Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi’nin 31 Mart 2026 tarihli raporuna göre, Türkiye’de geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 29,9’a ulaştı. Raporda geniş tanımlı kadın işsizliğinin ise yüzde 39,5 seviyesinde olduğu vurgulandı.
Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan Şubat 2026 Hanehalkı İşgücü Araştırması verilerine göre, mevsim etkisinden arındırılmış dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 8,5 olarak açıklanırken, geniş tanımlı işsizlik (âtıl işgücü) yüzde 29,9 seviyesine çıktı.
Dar ve geniş işsizlik arasındaki fark büyüyor
Şubat 2026 itibarıyla dar tanımlı işsiz sayısı 2 milyon 981 bin olarak hesaplandı. DİSK-AR’ın geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 109 bine ulaştı. İki veri arasındaki fark 21,4 puan olarak ölçülürken, bu durum işgücü piyasasındaki yapısal sorunların derinleştiğine işaret etti.
Geniş tanımlı işsiz sayısında son iki yılda 2,7 milyonluk artış yaşanırken, yalnızca son bir yıldaki artış 795 bin oldu.
5,4 milyon kişi iş bulamıyor
Dar tanımlı işsizlikte sınırlı bir gerileme eğilimi görülse de geniş tanımlı işsizlikte artış sürüyor. Şubat 2024’te 9 milyon 445 bin olan geniş tanımlı işsiz sayısı, Şubat 2026’da 12 milyon 109 bine yükseldi.
Türkiye genelinde 5,4 milyon kişi çalışmak istemesine rağmen iş bulamıyor. Ayrıca 3,8 milyon kişi haftalık 40 saatten az çalışmasına rağmen daha fazla çalışmak istediğini belirtiyor.
Zamana bağlı eksik istihdam kapsamındaki kişi sayısı Şubat 2026’da 3 milyon 766 bine ulaşarak dikkat çekici bir artış gösterdi.
Kadın işsizliği daha yüksek
Rapora göre kadınlarda işsizlik tüm kategorilerde erkeklerin üzerinde seyretmeye devam ediyor. Geniş tanımlı kadın işsizliği yüzde 39,5 olarak hesaplanırken, genç kadınlarda dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 21,8’e ulaştı.
İşsizlik ödeneğine erişim sınırlı
İşsizlik ödeneğinden yararlanma oranlarının düşüklüğü de raporda öne çıkan başlıklardan biri oldu. Buna göre her 10 işsizden 8’i işsizlik ödeneği alamıyor.
Şubat 2026 itibarıyla yaklaşık 2,4 milyon işsiz, işsizlik ödeneğinden yararlanamadı. Raporda, ödenek koşullarının ağırlığı ve işsizlik sigortası fonunun kullanım biçiminin bu tabloya neden olduğu ifade edildi.
Kaynak: Sol Haber
