“Cicada” olarak adlandırılan ve bilimsel adı BA.3.2 olan COVID-19 varyantı, son günlerde uluslararası basında yeniden gündeme gelmiş durumda. Omicron ailesine ait bir alt varyant olan bu virüs türü, ilk olarak Kasım 2024’te Güney Afrika’da tespit edildi. Ancak uzun süre sınırlı düzeyde kalan dolaşımı, 2025’in sonlarına doğru daha görünür hale geldi. Bugün itibarıyla 23 farklı ülkede izine rastlanan varyantın, Avrupa’nın bazı bölgelerinde vakaların kayda değer bir bölümünü oluşturduğu ifade ediliyor.

 

ABD’de ise varyantın varlığı ilk olarak 2025 yılında bir yolcu üzerinden kayda geçti. 2026 yılı başından itibaren hem sınırlı sayıda hasta örneğinde hem de atık su analizlerinde BA.3.2’ye rastlandı. Toplamda 25 eyalette izine ulaşılan varyantın, buna rağmen ülke genelindeki vakaların yüzde 1’inden daha azını oluşturduğu belirtiliyor. Bu durum, varyantın yayılım potansiyeline rağmen henüz baskın hale gelmediğini gösteriyor.

 

“Cicada” varyantını dikkat çekici kılan unsurların başında, spike proteininde taşıdığı yüksek mutasyon sayısı geliyor. Yetmişten fazla mutasyon içeren bu yapı, virüsün bağışıklık sisteminden kısmen kaçabilme ve daha kolay yayılabilme ihtimalini gündeme getiriyor. Ancak uzmanlar, bu özelliklerin toplum genelinde nasıl bir etki yaratacağını söylemek için henüz yeterli veri bulunmadığını vurguluyor.

 

Mevcut bulgular, varyantın daha ağır hastalığa yol açtığına ya da ölüm oranlarını artırdığına dair bir kanıt ortaya koymuş değil. Ayrıca hâlihazırda kullanılan COVID-19 aşılarının, ağır hastalık ve hastaneye yatış riskine karşı koruyuculuğunu sürdürdüğü belirtiliyor. Belirtiler açısından da önceki varyantlardan belirgin bir farklılık gözlenmiyor; öksürük, ateş, yorgunluk ve boğaz ağrısı gibi semptomlar yine en yaygın görülenler arasında yer alıyor.

 

Tüm bu veriler ışığında BA.3.2, yüksek mutasyon kapasitesi nedeniyle yakından izlenen bir varyant olarak öne çıkıyor. Ancak mevcut tablo, küresel ölçekte yeni ve büyük bir dalganın başladığını gösterecek düzeyde değil. Uzmanlar, ihtiyatlı olunması gerektiğini vurgularken, panik yaratacak bir durumdan söz etmek için henüz erken olduğu görüşünde birleşiyor.