi gerektiği vurgulandı.

“Bakım bir sosyal yardım değil, haktır”

EŞİK’e göre yaşlı, engelli ve bakım ihtiyacı bulunan bireylerin kamusal bakım hizmetlerine erişimi yalnızca bir sosyal yardım politikası olarak değerlendirilemez. Platform, bakım hizmetlerini insan onuruna yaraşır yaşamın, sağlık hakkının ve sosyal devlet ilkesinin bir parçası olarak tanımladı.

Kamusal bakım politikalarının yalnızca bakım alan kişileri değil, bakım veren aile üyelerini de hak sahibi olarak görmesi gerektiği belirtilen açıklamada; sosyal hizmet danışmanlığı, dinlenme ve ara bakım olanakları ile ruh sağlığı desteğinin yaygınlaştırılması istendi.

EŞİK, uzun süreli bakım sorumluluğunun tükenmişlik, yalnızlık ve sosyal izolasyon gibi sonuçlar doğurabileceğini belirterek ruh sağlığı hizmetlerinin bakım politikasının tali bir unsuru değil, temel bileşenlerinden biri olması gerektiğini savundu.

“Mor-Yeşil-Kamucu” politika çağrısı

Platform, çözüm önerisini “Mor-Yeşil-Kamucu” sosyal politika yaklaşımı üzerinden ortaya koydu. Bu yaklaşımın bakım emeğini görünür ve değerli hale getirmeyi, bakım hizmetlerini kamusal bir hak olarak örgütlemeyi ve toplumsal refahı ekonomik politikaların merkezine yerleştirmeyi hedeflediği belirtildi.

EŞİK; gündüz ve gece kreşleri, yaşlı bakım merkezleri, engelli ve özel gereksinimli bireyler için rehabilitasyon merkezleri, bakım verenler için “mola evleri” ve erişilebilir yaşam alanlarının kamusal sosyal altyapının temel unsurları arasında yer alması gerektiğini ifade etti.

Platform, bakım sorumluluğunun ailelerin ekonomik ve duygusal kapasitesine terk edilmemesi gerektiğini belirterek bakım hakkının herkes için güvence altına alınmış evrensel bir yurttaşlık hakkına dönüştürülmesi çağrısında bulundu.

Açıklamanın sonunda EŞİK, bakımın bireylerin ve ailelerin tek başına üstlenmek zorunda kaldığı bir yük değil, toplumun ve devletin ortak sorumluluğu olduğunu vurgulayarak “Bakım Toplumu”nu kurana kadar mücadeleyi sürdüreceğini bildirdi.

Haber Merkezi