Cam Sehpa, 2022 yapımı İspanyol filmi The Coffee Table (La mesita del comedor)’dan uyarlanmıştır. Yönetmenliğini Can Evrenol’un üstlendiği film, 2025 yapımı bir Türk gerilim ve kara komedisidir. Başrollerinde Alper Kul, Algı Eke ve Hatice Aslan yer almaktadır.
Filmin konusuna geldiğimizde, İbrahim ve Zehra yeni bebek sahibi olmuş bir çifttir. Dışarıdan bakıldığında sıradan bir aile görünümü çizen ikili arasında, gündelik yaşamın içinde zaman zaman fikir ayrılıkları yaşanmaktadır.Zehra daha baskın bir karakter olduğu hissedilirken, evin dekorasyonunda yine Zehra’nın isteklerinin ön planda olması İbrahim’de belirgin bir rahatsızlık yaratmaktadır.
Bir gün evlerine sehpa almaya karar veren çift, antika eşyaların satıldığı bir dükkâna gider. Burada da aralarındaki görüş ayrılıkları küçük tartışmalara dönüşür. İbrahim, antika camdan yapılmış bir sehpayı çok beğenirken Zehra bu seçimden hiç hoşlanmaz. Satıcı kadın ise sehpayı satabilmek için büyük çaba gösterir ve camının asla kırılmayacağını özellikle vurgular. Bu an, filmin kırılma noktalarından biri olarak değerlendirilebilir. Sonunda İbrahim, eşinin itirazlarına rağmen sehpayı satın alır ve birlikte eve dönerler. Eve geldiklerinde İbrahim büyük bir hevesle sehpayı monte etmeye başlar. Bebeğin de o sırada yanında olmasıyla birlikte film, bu noktadan sonra bambaşka bir yöne evrilir.
Film, klasik korku filmlerinin standart kalıplarından bazı yönleriyle ayrılmaktadır. Tür olarak psikolojik gerilim çerçevesinde değerlendirilebilecek yapım, alışılmış korku filmlerindeki olay odaklı anlatıdan ziyade izleyicide yoğun bir psikolojik rahatsızlık hissi yaratmayı amaçlar. Filmin temel amacı korkutmak değil, izleyiciyi huzursuz eden bir atmosferin içine çekmektir.
Yaşanan trajik olayın dehşeti ve İbrahim’in bu olayı gizleme çabası, izleyiciyi sürekli bir rahatsızlık duygusuyla baş başa bırakır. Bununla birlikte film, İbrahim’in içinde bulunduğu durum nedeniyle izleyiciyi ahlaki bir ikileme de sürükler. İbrahim gerçekten suçlu mudur, yoksa trajik bir kazanın mağduru mudur? Film, kesin cevaplar sunmak yerine bu sorular üzerinden izleyicinin zihninde bir çatışma yaratmayı tercih eder.
Alper Kul ve Algı Eke, başarılı oyunculuklarıyla filmin duygusunu seyirciye etkili bir şekilde aktarmayı başarıyor. Özellikle Alper Kul’un canlandırdığı İbrahim karakterinin yaşadığı suçluluk, panik, olayı gizleme çabası ve zaman zaman hissettirdiği masumiyet duygusu arasındaki geçişler oldukça başarılı bir performansla yansıtılmış. Alper Kul’un oyunculuğunu genel olarak beğenen biri olduğumu da belirtmek isterim. Bu filmde de karakterin yaşadığı psikolojik çöküşü inandırıcı bir biçimde seyirciye aktarabildiğini düşünüyorum.
Filme yönelik en önemli eleştirim ise finaliyle ilgili. Filmin ele aldığı konu ve kurduğu psikolojik gerilim atmosferi düşünüldüğünde, finalin beklediğimden daha hızlı ve daha sade bir şekilde sonuçlandığını düşünüyorum. Olayların kısa sürede çözüme ulaşması, filmin son ana kadar inşa ettiği gerilimin etkisini bir miktar azaltmış. Ben, psikolojik gerilim filmlerinde finalin daha belirsiz bırakılmasını ve izleyicinin zihninde soru işaretleri oluşturarak salondan ayrılmasını daha etkileyici buluyorum. Bu açıdan bakıldığında, filmin orijinalindeki finalin nasıl olduğunu bilmiyor olsam da, Cam Sehpa’nın finali biraz daha açık uçlu kurgulanabilirdi. Böyle bir tercih, filmin izleyiciyi rahatsız etme ve psikolojik olarak etkisi altında bırakma amacını daha güçlü biçimde destekleyebilirdi.
Sonuç olarak Cam Sehpa, alışılmış korku filmlerinden farklı bir yol izleyerek izleyiciyi ani korkularla değil, psikolojik baskıyla rahatsız etmeyi amaçlayan başarılı bir yapım. Her ne kadar finalini daha güçlü ve daha belirsiz kurgulanmış görmeyi tercih etsem de, film boyunca oluşturduğu gerilim atmosferi ve oyunculuk performansları sayesinde etkisini uzun süre koruyor. İzledikten sonra üzerine düşünmeye devam ettiren, seyircisini ahlaki ve psikolojik bir sorgulamanın içine çeken bir film olması, benim için en dikkat çekici yönlerinden biri oldu.
