Yeryüzü TV'de Çağlar Tekin'in hazırlayıp sunduğu programın konuğu olan dış politika uzmanı Engin Solakoğlu, ABD ile İran arasında yeniden başlayan askeri çatışmaları çok boyutlu şekilde değerlendirdi. Programda Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimden NATO'nun son zirvesine, Irak'taki yeni yönetimden Türkiye'nin dış politikasına kadar birçok başlık ele alındı.

"Savaş bitmedi, sadece yeni bir aşamaya geçti"

Programın açılışında konuşan Solakoğlu, mart ayında başlayan müzakere sürecinin kalıcı bir barış sağlamadığını belirterek, ABD'nin yeniden askeri seçeneğe yöneldiğini söyledi.

Solakoğlu'na göre Washington, İran'a karşı kesin bir sonuç alamadığı için çatışmayı tamamen sonlandıramıyor; ancak savaşın ekonomik ve askeri maliyetleri nedeniyle de kapsamlı bir savaşı sürdürecek durumda bulunmuyor. Bu nedenle bölgede "aralıklı fakat sürekli devam eden" yeni bir çatışma modeli oluşuyor.

İran'ın füze ve İHA üretim kapasitesini koruduğunu vurgulayan Solakoğlu, kara harekâtı ihtimalinin ise ABD açısından son derece riskli olacağını ifade etti.

Hürmüz Boğazı küresel ekonominin en kritik başlığı

Programda Hürmüz Boğazı üzerindeki gelişmeler de ayrıntılı biçimde değerlendirildi.

Solakoğlu, Donald Trump'ın önce Hürmüz'den geçen gemilere yüzde 20 oranında geçiş ücreti uygulanmasını gündeme getirdiğini, ardından gelen tepkiler üzerine geri adım attığını hatırlattı.

Bu tür açıklamaların küresel ticaret üzerinde doğrudan etkiler yarattığını belirten Solakoğlu, özellikle Alman denizcilik sektörünün sert tepki gösterdiğini söyledi.

Buna karşılık İran'ın talep ettiği geçiş ücretinin çok daha düşük seviyelerde olduğunu belirten Solakoğlu, Hürmüz ve Babülmendep boğazlarında yaşanabilecek eş zamanlı krizlerin dünya ticaretini ve enerji piyasalarını ciddi biçimde etkileyebileceğini ifade etti.

"İran içeride de ciddi bir siyasi tartışma yaşıyor"

Solakoğlu, İran'da yalnızca dış cephede değil, iç siyasette de önemli tartışmalar yaşandığını söyledi.

Parlamentoda çok sayıda milletvekilinin ABD ile yapılan mutabakata tepki gösterdiğini belirten Solakoğlu, ülke içinde "neden müzakere edildiği" konusunda ciddi görüş ayrılıkları bulunduğunu dile getirdi.

İran yönetiminin bu iç tartışmaları dengelemeye çalıştığını ifade eden Solakoğlu, dış baskının yanında iç siyasi gerilimlerin de önümüzdeki dönemde belirleyici olacağını söyledi.

Lübnan ve Irak üzerinden yeni baskı hattı

Programda ABD'nin bölgesel stratejisi de masaya yatırıldı.

Solakoğlu, Lübnan'da İsrail'in askeri varlığının kalıcı hale getirilmesine yönelik girişimlerin sürdüğünü, Irak'ta ise Washington'un yeni hükümet üzerindeki etkisini artırmaya çalıştığını savundu.

Irak Başbakanı'nın Washington ziyareti ile imzalanan enerji anlaşmalarının da bu stratejinin bir parçası olduğunu belirten Solakoğlu, Hürmüz Boğazı'na alternatif enerji koridorları oluşturulmasının hedeflendiğini ifade etti.

Hakan Fidan'ın açıklamalarına eleştiri

Programın dikkat çeken bölümlerinden biri de Türkiye'nin dış politikası oldu.

Solakoğlu, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın İran ile İsrail'in bölgesel politikalarını aynı düzlemde değerlendiren açıklamalarını sert sözlerle eleştirdi.

İran ile İsrail'in aynı güvenlik anlayışı içinde değerlendirilmesinin doğru olmadığını savunan Solakoğlu, Türkiye'nin son aylarda izlediği dış politika çizgisinin de tutarsızlıklar içerdiğini öne sürdü.

Programda ayrıca Suudi Arabistan'ın Yemen politikası ve Körfez ülkelerinin ABD ile koordinasyonu da değerlendirildi.

NATO bildirisi ve Türkiye uyarısı

Solakoğlu, NATO zirvesinde Hürmüz Boğazı'nın sonuç bildirgesine girmesini önemli bir gelişme olarak değerlendirdi.

ABD Başkanı Donald Trump'ın ilerleyen süreçte NATO ülkelerinden Hürmüz Boğazı konusunda daha aktif destek isteyebileceğini söyleyen Solakoğlu, Avrupa ülkelerinin bu konuda isteksiz olduğunu ancak Türkiye'nin coğrafi konumu nedeniyle çok daha fazla risk taşıdığını ifade etti.

Türkiye'nin NATO içinde üstleneceği olası rollerin dikkatle izlenmesi gerektiğini belirten Solakoğlu, Ortadoğu'da yaşanacak yeni gelişmelerin Ankara'yı doğrudan etkileyebileceğini söyledi.

"Vekil güç" kavramına tepki

Programın son bölümünde Solakoğlu, Batı literatüründe sıkça kullanılan "İran'ın vekil güçleri" ifadesine de itiraz etti.

Hizbullah, Ensarullah ve Filistinli direniş hareketlerinin kendi tarihsel ve toplumsal dinamikleri bulunduğunu belirten Solakoğlu, bu yapıların yalnızca İran'ın yönlendirdiği unsurlar olarak tanımlanmasının gerçeği yansıtmadığını savundu.

Bu söylemin Batılı güvenlik çevreleri tarafından üretildiğini ifade eden Solakoğlu, bölgedeki aktörlerin yalnızca mezhep eksenli değerlendirilmesinin de yanıltıcı olduğunu dile getirdi.

Irak petrolleri ve Türkiye değerlendirmesi

Programın son bölümünde Irak petrolleri, ABD'nin Irak üzerindeki ekonomik etkisi ve Türkiye'nin uluslararası tahkim süreci de ele alındı.

Solakoğlu, Irak'ın petrol gelirleri üzerindeki ABD etkisinin ülkenin egemenliği açısından önemli bir sorun oluşturduğunu belirtirken, Türkiye'nin Irak petrolü nedeniyle karşı karşıya kaldığı uluslararası tahkim sürecinin uzun yıllardır devam ettiğini hatırlattı.

Enerji koridorları ve Hürmüz Boğazı etrafında şekillenen yeni jeopolitik rekabetin önümüzdeki dönemde bölge siyasetinin en önemli başlıklarından biri olacağını söyledi. 

Programın tamamını izlemek için tıklayın

Haber Merkezi