49 komünist ve işçi partisinden 100’ün üzerinde delegenin katıldığı 24. Uluslararası Komünist ve İşçi Partileri Toplantısı, Küba’nın başkenti Havana’da başladı.

Küba Komünist Partisi’nin ev sahipliğinde düzenlenen toplantının bu yılki teması, “Fidel’in doğumunun yüzüncü yılında Küba Devrimi’nin mirasının savunulması ve sosyalist Küba ile dayanışmanın güçlendirilmesi; emperyalist saldırganlığa karşı barış için ortak mücadelenin büyütülmesi” olarak belirlendi.

Toplantının açılışında Küba Komünist Partisi Merkez Komitesi Birinci Sekreteri ve Küba Cumhuriyeti Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, Küba Komünist Partisi Siyasi Büro Üyesi ve Örgütlenme Sekreteri Roberto Morales Ojeda ile Küba Komünist Partisi Siyasi Büro Üyesi ve Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez Parrilla yer aldı.

Toplantının ilk açılış konuşmasını Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan yaptı. Okuyan’ın ardından Küba Komünist Partisi Siyasi Büro Üyesi Roberto Morales Ojeda konuştu.

Açılış konuşmalarının ardından Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez, Küba’ya yönelik ABD ablukasının niteliği ve sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Küba Komünist Partisi Merkez Komitesi Sekreteryası Üyesi ve Ekonomik Üretkenlik Departmanı Başkanı Jorge Luis Broche Lorenzo ise Küba’nın açıkladığı son ekonomi paketine ilişkin bilgi verdi.

Okuyan: “Fidel’in üç belirleyici özelliği vardı”

Konuşmasına toplantıya ev sahipliği yapan Küba Komünist Partisi yönetimine ve parti kadrolarına teşekkür ederek başlayan Kemal Okuyan, Küba’nın ABD ablukası nedeniyle karşı karşıya kaldığı zorluklara dikkat çekti.

Toplantının temasının, doğumunun 100’üncü yılı nedeniyle Fidel Castro’nun siyasal ve düşünsel mirasını da kapsadığını belirten Okuyan, Fidel’in yaşamının farklı dönemlerden geçtiğini ancak bu dönemlerin ortak bazı özellikler taşıdığını söyledi.

Okuyan, bu özellikleri “düşmana asla boyun eğmemek, devrimci ideallerden asla vazgeçmemek ve son derece güçlü bir ahlaki duruşu korumak” sözleriyle sıraladı.

“Fidel Castro, bu üç ilkeyi, içinde bulunulan koşulların sunduğu olanakları sınırlarına kadar zorlayarak savundu” diyen Okuyan, Küba Devrimi’nin tarihine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Devrimleri kışkırtanlar çok uluslu tekellerdir, NATO’dur”

ABD emperyalizminin Küba’ya ilişkin suçlamalarının gerçeği yansıtmadığını belirten Okuyan, Küba Devrimi’nin başka ülkeler tarafından planlandığı yönündeki iddiaları “büyük ve kirli bir yalan” olarak nitelendirdi.

Okuyan, gerçek devrimlerin dış güçlerin değil, ülkelerin kendi iç dinamiklerinin ürünü olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Çünkü devrimleri kışkırtanlar çok uluslu tekellerdir, NATO’dur, emperyalist savaşlardır, sömürüdür ve emperyalistlerin desteklediği diktatörlük rejimleridir.”

Komünistlerin her ülkede gerçek bağımsızlığı ve ülkelerin içişlerine müdahale edilmemesini savunduğunu belirten Okuyan, enternasyonalist bir çizgiye sahip olmakla birlikte her ülkedeki devrimci mücadelenin kendi kararlarını alabilen bağımsız bir öncü partiye ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Okuyan, Fidel Castro’nun önderlik ettiği Küba Devrimi’ni bu ilkenin başarılı bir örneği olarak gösterdi.

“Zincirlerini kırması gereken işçi sınıfıdır”

Kapitalizmin ve emperyalist sistemin yarattığı krizlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Okuyan, mevcut saldırılara karşı savunma taktiklerinin geliştirilmesi gerektiğini ancak bunun yeterli olmadığını ifade etti.

“Kapitalizme manevra yapması için zaman ve alan tanımaya devam ettiğimiz sürece felaketin boyutu daha da büyüyecektir” diyen Okuyan, sorunun tek tek politikalardan ya da emperyalist sistemin tepesindeki birkaç ülkeden ibaret olmadığını vurguladı.

Okuyan, kapitalizmin bir toplumsal sistem olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

“Kapitalizmin bir gün daha istikrarlı, daha düzenli ya da daha barışçıl bir döneme gireceğine inanmak için hiçbir neden yoktur. Bütün ekonomik ve siyasal göstergeler aynı yöne işaret ediyor. Kapitalizm zincirlerinden kurtulmuştur.

 Oysa zincirlerini kırması gereken işçi sınıfıdır.”

“Tarihsel bir kopuşa hazırlanmak kadar gerçekçi başka bir siyaset yok”

TKP’nin mücadele tarihine de değinen Okuyan, işsiz gençlerden emeklilere, işçilerden toplumun farklı kesimlerine kadar geniş bir toplumsal mücadele hattına vurgu yaptı.

Okuyan, kapitalist sistemin yarattığı kriz ve çelişkiler karşısında tarihsel bir kopuşa hazırlanmanın devrimci siyasetin temel görevi olduğunu söyledi.

Konuşmasını Küba’ya yönelik ABD ablukasının sona erdirilmesi çağrısıyla tamamlayan Okuyan, sözlerini şu ifadelerle bitirdi:

“Küba’ya yönelik abluka ve saldırganlık son bulmalıdır!

Ellerinizi Küba’dan çekin!

Yaşasın komünizm! Yaşasın Fidel!”

 

Morales Ojeda: “Kararlarımız Marksizm-Leninizm ve Fidel’in mirası esas alınarak alındı”

Kemal Okuyan’ın ardından konuşan Küba Komünist Partisi Siyasi Büro Üyesi Roberto Morales Ojeda, toplantının Küba’nın karşı karşıya bulunduğu “son derece karmaşık koşullar” altında gerçekleştirildiğini söyledi.

Küba’nın ekonomik, ticari ve mali abluka altında bulunduğunu belirten Ojeda, bu durumun yakıt, ilaç, gıda, yedek parça, yatırım, kredi ve kalkınma için gerekli diğer kaynaklara erişimi ciddi biçimde sınırlandırdığını ifade etti.

Küba’ya yönelik ülke sınırlarını aşan zorlayıcı yaptırımları kınayan Ojeda, bu politikaların ülke ekonomisini zayıflatmayı ve Küba üzerindeki baskıyı artırmayı amaçladığını söyledi.

Küba’nın son dönemde açıkladığı ekonomik önlem paketine de değinen Ojeda, alınan kararların Marksizm-Leninizm’in kuramsal temelleri, José Martí’nin düşünceleri, Fidel Castro’nun mirası ve Raúl Castro’nun öğretileri doğrultusunda şekillendirildiğini belirtti.

“Ya sosyalizm ya ölüm!”

Küba’da uygulanan ekonomik dönüşümlerin bağımsızlık ve egemenlik ilkeleri doğrultusunda gerçekleştirildiğini belirten Ojeda, amaçlarının devrimci hükümetin halkın çıkarlarını savunma ve ülkenin koşullarına uygun biçimde sosyalizmi inşa etmeyi sürdürme kapasitesini güçlendirmek olduğunu söyledi.

Fidel Castro’nun düşüncelerinin günümüzde de yol gösterici olduğunu ifade eden Ojeda, Küba’nın egemenliğinin savunulması, emperyalist saldırganlığın reddedilmesi ve sol ile ilerici güçlerin birliğinin önemine dikkat çekti.

Ojeda, komünist ve işçi partileri arasındaki dayanışmanın güçlendirilmesi çağrısında bulunarak konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Bizi daha güçlü kılan fikirlerimizi savunalım. Ve devrimcilere her zaman eşlik etmiş, bundan sonra da eşlik edecek olan güçlü silah, yani gerçeği savunalım. Her zamankinden daha büyük bir inançla haykıralım: Zafere kadar daima! Ya sosyalizm ya ölüm! Ya vatan ya ölüm, kazanacağız!”

Rodríguez: “ABD raporu yüzeysel, gerçek dışı ve tutarsız”

Açılış konuşmalarının ardından Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez, ülkesine yönelik ABD politikalarının niteliği ve sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Günümüzde uluslararası hukukun zayıfladığını ve devletlerin egemenliğine duyulan saygının aşındığını belirten Rodríguez, güç kullanımı, askeri saldırılar ve diğer ülkelerin içişlerine müdahale yoluyla hegemonya kurma girişimlerinin yaygınlaştığını söyledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından kısa süre önce yayımlanan Küba karşıtı rapora da değinen Rodríguez, söz konusu belgeyi “yüzeysel, gerçek dışı ve tutarsız” olarak nitelendirdi.

Rodríguez, raporda Küba’ya yöneltilen suçlamaları reddederken belgenin amacının “Küba ile gerçek dayanışma ifadelerini kriminalize etmek” ve toplumsal adalet, sivil haklar, ırkçılıkla mücadele ve barışın savunulması gibi başlıkları itibarsızlaştırmak olduğunu savundu.

“Devrimin temel ilkeleri müzakere edilmeyecek”

ABD’nin Küba’ya yönelik politikalarının ülkeye ağır ekonomik ve toplumsal zarar vermeyi sürdürdüğünü belirten Rodríguez, özellikle elektrik üretimi ve diğer stratejik sektörler açısından kritik öneme sahip yakıt, teknoloji ve temel girdilere erişimin kısıtlandığını söyledi.

Küba’nın karşılıklı saygı temelinde ikili diyaloğa açık olduğunu belirten Rodríguez, ülkesinin anayasal düzeni, ulusal egemenliği ve Devrim’in temel ilkelerinin müzakere konusu olmayacağını vurguladı.

Rodríguez, “Amerika Birleşik Devletleri hükümetiyle Küba Cumhuriyeti’nin içişleri ya da Küba Devrimi’nin ilkeleri hakkında hiçbir zaman müzakere yürütmeyeceğiz” dedi.

Kaynak: Sol Haber