Bolivya’da sağcı Devlet Başkanı Rodrigo Paz hükümetinin kemer sıkma ve özelleştirme politikalarına karşı başlayan protestolar ülke geneline yayıldı. İşçi sendikaları, madenciler, taşımacılar, öğretmenler, kamu emekçileri, köylü örgütleri ve yerli topluluklar, hayat pahalılığını artıran ekonomi programına karşı başkent La Paz’a yürüdü.

Mayıs başında grevlerle başlayan eylemler kısa sürede ulusal çapta bir protesto dalgasına dönüştü. Göstericiler, yakıt sübvansiyonlarının azaltılmasına, kamu harcamalarının kısılmasına, temel ihtiyaç ürünlerindeki fiyat artışlarına ve kamu şirketlerinin özelleştirilmesi yönündeki adımlara tepki gösteriyor.

Göreve geçen kasım ayında gelen Paz yönetimi, yaklaşık yirmi yıl süren sol ağırlıklı iktidar döneminin ardından “istikrar” ve “mali disiplin” söylemiyle kapsamlı bir kemer sıkma programını devreye sokmuştu. Ancak hükümetin attığı adımlar ekonomik krizi hafifletmek yerine toplumsal öfkeyi büyüttü.

Enflasyon yükseldi, yakıt krizi derinleşti

Bolivya son yılların en ağır ekonomik krizlerinden birini yaşıyor. Ülkede yıllık enflasyon geçen ay yüzde 14’e ulaşırken, akaryakıt ve temel tüketim ürünlerinde yaşanan sıkıntılar emekçi kesimlerin tepkisini artırdı.

Hükümetin asgari ücrete yüzde 20 zam ve bazı sosyal yardımlarda artış açıklaması da protestoları durdurmaya yetmedi. Göstericiler yalnızca ücret artışı değil, yakıt krizinin çözülmesi, fiyat artışlarının durdurulması, özelleştirme planlarının geri çekilmesi ve kemer sıkma programının iptal edilmesini talep ediyor.

La Paz’da hayat durma noktasına geldi

Başkent La Paz’da gerilim büyürken bazı bankalar güvenlik gerekçesiyle şubelerini geçici olarak kapattı. Banka çalışanları protestolar sona ermeden normal hizmete dönülmeyeceğini açıkladı.

La Paz ve El Alto çevresindeki yolların kapanması nedeniyle gıda, ilaç ve yakıt sevkiyatı da aksadı. Salı günü ülke genelinde en az 32 yolun ablukaya alındığı bildirildi.

Devlet enerji şirketi YPFB ise Senkata tesisindeki ve ülkenin farklı bölgelerindeki yol kapatmalar nedeniyle bazı bölgelere yakıt sevkiyatını askıya aldı.

Kent sakinleri sebze, dizel ve temel ihtiyaç ürünlerine erişmekte zorlandıklarını belirtirken, sağlık merkezlerinde ilaç ve tıbbi malzeme sıkıntısı yaşandığı ifade ediliyor.

ABD’den protestolara “darbe” suçlaması

Halk hareketi büyürken ABD yönetimi de Bolivya’daki gelişmelere doğrudan müdahil oldu. ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Christopher Landau, protestoları “darbe girişimi” olarak nitelendirerek Paz hükümetine destek verdi.

Landau, geçen yıl seçimleri kaybeden güçlerin hükümeti devirmeye çalıştığını savunurken, diğer Güney Amerika ülkelerini de protestoları kınamaya çağırdı. ABD’li yetkili ayrıca, Trump yönetiminin “hükümet karşıtı güçlerin başarılı olmaması” için çalıştığını söyledi.

Morales gerilimi büyüyor

Paz hükümeti protestoların arkasında eski Devlet Başkanı Evo Morales’e yakın çevrelerin bulunduğunu iddia ediyor. Ancak protestocular, eylemlerin temel nedeninin ekonomik kriz, hayat pahalılığı ve özelleştirme politikaları olduğunu vurguluyor.

Öte yandan Morales ve ona yakın kaynaklar, ABD güçleri ile Bolivya polisinin ortak bir operasyon hazırlığında olduğunu öne sürdü. Morales, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada hükümetin kendisine yönelik “yargısal ve medya eliyle bir zulüm” yürüttüğünü savundu.

İddiaların ardından Morales’in bulunduğu Chapare bölgesinde yerli topluluklar, koka üreticileri ve destekçileri eski liderin konutu çevresinde nöbet tutmaya başladı. Morales yanlıları, olası bir operasyon ya da tutuklama girişiminin ülke çapında daha büyük protestoları tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor.

Başkentte hükümet binalarının bulunduğu Plaza Murillo çevresinde güvenlik önlemleri artırılırken, polis göstericilere göz yaşartıcı gazla müdahale etti. Yerel basına göre ülke genelinde 100’den fazla kişi gözaltına alındı.

Sağcı hükümetin krizi derinleşiyor

Bolivya’da yaşanan gelişmeler, Paz hükümetinin “piyasa disiplini” ve “mali istikrar” adı altında yürüttüğü ekonomi programının toplumsal sınırlarına dayandığını gösteriyor. Hükümet, ekonomik krizin yükünü işçilere, köylülere ve kent yoksullarına yıkmaya çalışırken, ülkenin en örgütlü toplumsal kesimleri buna sokakta karşılık veriyor.

Washington yönetiminin protestoları “darbe” olarak tanımlaması ise Bolivya’daki mücadelenin yalnızca ülke içi bir kriz olmadığını ortaya koyuyor. Tartışmanın merkezinde, Latin Amerika’da sol iktidarlar sonrası kurulan siyasi dengelerin korunması ve buna karşı yükselen toplumsal itiraz yer alıyor.

Kaynak: Sol Haber